...Ah ne olursa olsun bu canlılığın içine dalmalıydım, başkalarının bu nabız gibi atan, gülen, soluk atan tutkusuna bir şekilde ben de katılmalıydım, ne olursa olsun ben de içlerine karışmalı damarlarında akmalıydım; kalabalığın ortasında iyice küçülmeli adsızlaşmalıydım, dünyanın kirinin içinde bir tek hücreliden ibaret kalmalıydım, on binlerle birlikte çamurların içinde zevkten titreyerek kıvılcımlanan bir yaratık olmalıydım -ne olursa olsun bu bereketin bu anaforun içine atlamalı, kendimi kendi gerginliğimden bir ok gibi fırlatmalıydım bilinmeyen içine doğru, beraberliğin göklerine doğru.
Sayfa 42 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Kitap, başlıktan da anlaşılacağı üzere, ''bilinmeyen'' bir kadının çok aşık olduğu, dünyadaki herşeyden daha çok sevdiği -sanırım böyle demek dogrudur- bir insana yazdığı bir mektup.
Başlıkta ''Bilinmeyen'' ifadesinin geçmesinin sebebi ise kadının çevresinde çok arzulanan saygı gören bir kadın olmasına karşın,sadece aşık olduğu adam tarafından hep bir bilinmez, daha doğru ifadeyle tekrar tekrar karşılaşılmasına rağmen hep bir yabancı olarak bilinmesidir.
Kadının adama duymuş olduğu aşk inanılmaz bir aşk, yorumlarda gördüğüm bir ifadeyle-ki çok doğru bir ifade bence- 'saplantı' haline gelmiş bir aşk, öte yandan adam ise kadını tamamiyle yabancı birisi olarak görüyor ve hiç hatırlamıyor.
Adamın böylesine umursamaz olup kadını sıradan görmesine karşın kadının duyduğu aşkı şahsım olarak çok saşırtıcı buldum.
Bundan dolayı bence kitap okuyucuya;
Aşk nedir? Buradaki aşka aşk diyebilir miyiz? Aşk kontrolsüz bir duygu mudur? Tamamen insanın düşüncelerinden bağımsız olarak mı gelişir? gibi sorular soruyor ister istemez.
Herkes bitirdikten sonra bu soruları yanıtlar sanırım:)
İyi okumalar:)