“Biliyor musun, insan üzgün olunca günbatımının tadına daha iyi varıyor.”
“Demek sen kırk dört günbatımı izlediğin gün pek üzgündün?”
Küçük Prens buna karşılık vermedi.
Bir gül fidanının ya da bir turpun filizi söz konusuysa istediği gibi gelişip serpilmesine karışmasak da olur.
Ama kötü bir bitkiyse görür görmez kökündensöküp atmalıyız onu.
Onu anlatmaya çalışmam unutmak istemeyişimdendir. İnsanın arkadaşını unutması ne acı. Kaldı ki arkadaşı olan kaç kişi var içimizde?
Bir gün onu unutursam gözleri sayılardanbaşka şey görmeyen büyüklere dönerim.
“Zararı yok,” dedi,
“bizim orada her şey öyle küçüktür ki!”
Sonra, belki biraz da üzüntüyle, ekledi:
“Gözünün alabildiğine de gitsen pek uzaklaşmış olmazsın bizim orada.”