Mehmet Akif Ersoy Şadi Şirazi’ye büyük bir hayranlık beslermiş. Onu bir üstat olarak görmüş, ‘Şark’ın ruh-i kemali’ (Doğu’nun olgunluk ruhu) olarak nitelendirmiş. Safahat’ı tekrar okuduktan sonra Sadi Şirazi’nin en meşhur iki eserinden (Gülistan ve Bostan) Bostan’ı okumaya karar verdim.
Sadi 13. yüzyılda yaşamış. Fara edebiyatının en önemli isimlerinden biri olarak görülüyor. Adından anlaşılacağı üzere günümüzde Iran’da bulunan Şirazlı bir şair, yazar, gezgin ve mutasavvıf. Hayatının üçte birini ikim tahsili ile, üçte birini seyahatlerle, üçte birini de kazandığı deneyimleri yazıya dökerek geçirmiş.
Kitap manzum şekilde yazılmış bir eser. Birçok çevirisi var sanırım. Düzyazı çevirisinde bile aslını, orijinal üslubu yakalamak çok zor. Bu kafiyeli, vezinli yazılarda daha da zor tabi. Bu sebepten çeviren kişi hece vezniyle ve mealen nesir şeklinde tercümesini yapmış. Anlamını vermiş olsa da o üslup, söz söylemedeki o Mehmet Akif’in hayran olduğu ustalığı hissetmek zor.
Kitap içerik olarak kısa menkıbe ve hikayeler ile bunların yorumları ve nasihatler içeriyor. Hikmetli ve değerli bilgiler, etkileyici sözler var. Ama maalesef asıl o söz söyleme sanatını, üslubunu bulamadım.