Işığın savaşçısı, sevgiye ihtiyac duyar.
Sevgi ve sefkat de tıpkı yemek, içmek ve Hayırlı Kavga'dan tat almak kadar onun doğasinın bir parçasidir.
Savaşçı güneşin batışını izlerken neşelenmiyorsa yanlis giden bir seyler var demektir.
Bu noktada mücadeleyi brakir ve batan güneşi birlikte seyredebileceği insanlar arar.
Birilerini bulmakta zorluk çekerse kendine şunu sorar:
"Insanlara yaklaşmaktan çok mu korkuyordum? Biri bana sevgi gösterdi de ben mi fark etmedim?"
Işığın savaşçısı yalnızlıktan vararlanır, ama yalnızlığın kendisinden yararlanmasina izin vermez.