İstasyonda bir kadın durmuş, gelene geçene:
– Benim Ahmed’i gördünüz mü? diyor.
Hangi Ahmed’i? Yüz bin Ahmed’in hangisini?
Yırtık basmasının altından kolunu çıkararak,
trenin gideceği yolun, İstanbul yolunun aksini gösteriyor:
– Bu tarafa gitmişti, diyor.
O tarafa? Aden’e mi, Medine’ye mi, Kanal’a mı,
Sarıkamış’a mı, Bağdat’a mı?
Ahmed’ini buz mu, kum mu, su mu, iskorbüt
yarası mı, tifüs biti mi yedi? Eğer hepsinden
kurtulmuşsa, Ahmed’ini görürsen, ona da soracaksın:
– Ahmed’imi gördün mü?
Hayır… Hiçbirimiz Ahmed’ini görmedik. Fakat
Ahmed’in her şeyi gördü. Allah’ın Muhammed’e
bile anlatamadığı cehennemi gördü…
“Psikoterapinin dışında başka yaşantılar ve karşılaşmalar da erişkin hayatımızda olumlu deneyimler edinmemize yardımcı olur. Bir erişkin olarak bize destek veren ve ilgili bir sevgilimiz olduğunda, derin ve anlamlı dostluklar kurmayı başardığımızda, bir birliktelikte eşimizin ailesinin içinde kendimizi güvende hissettiğimizde, kendi ailemizdekinden daha olumlu bir ilişki modeli yaşantılayabiliriz. Bu yolla kendilik değerimizi güçlendiren yeni deneyimler edinmemiz mümkün olur. Bu yeni deneyimler de bizi ve hayatımızı olumlu yönde değiştirebilir.”
Maaşla geçiniyoruz ve birikim yapmamız mümkün görünmüyor. Daha yüksek ücretle çalışma olanağımız da yok. Güzel tatillere çıkmaya, yeni arabalar almaya, özel sağlık sigortası yaptırmaya ve güvenli mahallelerdeki evlerde oturmaya gücümüz yetmiyor. Borç içinde kıvranmadan çocuklarımıza üniversite okutamıyoruz.
Finans kitapları okuyan sizlerin şu anda elinde bulunan veya edinme şansının yüksek olduğu çoğu şey, bizde yok. Bizim için piyango bileti almak, sizin zaten sahip olduğunuz ve gayet doğal gördüğünüz iyi şeyleri elde edebilme bağlamında somut bir düş kurabilmenin tek yolu.
Biz bir düş satın almak için para ödüyoruz ve siz o düşü zaten yaşamakta olduğunuz için bunu anlayamayabilirsiniz. Bu nedenle, sizden daha çok piyango bileti alıyoruz.
"Vatan işgaline karşı savaşılmıyorsa eğer, her savaş harap olan şehirler, yanan yıkılan kasabalar, köylerdir, yetim kalan çocuklar, acılı analar, hayatının geri kalanını muhtemelen sakat yaşayacak genç adamlardır"