Puan vermedi·248 syf.··
2026 37. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 17:32
Salai, babalığı ve ustası Leonardo da Vinci tarafından, Amerika’nın keşfine dair bir kitabı bulması için apar topar Roma’ya gönderilir. Araştırdıkça Amerika’yı keşfeden kişinin Vespucci olmadığını, Kristof Kolomb’un, Papa VIII. Innocentius’un gayri meşru oğlu olduğunu; ayrıca Amerika’nın aksine çok uzun yıllar önce zaten keşfedilip bulunduğunu öğrenir.Ama çenesi düşük, kadın düşkünü, çapkın uslanmaz Salai’miz, bir önceki Roma’ya gelişinde ilişki yaşadığı kadınlar ile karşılaşınca onlara buraya geliş nedenini açıklar. Sonra kendini bir komplonun içinde, sonunda da Floransa’nın karanlık zindanlarında bulur. Böylece mahkeme süreci başlar. Ama ne mahkeme… Salai’nin çoğu yerde anlattıklarını okurken kahkahalarım evde yankı yaptı. Komplolar, entrikalar, gizli kalmış saklanmış sırlar. Bir kendini bulma hikayesi…
1000Kitap
Salaì'nin YumurtasıRita Monaldi · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201238 okunma
9/10
·94 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:00
Merhabalar,kitabı iki kısımda inceleyeceğim ilk yarı ve ikinci yarı şeklinde. !!!!!DİKKAT SPOİLER İÇERİR!!!!! lütfen ona göre okuyun. içerik hakkında baya bilgi içeriyor!!! Martı 1.yarı kitapla ilgili dikkatimi en çok çeken şey sıkışmışlık içerisinde olmasıydı. Herkesin kendince sorunları ve bunalımları vardı. Bu açıdan asıl sinirlendiğim nokta hiç kimsenin birbiriyle gerçekten iletişim kurmaya çalışmaması, çözmeye de çalışmaması. bana ciddi bir iletişimsizlik söz konusu olduğunu düşündürdü. Kitabın en başındaki Medvedenko ve Maşa'nın konuşmasından örnek verecek olursam: Medvedenko geçimden, yaşam şartlarından, daha çok maddiyat ağırlıklı şeylerden bahsediyorken Maşa ise "hayatımın yasını tutuyorum, mutsuzum" diyor. Aslında iki taraf da haklı ama iki taraf da bambaşka tellerden çalıyordu. Ayrıca konuşmak için konuşan, konuşmalarda sadece kendi kısmını bekleyen kişiler gibi geldiler. Yüzeysel karakterlere sahipmişler duygusunu hissettim. ​Treplev karakterini başta sevmiş gibiydim fakat ilerledikçe düşünce olarak uyuşmadığım bir karakter olduğuna karar verdim gibi. Başta eski olanı bırakıp yeniye yönelmesini oldukça atılgan ve cesur bir hareket olarak görürken son kısımlarda (Nina'yla Martı konuşmasında) bunu aslında kendisini, annesine ispat etme -sevgi- için bir araç gibi kullandığını düşünmeye başladım. Kendi çıkarları için yapıyor gibi bir his baskın hale geldi. Bu noktada onun samimi olup olmadığına karar veremedim. Arkadina'ya ise başta oldukça gıcık kaptım. Kendi bildiğini yapan ve okuyan baskın bir karakter vibe'ını verdi. Kendine güvenmesi ve daima mükemmele oynaması bir seviyeye kadar güzel gelirken o seviyeden sonrasında da kendi egosunun esiri haline düşmüş gibiydi. Onun da arka planda bir şeylerin bunalımında olduğu hissedilmekteydi. Son olarak 40-46.
