Her kimsen, demişti bana.
Her kimsen.
Zamanı geriye alıp onun karşısına kendi benliğimle çıkabilseydim eğer, söylemek isterdim.
O, Devayı sever miydi, bilemezdim.
Ama o, benim için her kim olursa olsun kalbimdeki tek gerçek olurdu.
Bizim hikâyemiz başlamadan bitmeye mahkûmdu.
Yalanla başlayan her hikâye gibi.
Sayin sen, biliyorum sen de farkindasin. Hayat herkese adil bir sekilde güzel yanlarini göstermiyor.
Bazen arsiz olmak ve bagkalarina dogru gelmese de varinla yogunla savasmak gerekiyor.
Eğer ulaşamadığın o güzellikleri hak ettigini düsünüyorsan yilmadan çabala, tüm savas meydanlarindan disinle tirnaginla çik.
Ama önce kendini kurtar.
Her kimsen ve neysen.
Kalbimiz ise dünyamızın kıyametiydi fakat bizim kendi dünyamızda kıyamet sadece bir kez olmuyordu. Kalbin kıyameti; ellerimiz titrerken kaderin kahkahalarının duyulması, yangında boğazımız yanarken çiçeklerin daima canlı kalması, sular altında kalan hislerimizin tohumlarında papatyalar yeşermesi ve heyelan misali yıkılan duygularımızın bile yıkılırken daima gücü elinde tutması demekti.