Kitaplar bizi başkalarının önüne ya da üstüne koymaz; başkalarının yanında durmamızda yardımcı olur. Bu sebeple bizler bir başka açıdan başarıya ulaşıyoruz aslında.
İnsan en nihayetinde bir ada değil midir? Bir ada kadar tek başına, bir ada kadar kimsesiz. Öte yandan tek başına ve kimsesiz olmanın aslında tamamıyla kötü olmadığı fikri kuşatıyor beni. Zira tek başına olmak beraberinde özgürlüğü getirdiği gibi kimsesiz olmak derinlere inmemize olanak sağlar. Karakterlerin bir ada gibi işlendiği ve bir ada misali yaşamış farklı bireylerin bulduğu romanlardan keyif alıyorum. ''A, sen burada mıydın?'', ''Evet, ben hep buradaydım.'' diyen romanlardan bahsediyorum. 'Doğrusu bunca zaman tek başımaydım ama artık o kadar ıssız kalmama gerek kalmadı, senin sayende' diyebilmek kalbimizde bir umudun doğmasını mümkün kılar.
Kitabı her açtığımda beni sımsıcak bir hava sarıyordu. Baharın tatlı esintisi dolaşıyordu sanki bedenimin etrafında. Birçok sözünü tekrar tekrar okudum. En ihtiyacım olduğu anda öyle cümleler karşıma çıktı ki hepsini birer birer not almak istiyorum. Pek çok problemin arasında bolca tebessüm ettiren bir kitap olduğunu net bir şekilde söyleyebilirim.