Puan vermedi·132 syf.··
Beğendi
·
2026 73. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 08:59
Bu kitabın 1800 lü yılların sonunda yazıldığını bilseniz bile şaşırıyorsunuz. Öngörüleri o kadar isabetli ki komplo teorisi yazsanız kimse yadırgamaz. Boşuna bilim kurgunun öncüsü olmamış üstat. Sadece bilimsel ve teknolojik gelişmeleri değil, insan psikolojisinin ulaşabileceği uç noktaları ve sosyolojik ayrımları da çok başarılı şekilde uyarlamış.
Gelecek Günlerin HikâyesiH. G. Wells · Karbon Kitaplar · 2021167 okunma
"Mış Gibi" Yaşamak : BİHRUZ BEY!
7/10
·311 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:51
Araba Sevdası’nı geleneksel edebiyat tarihçiliğinin çizdiği o dar "yanlış Batılılaşma karikatürü" sınırlarından çıkarıp, onu Osmanlı modernleşmesinin birey bilincinde yarattığı tektonik sarsıntıları kaydeden trajikomik bir metin olarak okuyorum. "Özenti" ve "kimliksizleşme" sorununa tutulmuş ilk ve en güçlü aynadır. Ben bu eseri, bireyin kendi gerçeğine yabancılaşmasının edebi bir anatomisi olarak görüyorum.Benim gözümde bu roman, sadece bir dönemin modasını ya da özentiliğini alaya alan yüzeysel bir yergi değil; dilin, mekanın ve kimliğin nasıl birer yanılsama alanına dönüştüğünü gösteren, Türk edebiyatının ilk radikal yapı sökümcü hamlesidir.Romanın başkişisi Bihruz Bey’i incelediğimde, onun sadece saf bir aşık değil, aynı zamanda köksüzleşmiş, toplumdan ayrışmis,bir toplumsal tipin prototipi olduğunu görüyorum.Bihruz’un trajedisi, ait olduğu Doğu kültüründen kopmuş, ancak hayalini kurduğu Batı kültürünün de yalnızca dış kabuğunu yani araba, kıyafet, birkaç kelime alabilmiş .. gibi ozentilerde olmasında yatar.Romani okurken Bihruz’un dil kullanımına özellikle dikkat ettim. Türkçe kelimelerin arasına hoyratça serpiştirilen ve çoğunlukla yanlış kullanılan Fransızca ifadeler, bana onun zihinsel dünyasındaki parçalanmışlığı gösteriyor. Bihruz, kendi dilinde düşünemeyen, hayran olduğu dilde ise üretemeyen bir "kültürel araftadır." Tıpkı günümüzdeki tabiri caizse eskiden çok söylenen "Almancilar" gibi kültürel yozlaşmanin arasinda gidip gelmektedir.Elbette ondan daha kültürel olan eğitimli yozlaşma halinin tasviridir. Mekana geldiğimizde o başka bir âlem...Çamlıca Tepesi ve dönemin mesire alanları, sadece karakterlerin gezindiği yerler değil; modernleşen Osmanlı seçkinlerinin kendilerini sergiledikleri, bir nevi "vitrin mekanlar"dır. Araba imgesi ise eserin kalbidir ve
Araba SevdasıRecaizade Mahmut Ekrem · İletişim Yayıncılık · 201431bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·311 syf.··
2026 4. kitabı
Mehmet Akif Ersoy Şadi Şirazi’ye büyük bir hayranlık beslermiş. Onu bir üstat olarak görmüş, ‘Şark’ın ruh-i kemali’ (Doğu’nun olgunluk ruhu) olarak nitelendirmiş. Safahat’ı tekrar okuduktan sonra Sadi Şirazi’nin en meşhur iki eserinden (Gülistan ve Bostan) Bostan’ı okumaya karar verdim. Sadi 13. yüzyılda yaşamış. Fara edebiyatının en önemli isimlerinden biri olarak görülüyor. Adından anlaşılacağı üzere günümüzde Iran’da bulunan Şirazlı bir şair, yazar, gezgin ve mutasavvıf. Hayatının üçte birini ikim tahsili ile, üçte birini seyahatlerle, üçte birini de kazandığı deneyimleri yazıya dökerek geçirmiş. Kitap manzum şekilde yazılmış bir eser. Birçok çevirisi var sanırım. Düzyazı çevirisinde bile aslını, orijinal üslubu yakalamak çok zor. Bu kafiyeli, vezinli yazılarda daha da zor tabi. Bu sebepten çeviren kişi hece vezniyle ve mealen nesir şeklinde tercümesini yapmış. Anlamını vermiş olsa da o üslup, söz söylemedeki o Mehmet Akif’in hayran olduğu ustalığı hissetmek zor. Kitap içerik olarak kısa menkıbe ve hikayeler ile bunların yorumları ve nasihatler içeriyor. Hikmetli ve değerli bilgiler, etkileyici sözler var. Ama maalesef asıl o söz söyleme sanatını, üslubunu bulamadım.
