Geveze gece

Pişmanlıklar ve Affedilişler
9/10
Dolu dolu bir kitap...Nasıl başlayacağımı düşündürtüyor bana, çok şey yazmak istiyorum o yüzden başlayalım bir yerden. Kitabımız Nazlı'nın gerçekleri duyduktan sonraki 3. yılından başlayarak macerasına tekrar ortak ediyor; Nazlı, Borayı teslimiyete sürükleyecek kozların olduğu tüm evrakları polise-Erenin abisi Gürkan Erdal'a- götürdükten sonra Borayla bir yüzleşme anı yaşarlar ve 4. kitabımız bu andan sonrası için başlıyor diyebiliriz. Nazlı o evden Çınar Akbulut'un; ' Aslında annen ve baban gelişigüzel bir kazada ölmedi buna sebep olan Mehmet Şahindağ.' demesinin üzerine Nazlı, o evden Boraya duyduğu nefretle ve hayata tutunabileceği tek amaçla gider. Ve aradan 3 yıl geçer. Bu 3 yılda Bora Karabey, müebbet hapis cezasına çarptırılmasına rağmen ona bir teklif gelir. Bu teklif muhbir olması karşılığında müebbet cezasının yok sayılacağını ve karşılığında Mehmet Şahindağ'a karşı birlik olmasını gerektirir. Bu şekilde daha karanlık işlere giren Bora aynı zamanda yana yakıla her yerde Nazlıyı aramaktadır. Öyle ki intiharı kendine farz kılmış bu adam, Anıl'ın mezarı başında Nazlıyı bulacağına dair yemin etmiş ve ona kendisini beklemesini söylemiştir. Peki Nazlı nereye gitmiş olabilirdi tüm kameralara gözükmeden, nasıl ve kiminle gitmiş olabilirdi? Bu soruların cevabını aldığımız bu kitapta, Nazlı artık psikolojik olarak sağlıklı bir birey olmaktan çıkar. 3 yıl onu öyle bir değiştirmiştir ki ana dilini unutmak isteyecek ve bir daha Bora'nın adını anamayacak kadar hayattan nefret ettirmiştir. Ve fakat Bora onu aramaktan bu 3 yıl boyunca vazgeçmez ta ki maça kızı ona gelene kadar... Nazlının bu 3 yıl sonraki halinden devam ettiğimizde kendinden bir tek nefretini esirgemediğini görüyorum. Onu okurken o kadar keyif aldım ki her bir sayfada yaşadıklarını hissetmekle kalmayıp
Maça Kızı 8 - 4. KitapDilara Pamuk · Artemis Yayınları · 2025516 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Akşam güneşinde göl
7/10
·360 syf.··
2026 2. kitabı
·
57 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 08:41
Gelin, okuduğum ikinci Sarah Jio kitabına bir de beraber bakalım. Konusundan başlayacak olursak: ana karakterimiz Claire bir gazetecidir ve evliliği, kaybedilen bir bebekten sonra sallantılı haldedir. Hem kocası hem kendisini uzaklaştırdığı bir dönemden geçerken ilkbaharda meydana gelen beklenmedik bir kar fırtınası Clair’i 1933 senesine götüren bir hikaye yazdırmaya iter. Claire başta bu hikayeyi yazmak istemez ve araştırmaya başlamaz ta ki ipuçları ayaklarına gelene kadar. Aynı zamanda hikayeyi 1933 senesinde yaşayan Vera Ray’in ağzından dinliyoruz. Vera Ray 1933 senesinde vardiyalı çalıştığı işinden evine döndüğünde 3 yaşındaki oğlu Daniel’i bulamaz. Ancak Daniel sadece kaybolmuştur, o zaman Daniel nereye gitmişti veya onu kim almıştı? Bu sorularla okuyoruz aslında kitabı ve o kar soğuğunda Daniel’i kimin alabileceğini, kitabın sonuna kadar düşünmemiştim bile. Kitabı yaklaşık 3 ayda ancak bitirebilmiş