Rüzgar, dışarıda, yaprakları okşuyor, elimizden kaçıp giden yaşam yarınsız ve projesiz bir mücevher halinde donuyor, insanların yazgısı, günlerin soluk ardışıklığından kurtulmuş, nihayet ışıkla çevriliyor ve zamanı aşarak, dingin yüreğimi tutuşturuyor.
Bir düşten çekip çıkarılmış gibi, kendi hareket edişimize bakıyoruz ve ilkel gereksinimlerimizin karşılanması için gereken dirimsel harcamayı saptamanın verdiği şaşkınlıkla, sanatın ne olduğunu kendi kendimize sorup duruyoruz.