BostanŞeyh Sadi Şirazi · Semerkand Yayınları · 20103,354 okunma
Altair İbn La ahad...
10/10
·462 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 23:11
Kitap genel olarak akıcıydı sadece bazı yerlerde ana karakterin (Altair'in) sürekli ordan oraya koşturması ve her bölümde yeni bir maceraya başlaması beni yordu. (Ama onu yormadı maşallah) Aslında bu durum oyundaki o bitmek bilmeyen suikast hazırlığı görevlerinin kitaba bir yansıması gibiydi; yine de sayfalar arasında bu tempoyu takip etmek, elinde kontrolcüyle koşmaktan daha yorucuymuş. Oyununu oynayan birisi olarak yer yer farklılıklar bulunsa da genel hikayeye bağlı kalınmış. (Her iki eser içinde söylüyorum, birbirlerini tamamlıyorlardı) ​Kitapta bolca ihanete ve karakterin fikir dünyasının değişmine/gelişimine tanık oluyoruz. Serinin en kibirli karakterlerinden biri olarak başlayan Altair'in, yaşadığı bu ihanetler ve kayıplarla olgunlaşıp gerçek bir "Üstat" haline gelişini kitaptaki iç diyaloglarla okumak, hikayeye çok daha derin bir felsefi tat katmış. Var olabilseydi insanüstü güçlerin (Cennet elması) insanlar arasında oluşturabilecek güç hırsını gözler önüne seren bir eser. ​Ben kendim bu seri ile ayrı bir duygusal bağ içerisinde olduğumdan dolayı bir çok yerinde duygulandım. Zira eserle ilk defa 13 yaşımda tanışmıştım. Bundan önce diğer kitaplardan 3 tanesini okumuştum seri olarak başlamama gerek yoktu genel olarak hikayeye hakimdim fakat kafamda oturmayan kısımları varmış. Özellikle oyunda hızlıca geçilen bazı arka plan detayları ve Al Mualim ile olan o karmaşık ilişki kitaptaki anlatımla birleşince, kafamda tam oturmayan tüm taşlar yerine oturdu. ​Sen iyi bir Assassinsin Altair, iyi bir üstatsın... Elinden gelenin en iyisini yaptın. ​
1000Kitap
Assassin’s Creed - Gizli SeferOliver Bowden · Epsilon Yayınları · 2015428 okunma
Puan vermedi
Kitabı okuyorum - nihayet okumaya başladım - lakin belirteyim; bu kitap ve içindeki bilgiler bana masal gibi geliyor. Zaten açıkçası bana bir şey katması için ve yaşadığım çevreye daha iyi adapte olabilmem için okuyorum. Önceki okuduğum kitapta Gazali'nin cehennem tasvirleriyle yarışacak düzeyde bir kitap olduğu belirtilmişti(Ahirette 45 Gün). Oradan aldığım şevkle kitabı okumaya koyuldum ama daha başlarındayken bu yazılanlara - yani içeriğe - pekde inanmadığımı belirtmek isterim. Örneğin daha başlangıçta yazan rabbin kimdir veya kimin milletindensin soruları gibi(bu sorgulamalar kabirdeyken yapılıyormuş yersen) ve daha okuyacağım niceleri... Ama dediğim gibi esas okuma sebebim cehennem tasvirlerini görmek, hayal edebilmek, okumak ve bilmek. İnanmayanlarda benim gibi hikâye niyetine alıp okuyabilir. Allah'dan elimizin altında kitap hazır vardı yoksa birde temin etmek zorunda kalacaktık...