olsam da kitap, gayet akıcı ve yalın bir dille ilerliyor. Okudukça Vera ve Charles’ın yarım kalmış hikayelerini düşünüyorum ve her şey daha farklı olabilirdi diyorum. Eğer Daniel’in varlığını bilseydi her şey daha farklı olabilirdi. Daniel ve Vera’nın yaşadıkları, o küçücük evde kurdukları sıcak bağ çok naif işlenmişti. Sonlara doğru Daniel’in o soğukta öldüğünü düşünürken aslında Charles’ın dedesi Warren, ilk adıyla Daniel olması ve onun yaşadığı gerçeği ne de hoştu. Her zaman üvey annesini değil de Verayı düşünmüş olması ve ona karşı hissettiği duyguların sonda kendi evine gitmesiyle gün yüzüne çıkıp, açtığı çekmeceyle beraber gelen mektubun bıraktığı izler unutulmaz. Vera ve Charles’ı okumak çok hoştu aynı zamanda Vera’nın kaybolmuş oğlu için kendinden verdiği izler de çok acı. Sarah Jio’nun bu kitabını ve Mart Menekşelerini bir yönden benzetiyorum aslında: her iki
Böğürtlen KışıSarah Jio · Arkadya Yayınları · 201144,8bin okunma
Yaşanmamış yıllar
7/10
·336 syf.··
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2026 07:18
Yeni bir incelemeyle beraberiz ve okuduğum ilk Sarah Jio kitabına bir de beraber bakalım. Kitabın konusundan bahsedecek olursak; Ana karakterimiz Emily onu aldatan kocasından bi nebze uzaklaşabilmek için Bee yenge adında bir aile yakının yaşadığı, Bainbridge adasına gider. Orda yeni insanlarla tanışmakla başlayan gezisinde ilerleyen günlerinde kaldığı odada bir günlük bulur ve bu günlük, 1943 yılında yaşamış bir kadının kısa bir dönem yaşadığı ve sonu olmayan bir hikayeyle tanıştırır. Ve hikaye gibi okuduğu günlüğün aslında gerçekte yaşanmış olduğunu fark eder. Yengesinin en yakın arkadaşı Evelyn’in de söylemiyle beraber artık günlüğü sonuna kadar okumak zorundadır. Konusu genel olarak bu şekildedir, yorumlarıma gelirsek; günlüğün son bulmayan sayfasından sonra ki ihtimaller arasında Esther’in yaşadığına ihtimal vermek istemiyordum..arkasında yıllar boyunca neler bıraktığını düşünürsek..Ancak ne kadar yaşamış olduğunu tahmin edebilsemde yine de şaşırdığımı söylemeliyim. Kitabın yazımında -kitabın ilk bölümlerinde- o günlüğü okuma evresi çok basite indirgenmiş. Bunun dışında okunması kolay ve anlaşılırdı. Hikayenin gidişatı fazlasıyla heyecan vericiydi, sayfaları hızla çevirirken; madem hala yaşıyor, o zaman neden yıllar geçse de sevdiğine gitmiyor, diye sorgularken buldum. Ve sonu.. kitap kendini bitirdi diyebiliriz bir yandan, ne de güzel yazılmış. Yılların platonikliğiyle karışık bir kavuşamama hikayesi aslında. Kitapta Elliot karakteri çoğu zaman suçlamalarımın sahibiydi, özellikle oyun oynanan kaza gecesinde Bee ile daha öncesinde de olan gereksiz samimiyetleriyle sahte bir arkadaşlık gördüm. Kendi nefsine sahip çıkamamış bir karakterdi gözümde Bee, aynı zamanda Esther’ı ne kadar severse sevsin hissettiklerini hiçbir zaman gün yüzeyine çıkarmamalıydı. Esther’a
Mart MenekşeleriSarah Jio · Arkadya Yayınları · 201625,8bin okunma
farklı hayatlar farklı pişmanlıklar
6/10
·296 syf.··
