Kişinin kendini kendi içinde fazlasıyla değersizleştirmeye devam ettiğini. Bunun sonunun da içsel çatışmalara, dışarıda kaosa ve kayıplara yol açacağını öngörmek çok da zor değildir.
Aşırı düşünme, düşüncelere takılma, bir şeylere takma ve orada debelenip durma bir noktada özgüvensizliğin, öz değer kaybının bir getirisidir
Başkalarının isteklerini yerine getirmek ve bunun karşılığında huzur içinde, güven dolu, sözde kalabalık ve keyifli (en azından sorunsuz) bir hayat yaşayacak olmak, onlar açısından yaşamın doğal bir döngüsüne dönüşür. Bu çocuklar artık "başkalarına göre" yaşamayı bildikleri için, "kendilerine uygun bir yaşam" tasarlamayı beceremezler, çünkü bunu tahayyül bile edemezler.