Duygu ve Düşünce
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,7bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·280 syf.··
2026 17. kitabı
Öncelikle yine uzun bir yazı olacağı uyarısını baştan yapayım. Gerçi kısa da olsa eşim dahil kimsenin okuduğu da yok ya neyse. Çoğunlukla kendime yazdığım denemelerim, incelemelerim oluyor, olsun. Yazmak güzel her şeye rağmen. Grange 20 yıldır tanıdığım, bana polisiye gerilim türünü sevdiren, kendisinden önce King ile bu türle tanışmış olsam da, hem edebiyat hem de polisiye gerilimin kolay harmanlanabileceği, asla ve asla boş aksiyon, boş polisiye romanı olmayan türün en azından benim nezdimde ilk temsilcisidir. Bu türde de zirvededir. King hayranları kusura bakmasın ama eline su dökemez hiçbir konuda, bunu da belirterek incelemeye başlayalım:) Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim. Grange hayranı veya değil herkese rahatlıkta önerebileceğim, müthiş akıcı, çok güzel bir çalışma olmuş. Kitap Grange'ın annesinin ağzından anlatımla başlıyor. Annesi babası tarafından Grange'ın gözü önünde kaçırılmaya çalışılıyor. Grange henüz 2 yaşında ve bunu hatırlıyor. Babasıyla annesi kendisi 2 yaşındayken boşanmış olsa da adamın gerçekten uslanmaz bir manyak olmasından kaynaklı psikolojik şiddeti yıllarca sürüyor ve bu da hayat boyu Grange ile beraber gelip onu bugünkü Grange yapıyor. Yaşananları bir annesinin ağzından bir anneannesinin ağzından hikayeleştirerek güzelce anlatıp arada kendisi de dahil olup kendi ağzından yazıyor. 2.yarısından sonra sazı tamamen kendi eline alıp bugüne kadar geliyor ve mezarlıkta, babasının mezarının başında dua ederken oldukça dokunaklı cümlelerle bitiriyor. Kitabın en kaba özeti bu şekilde yapılabilir ama bu kadar basit değil tabi ki de. Öncelikle Grange soyadının bu kadar kötü olan babasından geliyor olmasını şaşırtıcı buldum. Yani duygusal hiçbir bağı olmayan, hayatında olumlu tek bir şeyi olmayan adamın soyadıyla yaşama tercihi enteresan geldi.
Ben Şeytanın OğluyumJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 0160 okunma
7/10
·464 syf.··
2026 29. kitabı
Ben uslanmaz bir romantik komedi okuyucusuyum o yüzden mağazada arka yazısını beğendiğim için aldığım bir kitap oldu. Okuduğuma asla pişman olmadım. Esas kızımızın vefat eden abisinden aldığı mektupları bazı seyahatlar ile kavuşabildiği bir yolculuğa çıkıyor. O sırada yıllar önce aşık olduğu esas erkek karakterimizle arasındaki ilişkiyi okuyoruz. Kitap birkaç saatte bitti yazarın kalemi oldukça akıcıydı. Bu kitabın en büyük sorunu ÇEVİRİSİ O KADAR KÖTÜYDÜ Kİ. Yani kitabı anlamak için o sırada ingilizce ne yazılmıştır diye kendi kendime çeviri yapmaya çalıştım. Yapay zeka bile daha iyi çeviri yapar, inanılmaz kötüydü ya. Onun dışında yas konusuna değinen güzel bir kitaptı çok beklentiye girmeden okunabilir.
