• "Telefon: duvarları olmayan konuşma. Fonograf: duvarları olmayan müzik holü. Fotoğraf: duvarları olmayan müze. Elektrik ışığı: duvarları olmayan uzay. Film, radyo ve televizyon: duvarları olmayan sınıf. Yiyecek toplayıcı insan, artık enformasyon-toplayıcı şeklinde çıkar karşımıza. Bu rolüyle elektronik insan paleolitik atalarından daha az göçebe değildir.''

    Marshall McLuhan,
    Understanding Media, 1964
  • Ziya Gökalp, “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” adlı eserinde, muasırlığı şöyle tanımlamaktadır. “Muasırlaşmak; çağdaş medeniyet topluluğunun gittikçe gelişen bilim ve teknik düzeyinde, hiçbir milletten geri kalmayacak üstün bir yer elde etmektir.” Bu noktadan hareketle, günümüz koşullarında baktığımızda uzay çağında, atom çağında, merih çağında, hiçbir toplumdan geri kalmadan, onlarla yarışır noktaya ulaşabilmektir. Muasır medeniyet arayışı diye tabir ettiğimiz nokta, yeni bir Türk-İslam medeniyetinin yeniden inşası için çalışmaktır. Anadolu coğrafyası yeni bir hamle beklemektedir. Bir imparatorluğun küllerinden inşa ettiğimiz Cumhuriyet ile yeniden bir medeniyet tasavvuru içine girebiliriz.

    EMRE GÜLÜM
  • Uzay gibi karanlıksın be sevgili
  • Süper-sicim teorisine göre, maddenin nihai kurucu unsuru, 10 (veya 11) boyutlu bir uzay-zamanda kuantum titreşimlerine maruz ka­lan enerji sicimleridir, ki bunların altı veya yedi boyutları son derece küçük hacimlere “sıkıştırılmışlardır” (compactified) ve dolayısıyla da gözlemlenemezdirler.
  • Evet, uzay orada ve biz oraya çıkacağız.
    Ali Çimen
    Sayfa 162 - John F.KENNEDY / 12 Eylül 1962
  • Fanteziden Bilimsel Gerçekliğe: Uzaydan Gelen Konuk

    Isaac Asimov’un önderliğindeki derleme, ilk olarak Ant Yayınları tarafından 1971 yılında ‘Dördüncü Güneş’ ismiyle okuyuculara sunuldu. Tonguç Erden’in çevirisi ile dilimize kazandırılan eser, 12 yıllık aranın ardından İlgi Yayınları aracılığıyla 1983 yılında tekrar görücüye çıktı. Yeni adı ‘Uzaydan Gelen Konuk’ olan derlemenin bu seferki çevirisi ise Dicle Yıldırım’a aitti. Derlemenin yeni baskısında dikkat çeken iki nokta vardı. İlki, kapak görselinde kendisine yer verilen uzaylı türünü 1982 yapımı E.T. filminden tanıyorduk. Ancak kitap, okuyucuyu bu görselle yanlış bir beklenti içine sokuyordu. Nitekim seçkide E.T. ile ilgili bir öykü yoktu. İlgi Yayınları’nın bu tercihi, sonsözdeki şu paragraflarda gizli olabilir:

    “Uzay gezileri ve uzayın fethi ile ilgili olarak Türkiye’de bugüne kadar yayımlanan kurgu-bilim türündeki kitapların birçoğu genç beyinleri insancıl amaçların dışında şartlandırıcı ve yapıcı olmaktan çok yıkıcı niteliktedir. İlk kez elinizdeki kitapla yayınevimiz, bambaşka bir anlayış ve ruhta yazılmış, eğitici ve yapıcı nitelikteki uzay hikâyelerinden bir demet sunmaktadır.”

    Dikkat çeken ikinci nokta ise kapaktaki kocaman ‘Isaac Asimov’ yazısı. İlk defa okuyacak ya da kitabı alacak biri, kitabın Asimov’a ait bir roman ya da derleme olduğunu düşünebilir. Oysa derlemenin içindeki öykülerin sadece biri Asimov’a ait. Bu öykü de yakın zamanda İthaki Yayınları’nın Bilimkurgu Klasiklerine dahil ettiği ‘Ben, Robot’ kitabındaki ‘Kayıp Robot’ adlı öykü.

    Sovyet Kozmonot Y. Gagarin’in uzaya çıkmasından ve Amerikalı astronotların Ay’a ayak basmalarından sonra çağın bilimkurgu yazarları ise bildikleri en iyi şeyi yaptılar; Fanteziyi bilimsel gerçekliğe dönüştürdüler. Kitapta toplam 8 yazardan 9 harika öykü bulunuyor. Murray Leinster, Isaac Asimov, John Wyndham gibi yazarlar sizi uzayın derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.

    İlk Karşılaşma – Murray Leinster

    Teknolojik açıdan iki eşit tür uzayın derinliklerinde karşılaşır. Birbirleriyle iletişime geçen türler bir anlaşmaya vararak tanışmak ister. Yapılan karşılıklı ziyaretler sonrası iki taraf da her konuda birbirlerine benzediklerini keşfeder.