2025 16. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 18:25
Öncelikle kitabın konusuyla başlayalım: Ana kahramanımız Nora Seed'in 40 yaşına gelinceye kadar yaşadığı pişmanlıkların hayatına gölge düşürdüğünü, her ne kadar güzel anların da yaşandığı bir hayat olsa da bunları göremediği, sadece geçmişine ve pişmanlığını duyduğu olaylara bağlı kalarak yaşamaya devam ettiği bir 40 yaş olduğunu söyleyebilirim. Kendisi tutunacak bir şey göremeyince de intihar etmeye kalkışır ve böylece arafta bir yerde duran gece yarısı kütüphanesinde bulur kendisini. Daha sonrasında hayatındaki her seçimin, her fırsatın var olduğu bu kütüphanede sonsuz seçeneklerin olduğu hayatları bir bir denemek ve sonrasında pişmanlıklarının da azaldığı bu hayatları yaşamaya başlar. Fakat her yaşamında olduğu yaştan devam eder yani ne bir geçmişe dönme söz konusu veya anı durdurma söz konusu vardır. Her yaşamında farklı bir mesleği yapmakta veya farklı insanlarla beraberliğini yürütmekte olan Nora, istediği yaşamı bulabilecek mi? sorusuna yanıt arıyor aslında kitap boyunca. Ancak her yaşamında geçmişi farklı olduğu için hiçbirini kendisi yaşamamış olduğu da bir gerçek. Böyle düşündüğümüzde kitabın tek amacı pişmanlıklarınızı değiştiremeyeceğiniz onları kabul etmeniz gerçeğidir. Çünkü farklı yaşamlarınızda da başka pişmanlıklarınızın olacağı ve hiçbir hayatınızı salt mutluluktan oluşamayacağını anlatıyor bir yandan. Yaşamlarımızın bize ait olduğunu, onları sadece bizim yaşadığımızı ve üzüntülerimizin de mutluluklarımızın da bizim sahip olduğumuzu söylüyor kitap. Bu kitabı farklı bakış açılarıyla okumaya uğraştım diyebilirim. Kitabın biçeminden bahsedecek olursak; yalın ve kolay anlaşılır bir dil kullanılmış ancak ne anlatım biçimini ne de kahramanların yazımını beğendim diyebilirim. Çok basit düşünülmüş her şey oldu bittiye varılmak üzere yazılmış gibiydi. Ana
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,1bin okunma
Beklenmedik yıllar
4/10
·184 syf.··
2025 13. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2025 13:37
Günlerden, Doğu'nun Limanları; Yazarın yazım dilinin hoşuma gittiğini söylemekle başlamak istiyorum. Akıcı ve yalın bir dille yazılmış olup zor okunmuyordu. Ancak büyükbabasından başlayıp ana karakterimize gelene kadar olan yolculuk benim için fazlasıyla kafa karıştırıcıydı. Bir yere kadar; kim hangi karakter ve şuan neler oluyor, diye sorgularken buldum kendimi. Bunların dışında İsyan'ın babasıyla yaşadığı baba-oğul ilişkisinde hissettiği duygular fazlasıyla anlamlıydı. Babası gittikten sonra yaşadığı çöküş ve yıllar sonra gelen tanıdık misafiriyse beni duygulandırdı. Neden geri gelmedi tekrar, diye hala soruyorum.. sonunu anlamış değilim, benim için anlamsız biten bir kitaptı. Bunların dışında İsyan karakterini sevdim yaşadığı onca olaydan sonra her ne kadar babasından sonra çöküş yaşamış da olsa sadece birinin ona dokunmasını beklemiş yıllarca ve o biri gelince de uyandığı bir rüya olmuş diyebiliriz..
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,1bin okunma