"Yolda giden iki bacaklıların tümüne, salt iki bacak üzerinde yürüdükleri, doğuracakları yavrularını dokuz ay karınlarında taşıdıkları için insan gözüyle bakamazsınız herhalde? Onlardan ne kadarının balık ya da koyun, ne kadarının solucan ya da kirpi , ne kadarının karınca, ne kadarının arı olduğunu görüyorsunuz sanırım! Doğru, her birininın içinde insan aşamasına yükselme olanakları saklı yatar, ama ancak bu olanakların sezgisine varıldığında, hatta bir bölümüyle onların nasıl bilinçli duruma getirileceği öğrenildiğinde, kendilerine sahip çıkabilir."
"Bizler, kişiliğimizin sınırlarını her zaman fazlasıyla dar çizeriz. Yalnızca bireysel bakımdan değişik gördüğümüz şeyi kişiliğimizin kapsamı içine alırız. Oysa dünyadaki her şey bizde, bizim her birimizde vardır; nasıl ki bedenimiz başlangıcı balığa ve hatta ondan da gerilere uzanan bir gelişim sürecinin izlerini taşıyorsa, ruhumuz da şimdiye kadar insanların ruhlarında yaşamış olan her şeyi kendisinde saklı tutar."
"..hani nasıl derler, bir "rastlantı sonucu". Aslında böyle rastlantılar yoktur. Bir kimse bir şeye mutlaka gereksinim duyuyor ve o şeyi ele geçiriyorsa, bunu ona sağlayan rastlantı değildir; kendisi, kendi içindeki istek ve zorunluluk onu çekip ilgili nesneye götürmüştür."