Belki de o yüzden cenneti sonsuz bir kitaplık olarak düşledin. Oysa ben kitaplığıma bakıyorum da… gördüğüm tek şey ölüm. Malzemesi ölümdür kitapların. Ölü ağaçlardan elde edilen kağıt, ölü hayvanların derilerinden yapılan ciltler, ölü yazarların sözleri. Orada öylece dururlar. Çok ayrıntılı bir mezarlıktır kütüphane. Üstelik insanlar tüm bu ölüm artıklarının zaman ötesine ulaşma gibi bir özelliğe sahip olduğunu düşünürler. Ne garip bir yanılsama. Oysa bir mumyadan fazlası değildir kitap. Düşüncenin mumyası.
“Niçin uyandırıyorsun beni, ey ilkbahar esintisi? Beni kışkırtıyorsun ve diyorsun ki: sana gökyüzünün çiğ damlalarını getireceğim! Halbuki yapraklarımın kuruması pek yakın, yapraklarımı dökecek olan fırtınaların gelmesi! Beni bütün güzelliğimle görmüş olan o gezgin, yarın bir gün gelecek. Kurlarda, her yerde beni arayacak gözleri, ama bulamayacak.”