Veysel Yılmaz, bir alıntı ekledi.
12 saat önce · Kitabı okuyor

TİTAN Satürn
GÜNEŞTEN UZAKLIK : 1.421.180.000 KM
KAPALI: YÜZEY ALTINDA HAPSOLMUŞ BİR OKYANUS
OKYANUSTA YAŞAM İHTİMALİ DÜŞÜK (YÜZEYDEKİ GÖLLERDE OLABİLİR)
Yoğun bir sisle kaplıymış gibi görünen Titan, bu nedenle araştırılması zor bir uydu. Yüzeyinde neler olup bittiğini görmek için yakından göz atmak gerekiyor. Ancak Cassini uzay aracı uydunun yakınlarından defalarca geçtiği ve bunlardan birinde uyduya sonda indirmeyi başardığı için bazı sırlarını açığa kavuşturmayı başardık.
Yer yer buzla kaplı yüzeyinin altında bir okyanus gizlediğini bildiğimiz
Titan’ın yüzeyi de göllerle dolu. Yüzlerce göl ve denizin hidrokarbondan oluştuğu ve metan içerdiği biliniyor. Bunlar, Titan atmosferinden yağmur olarak düşen içerikle beslenmeye devam eden sıvı birikintileri.
NASA araştırmacıları, uydudaki okyanusun yaşam için gereken kimyasal içeriğe sahip olduğundan kuşku duyuyor olsa da yüzeydeki göllerin henüz karşılaşmadığımız türden yaşama olanak sağlayabilecek içeriğe sahip olduğu ortada. Sıvı metan ve etan içeren bu göller nehirlerle de besleniyor. Yani oldukça faal bir yapıya sahip olduklarını söyleyebiliriz.
Titan’daki okyanusun yüzeye erişimi var mı, bilmiyoruz. Eğer yoksa tamamen yeraltında hapsolmuş olacağı için yaşama uygun koşullara sahip değil demektir. Ancak bir şekilde yüzeye dek uzanmışsa o zaman her şey değişebilir.

Popular Science Türkiye - Sayı 73, Kolektif (Sayfa 62)Popular Science Türkiye - Sayı 73, Kolektif (Sayfa 62)
Veysel Yılmaz, bir alıntı ekledi.
14 saat önce · Kitabı okuyor

ENCELADUS Satürn
GÜNEŞ’TEN UZAKLIK : 1.429.400.000 KM
AKTİF : FAAL BİR OKYANUS
YAŞAM BARINDIRIYOR OLABİLİR
Satürn’ün ünlü uydusu Enceladus’un içinde gizlenmiş küresel bir okyanus olduğu anlaşıldı. Uydunun buzla kaplı kabuğunun altındaki okyanus, güney kutup bölgesi yakınlarındaki derin çatlaklardan yüzeye kadar ulaşabiliyor.
NASA’nın Cassini uzay aracı, Enceladus’un yüzeyine püsküren içeriği görüntülemeyi, hatta atmosferinden dışa yayılan bu içeriğe dair örnek toplamayı başardığı için bunun okyanus suyu olduğunu biliyoruz.
Enceladus’un okyanusu bazı mineraller de içeriyor. Okyanustaki hidrotermal aktivite, bu mineralleri bacalar yoluyla taşıyarak deniz tabanına serpiştiriyor. İçinde, Dünya’daki bazı mikroorganizmaların da besini sayılan kimyasallar bulunan Enceladus okyanusu son derece faal yapısı sayesinde yaşamın başlangıcına öncülük etmiş olabilir. Araştırmacılar Enceladus’da en azından mikroorganizma boyutlarındaki yaşam örnekleriyle karşılaşabileceğimizi düşünüyor.
Hidrotermal Aktivite
Cassini uzay aracı, 2015 yılında uydunun yüzeyinden dışarı püsküren gazlar ve buz parçaları tespit etti.Gazın içeriği de incelendi ve %98 oranında su buharı,%1 hidrojen, az miktarda karbondioksit,metan ve amonyak içerdiği görüldü.

Popular Science Türkiye - Sayı 73, Kolektif (Sayfa 61)Popular Science Türkiye - Sayı 73, Kolektif (Sayfa 61)
Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
 15 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Düşünceleri, acı çeken ruhundan, zaman ve uzay içinden sürekli olarak yayılan ışınlardı sanki.

Dişi Kurdun Rüyaları, Cengiz Aytmatov (Sayfa 53)Dişi Kurdun Rüyaları, Cengiz Aytmatov (Sayfa 53)
Murat Sezer, bir alıntı ekledi.
 19 May 12:51 · Kitabı okuyor

Mitoloji mi yoksa antik çağda gerçek bir uzay aracı mı
Rama'nın emriyle, görkemli savaş arabası kulakları sağır eden bir gürültüyle bulut dağına yükseldi...

Mahabharata

Tanrıların Arabaları, Erich Von Daniken (Sayfa 71)Tanrıların Arabaları, Erich Von Daniken (Sayfa 71)
Murat Sezer, bir alıntı ekledi.
19 May 12:01 · Kitabı okuyor

Eğer dünyamızdan yola çıkan uzay araçlarımız da bir gezegene inip ilkel insanlarla karşılaşırsa, onlar da birdenbire Tanrı ya da Tanrının oğlu olacak.

