Sözlerinle ve yargılarınla beni nasıl üzüp utandırdığın konusunda gösterdiğin mutlak duyarsızlığı hiçbir zaman anlayamadım; öyle ki sanki kudretinden haberin yokmuş gibiydi.Benim de sözlerimle seni kırdığım çok oldu,ama sonrasında bunu daima anlardım, canım acırdı,ancak kendime hâkim olamaz, sözcüklerin ağzımdan çıkmasını engelleyemezdim, onları daha söylerken pişman olurdum.Ama sen sözcüklerinle kolayca hücuma geçerdin,ne söylerken ne de sonrasında birilerine acırdın,insan senin karşında tümüyle savunmasız kalırdı.
Asıl mesele, tutarsız mizacın gereği çocuğuna sürekli ve ilkesel olarak düş kırıklıkları yaşatmak zorunda olmandı, dahası malzemenin birikmesiyle bu tutarsızlık durmaksızın güçlenip sonunda alışkanlığa dönüşürdü.
Devasa adamın, babamın,en üst merciin neredeyse nedensiz gelivereceği,beni gece vakti yatağımdan alıp kapı önündeki koridora bırakabileceği ve onun gözünde böylesi bir hiç olduğum yönündeki kahredici düşünceyle yıllar sonra bile acı çektim.
Dünya benim diyenler?
Onlar dahi bu dünyaya geldi geçti,
Kervan gibi kondu göçtü.
Onları da ecel aldı,yer gizledi.
Fani dünya kime kaldı?
Gelimli gidimli dünya,
Önü sonu ölümlü dünya!