Şükran Günü. Hayatta kaldığımızı ispat ediyordu. Bir yıl daha savaşlar, enflasyon, işsizlik, hava kirliliği ve başkanlarla geçip gidecekti, hayatta kalanların nevrotik bir toplantısıydı: sövüp sayan sarhoşlar, büyükanneler, kız kardeşler, halalar ya da teyzeler, bağınp çağıran çocuklar, sözde intiharcılar. Hazımsızlığı da unutmayın.
Ben de başkalarından farklı değildim: işte orada mutfağımda 8 kiloluk, ölü, tüyleri yolunmuş, içi boşaltılmış koca bir hindi yatıyordu,
Kendimi özel sayıyordum, çünkü 50'sinde fabrika işçiliğimden gelip şair olmuştum. İşin boktanlığına bak. Bir zamanlar patronlarım, müdürlerim beni nasıl ezdilerse, ben de aynısını şimdi başkalarına yapıyordum. Kıytırık bir şöhrete sahip, sarhoş, kaşarlanmış ve iflah olmaz bir sikiciydim.