    Kayıp Robot – Isaac Asimov

    27. Asteroid Üssünde, başka gezegen için tasarlanmış bir robot kaybolur. Kaybolan robotu bulmak için çalışan ekip en sonunda Dr. Susan Calvin’i çağırmak zorunda kalır. Dünya’dan ilk defa ayrılan Dr. Calvin, kayıp robotu bulmak için tüm robotları kapsayacak şekilde birkaç test uygulamaya başlar.

    Uzaydan Gelen Konuk – John Wyndham

    Forta gezegeni sakinleri, yaşanamaz hale gelen dünyalarını terk etmek zorunda kalırlar ve tasarladıkları kürelerle uzayın dört bir yanına dağılırlar. Yeni bir gezegen bulma arayışındaki türe ait bir küre Dünya adlı gezegene iniş yapar. ‘Uzaydan Gelen Konuk’ adlı bu öykü, insanlardan çok daha küçük boyutlara sahip uzaylı türünün yaşadıklarını anlatır.

    Ölü Gezegen – Edmond Hamilton

    Gemileri arıza yapan Tharn ve ekibi, bilmedikleri bir gezegene iniş yapar. Tamamen soğuk ve buzla kaplı gezegene ayak basan mürettebat burada hiçbir canlının yaşayamayacağı düşüncesinde hemfikirdir. Arızalanan gemilerini onarmak için madene ihtiyaç duyan ekip, yaptıkları araştırmalar sonunda ‘Ölü Gezegen’ dedikleri bu yerde bir zamanlar kendileri gibi bir türün yaşadığını öğrenmek üzeredir.

    370 Yıllık İnsan – J. T. McIntosh

    Otomatik Hava Kontrol Sistemi olarak adlandırdıkları AWC Makinesinin bozulmasıyla Psit’liler zor durumda kalır. Makineleri hiç bozulmayacak şekilde tasarlayan Psit’liler, tamir işlerinden anlamamaktadır. Sorunun çözümü için gezegenlerindeki tamir işlerinden anlayan tek Dünyalı John Smith’le iletişime geçerler. Öykü, John Smith’in durumla ilgili bilgi alırken gezegende kendisinden başka bir Dünyalı daha olduğunu öğrenmesiyle ilginçleşir. Zira diğer Dünyalı 1850 yılında bir gemi kazasından kurtarılarak dondurulmuştur.

    Grenville’in Gezegeni – Michael Shaara

    Yıldız Servisinde çalışan Wisher ve Grenville, yaptıkları keşifler sonucu yüzeyi tamamen suyla kaplı bir gezegen bulur. Keşfettikleri gezegeni gözlerken iki küçük adaya rastlayan ikili, örnek toplamak için kara parçasına inmeye karar verir. Suyu, havası ve bitki örtüsüyle Dünya ile benzerliği üst düzey olan bu gezegende canlı hiçbir varlığın olmaması Wisher’ı rahatsız etmeye başlamıştır. Kendilerini en başından beri fark eden gezegen sakinlerinden habersiz çalışmalarını sürdüren Wisher ve Grenville, gezegenin sırrını daha sonra öğrenecektir.

    Anahtar Deliği – Murray Leinster

    Daha önceki seyahatlerinde karşılaştıkları Ay yaratıkları ile sürekli savaş halinde olan Amerika, sonunda Ay’a üs kurar. Bir müddet sonra Washington’dan bir emir gelir. Tüm Ay yaratıklarının yok edilmesi ve bu yok edilme kampanyasının sonuca ulaşması içinse yavru bir Ay yaratığının yakalanarak kendi halkına karşı kullanılması gerekmektedir.

    Uzayda Bir Yılbaşı – John Christopher

    Derlemenin en kısa öyküsü olan Uzayda Bir Yılbaşı, Binbaşı John’un Ay’a yaptığı yolculuk sonrası Doktoru tarafından kendisine Kırmızı sağlık kartının verilmesini anlatır. Binbaşı John’un aldığı kırmızı sağlık kartı, bir daha yolculuk yapamayacağını ve hayatını, Ay’da sürdürmesi gerektiğini belirtir.

    Dördüncü Güneş – V. Krapivin

    Beş kozmonot, öncekilerden çok daha elverişli olan Sarı Gül adını verdikleri bir gezene gider. Bu gezegende hayatın yaşanılır olması içinse ısıya ihtiyaç vardır. Çünkü gezegen bütünüyle buzla kaplıdır. Kozmonot Sneg’in fikri ile gezegene 4 yapay güneş tasarlanır. Biri hariç diğer üç güneş çalışır. Eksik güneşin sorun olmayacağını düşünen ekip, tekrar dönmek için hazırlanır. Öykü, üç güneşin yeterli olmayacağını düşünen kozmonot Sneg’in zor kararına, onu bekleyen kardeşine ve bir çocuğun hayalini gerçekleştirmek için ismini değiştiren kozmonot George’a yoğunlaşır.

    kaynak: https://www.bilimkurgukulubu.com/...uzaydan-gelen-konuk/