Hayır, küçük adam, hiçbir zaman kurtarıcının yardımına koşmuyorsun. Yaptığın tek şey kağıt oynamak, boks maçlarında bağırmak ya da bir büroda, bir maden ocağının dibinde canın sıkılarak çalışmak. Ama kendi koruyucuna hiçbir zaman ciddi olarak yardım etmiyorsun. Biliyor musun niye? Çünkü araştırmacının sana 'düşüncelerden' başka sunacak bir şeyi yok. Sana çıkar sağlamaz, ücretini yükseltmez, yıl sonunda prim vermez, ücret sözleşmesi yapmaz. O sana kaygıdan başka bir şeyi vermez, oysa senin yeterince kaygın var ve kaygısızlıktan kaygı çekmiyorsun.
Sen, dostunun büyük bir başarı gücüne sahip olabileceğine inanmıyorsun. Kendi saygınlığına büründüğün zaman bile, ruhunun derinliğinde kendi kendini aşağılıyorsun ve sen kendi kendini aşağıladığın için, dostuna saygı gösterme yeteneğinden yoksunsun. Seninle aynı masaya oturan ve aynı evde yaşayan birisinin büyük işler yapabileceğine inanmıyorsun. Bunun sonucu olarak bütün insanlar yalnız kalıyorlar. Senin yakınında bulunup düşünmek, öyle kolay bir şey değil, küçük adam.