(kütüphaneye sormuştum depoya kaldırılmış alamadıydım) Bilmeyenler için kitap eski dilde, lisanda tercüme edilmiş. (yani tercümeli hali bile zeman veya domuza hınzır vs. diyor, eski lisan, terimler anlıyacağınız) Bitirince önemli kısımları buraya aktarabilirim zira kimse duygu ve düşüncelerini yani yorumunu buraya aktarmamış. Kitabı okuyorum bu arada kitap gözümün önüne - bazı tasvirlerden dolayı - nedense Samanyolu Tvdeki Beşinci Boyut dizisini getiriyor. Bu arada Gazali, bidati mezhepsizcilik olarak tanıtıyor. Bende bidatçiyim o zaman ey Gazali! Yine kitap Kur'anda, Allaha yaklaşmak için vesile arayınız mealini peygamberler ve evliyalar olarak tefsir ediyor. Bu da bir eksi ben ve Cemre Demirel bunu beğenmedi. Öncelikle kitap 73 fırka olacağını(şu meşhur hadisden hareketle) ve bir fırkanın cennete gireceğini, onunda naciyye ehl-i sünnet ve'l cemaat olacağını söylüyor. Diğer 72
Kıyamet ve Ahiretİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 2012562 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2026 7. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 20:45
Herkesin gözdesi bir çocuk, herkesin gözünden kaçan bir kızla karşılaşınca... Sutter Keely. O... partilerin vazgeçilmezidir. Herkesi dans pistine çıkarabilir. Herkesi havuza kıyafetleriyle sokabilir. Tamam, akademik açıdan dâhi sayılmaz. Ne üniversiteye ne de iş yaşamına dair bir plan yapmıştır ve büyük ihtimalle geçimini gömlek katlayarak sağlayacaktır. Ama kasabada bir sürü kadın vardır ve Dean Martin ile viskinin yardımıyla hayatı aslında oldukça şahanedir. Ta ki bir sabah bir bahçede uyanıp Aimee’yle tanışana kadar. Aimee’nin dünyadan haberi yoktur, sosyal ilişkiler konusunda tam bir felakettir, yardıma ihtiyacı vardır ve Üstat Sutter nasıl muhteşemüstü zaman geçirileceğini ona gösterecek, sonra da kendi yoluna gitmesine izin verecektir. Ama Aimee diğer kadınlara benzememektedir ve Sutter çok geçmeden boyundan büyük bir işe kalkıştığını anlar. Hayatında ilk defa bir başkasının yaşamını değiştirme... ya da mahvetme gücü elindedir. “Okurlar yolunu kaybetmiş fakat içtenliği ve etkileyiciliğiyle etrafındakilere yardım etmeye çalışan delidolu bu gencin yaşamına kendilerini kaptıracaklar.” Sutter karakterini biraz bencil ve düşüncesiz bulduğum için onun iç dünyasını pek sevmedim. Yaşadığı olaylar ve mizah anlayışı merakımı uyandırdı. Aimee karakteriyle empati kurabildim. Kitabın sonu istemediğim gibi bitse de genel olarak romanı eğlenceli buldum.
Mükemmel Bir AnTim Tharp · Pegasus Yayınları · 201686 okunma