Not: Senden Nefret EdiyorumLauren Connolly · Nemesis Kitap · 202614 okunma
Puan vermedi·496 syf.··
2026 40. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 01:33
Bana Şans Ver ~ Becka Mack . Uslanmaz bir çapkın olan hokey oyuncusu Carter. Uzak durması gereken biri vardı: Arkadaşının sevgilisi Cate’in biricik arkadaşı, yasaklı bölge olan Ollie. Carter, NHL’in kötü çocuğuydu. Buzun üstündeki yeteneğinin yanında ilişkileriyle de bolca gündemde olan biriydi. Ollie bu adama kanmamaya yeminliydi çünkü ona tehlike gibi görünen bir sürü şeye sahipti. En çok da kadınlarla olan ilişkileri konusu Ama Carter resmen görünenin ötesinde biriydi. Kimseye göstermediği yanları, gerçek kalbi ve daha birçok şeyi vardı! Haylaz bir çocuk gibi davranan Carter, ne kadar iyi anılmayan bir geçmişe sahip olsa da Ollie’ye karşı tavrıyla çok hoşuma giden bir karakterdi. Gerçek hayatta aşırı ısrarcı insanlardan hoşlanmam ama Carter, o samimi ısrarcılığıyla kalbimi çaldı. Ollie ile ilişkilerini ve çabasını çok sevdim. Her şeye “randevu değil” diye ısrar eden kıza, “Bu bir randevu” diye cevap veren ısrarcı adama bayıldım! Arkadaşlarıyla olan ilişkileri… Hank ve Adam karakterlerini de çok sevdim Planlanan sinema date’i Beraber Disney filmleri izleyeceğim bir hokeyci… Aşamıyorum arkadaşlar En çok da Carter’ın şovcu tarafını sevdim! Maçtaki sayısının ardından tribünlere dönüp Ollie’ye şovunu yapması, pes etmemesi ve kendine inandırması için verdiği çaba harikaydı. Bir şans istedi ve bence müthiş kullandı! Prenses hitabından hoşlanmasam da Carter kullanınca sevdim, kabul edelim Ollie’nin duvarlarını ve çekincelerini anladığım için ona kızamıyorum ve şans isteyen, biraz da şovlarla kızı etkilemeye çalışan Carter’ı okumaktan keyif alıyorum Kitabı genel anlamda çok sevdim. Sadece mutluluk okumayı sevsem de arada bir tık daha olay olsun isterdim - benim kaoslover ruhum - Serinin diğer karakterlerini okumak için sabırsızlanıyorum! “Beni hiç tanımıyor musun?
Bana Şans VerBecka Mack · Martı Yayınları · 202637 okunma
9/10
·224 syf.··
2026 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 23:39
Kitabı sevdiğimi, Türk Edebiyatı klasiklerini okumak konusunda motivasyonumu arttırarak devam ettirdiğini söyleyerek başlamak istiyorum. Çok da akıcıydı. Konusuna gelecek olursak kitap uslanmaz çapkınımız Şadan Bey’in hikayesini anlatıyor. Öyle ki hayret edilecek bir seviyede zampara kendisi. İşin ilginç tarafı aslında yaptığının çok farkında. Hikayesini anlatırken yaptığının ne derece yanlış olduğundan bahsetmekle birlikte neyi hangi hislerle yaptığını da güzelce anlatıyor. Korkutucu tarafı bu satırları okurken onu yargılayacak insanların da aynı derece sadakatsiz olduğu kanısında olması. Evlendiğinde dahi dur durak bilmeyen Şadan Bey’in anlattıkları ilişkilere dair çarpıcı yanları ortaya koyuyor. Umarım haklı değildir demekten kendimi alamadım. -spoiler olacak- Çapkın Şadan Beyimiz tahmin ettiğim üzere aynı durum kendi başına gelince ancak hatasından dönebiliyor. Kitap her şeye rağmen Şadan Bey’in yine başkasına tasallut olması ile bitecek diye korkmaya başlamıştım. Fakat karısını sevdiğini anlamış, aynı hatayı yapması ile birlikte birbirlerini affetmiş olmaları şekilde sonlandı. Aklının hala Cevher hanımda kaldığını söylemesiyle bu adam bu şekilde devam eder diye düşündürttü. Zamanın bazı şeyleri değiştirmesi, iyileştirmesi zordur. Umuyorum ki Şadan Bey sadık bir koca olabilsin.
Duygu ve Düşünce
Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda ÖğütürHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,6bin okunma