Burak

Burak
@usburakk
539
Düşmanın düşmanı, düşman kaldıkça dosttur; düşman dostu, dost kaldıkça düşmandır
sözler yayınevi·Kitabı okuyor
Edebiyat
Reklam
Hakàik-ı îmâniye ve Kur'âniye birer elmas hükmünde olduğu hâlde, siyaset ile âlûde olsa idim; elimdeki o elmaslar iğfal olunabilen avâm tarafından, "Acaba tarafdâr kazanmak için bir propaganda-i siyaset değil mi?" diye düşünürler. O elmaslara, âdi şişeler nazarıyla bakabilirler. O hâlde ben o siyasete temâs etmekle, o elmaslara zulmederim ve kıymetlerini tenzîl etmek hükmüne geçer.
Sayfa 70 - sözler yayınevi·Kitabı okuyor
Çünkü îmânsızlık başka şeylere benzemiyor. Zulümde, fıskta, kebâirde birer menhus lezzet-i şeytaniye bulunabilir. Fakat îmânsızlıkta hiçbir cihet-i lezzet yok. Elem içinde elemdir, zulmet içinde zulmettir, azâb içinde azâbdır.
Sayfa 70 - sözler yayınevi·Kitabı okuyor
mesâil-i îmâniyeyi, mîzansız mücâdele sûretinde cemâat içinde bahsetmek câiz değildir. Mîzansız mücâdele olduğundan, tiryâk iken zehir olur. Diyenlere, dinleyenlere zarardır. Belki böyle mesâil-i îmâniyenin îtidâl-i demle, insafla, bir müdâvele-i efkâr sûretinde bahsi câizdir.
Sayfa 50 - sözler yayınevi·Kitabı okuyor
İslâmiyet, iltizamdır; îmân, iz'ândır. Tâbir-i diğerle: İslâmiyet, hakka tarafgirlik ve teslîm ve inkıyaddır; îmân ise, hakkı kabûl ve tasdiktir. Eskide bazı dinsizleri gördüm ki, ahkâm-ı Kur'âniyeye şiddetli tarafgirlik gösteriyorlardı. Demek o dinsiz, bir cihette Hakkın iltizamıyla İslâmiyete mazhardı; "dinsiz bir Müslüman" denilirdi. Sonra bazı mü'minleri gördüm ki, ahkâm-ı Kur'âniyeye tarafgirlik göstermiyorlar, iltizam etmiyorlar.. "gayr-ı müslim bir mü'min" tâbirine mazhar oluyorlar. Acaba; İslâmiyetsiz îmân, medâr-ı necât olabilir mi? Elcevab: Îmânsız İslâmiyet, sebeb-i necât olmadığı gibi; İslâmiyetsiz îmân da medâr-ı necât olamaz. Mektubat - 31
sözler yayınevi·Kitabı okuyor
Reklam