"Roma," dedi yazıcı köle. "Sen nasıl oldu da hayatın çiçekli yanını bırakıp en kanlı yüzünden hoşlanır hale geldin? Bunu da taş taş üzerine dizerek temelden mi yükselttin "Yok," dedi, yüzünde asabi bir gülüş belirirken. "Hep böyleydin
Bahar akşamı inerken katmer katmer berraklaşan dağ ufukları çobana bu dünyanın bir evveli gibi sonrasının da olduğunu esinlemişti. Bu ışığın Tanrı'nın âleminden döküldüğüne yine çoban güvenmişti. Bu göklerin, dağların, ırmakların, her şeyin ve şurada uzanan Roma şehrinin bir gün yok olacağından emindi ve yok olacak birinin yok olacak bir dünya için dertlenmesinin manasızlığını apaçık görebilmişti.