"Eğer Kuran her şeyi söylüyorsa, hiçbir şey söylemiyor demektir. Eğer Kuran her yere atıfta bulunuyorsa hiçbir şeye atıfta bulunmuyor." Yani ben bugünkü birikimimle, kendime has düşünce yapımla, Kuran'a gidiyorum, Kuran da nasılsa bana doğrudan hitap ediyor, beni bağlayan herhangi bir kıstas yok. Dolayısıyla orada ben aradığımı buluyorum. Bu aslında Kuran'a benim istediğimi söyletmek anlamına geliyor. Eğer Kuran bir şey söyleyecekse o zaman önce Kuran'ın ne dediğini, bunu anlayabilmek için de önce usullerini tespit etmem lazım... Bunun tespitinin koşulu da teker teker bütün nasları değerlendirebilmem; bunun ön koşulu da, bunu Arabi çerçeve içinde yapmam. Yani Rasûlullah'ın, ashabının anladığı manayı vererek... Her halükarda biz Kuran'ın ne dediğini nesnel bir biçimde ortaya koymazsak ve Kuran herkese hitap eder ve herkes de Kuran'da istediğini bulursa o zaman tam bir kaos ortaya çıkıyor ve müşterek hiçbir şey kalmıyor...
"Her türlü bilginin metaa dönüştüğü, dinî bilginin bütünlüğünü kaybedip parçalandığı çağımızda artık en büyük sorun bilgisizlik anlamında cehalet değil, usûlsüzlüktür."