Tanrıların Arabaları, Erich Von Daniken (Sayfa 55)Tanrıların Arabaları, Erich Von Daniken (Sayfa 55)

Tebriks.
Cumhurbaşkanı Erdoğan uzay teknolojisinde gelinen son noktayı açıkladı “ Bizim Allah’ımız var “ .

Gamze Özmen, Düşmüş Melekler'i inceledi.
 18 May 15:44 · Kitabı okudu · 17 günde · Beğendi · 5/10 puan

Ölüm makinesi Takeshi Kovacs’ın maceraları devam ediyor. (Yalnız o soyadının sonu Sırpçadaki gibi –ç diye okunacak) Bu sefer kendileri bir isyan sonucu uzak bir gezegen sisteminde başlayan savaşta kiralık asker olarak boy gösteriyor. Tabii rahat durmuyor ve savaş bitmeden, savaşa etki edeceğini düşündüğü arkeolojik bir maceraya atılıyor. Türlü türlü belalara bulaşıyor, ağır badireler atlatıyor ama anası Kadir Gecesinde doğurmuş olacak ki kurtulmasını da biliyor. (Bu spoiler sayılmaz umarım çünkü serinin 3 kitap olduğunu biliyoruz)
Bir de karı kız peşinde bu kadar koşmasa… Taktı kitaptaki gacıya, sinir oldum. Kitabın içine girip “Sen Takeshi Kovacs’sın kendine gel, yakışıyor mu senin gibi eski bir Kordiplamata bu hal ve tavırlar?” diye sarsasım geldi. Neyse ki toparladı sonradan. Kitap onun ağzından olmasına rağmen ne zaman ne yapacağını, hangi tarafta yer aldığını kestiremiyor insan.
Düşmüş Melekler, ilk kitap gibi alıştıra alıştıra değil bodoslama olayların içine daldırıyor insanı. Değiştirilmiş Karbon dijital transfer, yapay zeka, sanallık, gelişmiş teknoloji, dünya dışı yaşamlarla ilgili bir kitaptı. Düşmüş melekler ise bizi bir savaş ortamına götürüyor ama amacı savaşı anlatmak değil. Savaşlardan kimlerin karlı çıktığını, kapalı kapılar ardında dönen oyunları, güç savaşlarını, ikili oynayan insanları anlatıyor. Savaştan kasıt öyle çiyu çiyu sesler çıkaran silahlarla gerçekleşen uzay savaşları değil. Çok da yabancısı olmadığımız kişiler ve olaylar var: Her iki taraf da eşit derecede haksız ve cani ruhlu, 3-5 kişinin keyfi için sayısız asker ve sivil ölüyor (pardon askerler tekrar tekrar ölüyor çünkü kılıf teknolojisi sağolsun delirene kadar askerleri savaşa sürüyorlar), savaş tacirleri savaş sırasında ve sonrasında her durumda zarar etmeyecek şekilde akbaba gibi bekleşiyorlar, zenginlerin çıkarları için masum siviller,hayvanlar ve doğa katlediliyor. İnsanlık olarak medeniyetimizi bu kadar uzak mesafeye ve zamana ne kadan da güzel yaymışız öyle!
Gelelim en sevmediğim kısma: Kitabın adını beğenmedim. Değiştirilmiş Karbon daha özel bir isimdi kitapta nelerle karşılaşacağınıza dair ipucu veren türden. Ama düşmüş melekler deyince fantastik kurgu türü kitaplar ne bileyim lucifer mucifer akla geliyor. Belki de ben fazla takıntılıyım kitabın ismi o kadar önemli mi içeriğinin yanında? Evet hem de çok önemli okuyacağımız kitapları isme, konuya, yazara, türüne bakarak seçiyoruz sonuçta. Yine de ismi kitabın içeriği ile tamamen alakasız da diyemem, kitabı okuyunca bu ismin nereden geldiği, kim veya kimler için kullanıldığı anlaşılıyor.
Sonuç olarak ilk kitabın gerisinde bulsam da bu kitap da önceki gibi son 100 sayfada hızlı ve akıcı geçti. Seri kitapların genel sorunu, aralarında birinin en zayıf halka olması. Umarım zayıf halka bu kitaptır zira 3. kitapla ilgili beklentilerim büyük.

Kütüphane kedisi, Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens'i inceledi.
18 May 13:55 · Kitabı okudu · 19 günde · Beğendi · 9/10 puan

HAYVANLARDAN TANRILARA
13,5 milyar yıl önce Bigbang le birlikte madde, enerji ve uzay ortaya çıktı. 300 bin yıl sonra atom ve moleküller, 3.8 milyar yıl önce ilk basit organizmalar oluştu. 70 bin yıl önce Homo sapiensin evrendeki yolculuğu başladı.12 bin önce ki tarım devrimi ve 5 bin yıl önceki Bilimsel devrim Sapiensin yolculuğundaki önemli dönemeçlerdi.
Homo cinsinin evrim öncesi farklı türleri de vardı.Yaklaşık 2.5 milyar yıl öncesi Afrika da bir maymundan evrimleşmeye başlayan Homo cinsi, Neanderthallere evrildi. Homo erectus, denisova vs. arasında seçilim savaşını Homo Sapiens kazandı.
Ateşin bulunması, alet yapımı ve nihayetinde iletişim kurmayı sağlayacak basit bir dil bulunması önemli aşamalardı.Tarım devrimiyle birlikte komünler halinde yaşamaya başlayan Sapiens sosyal düzenin en ilkel halini yaşıyordu.Sosyal düzen güçlü-güçsüz, zengin- fakir kavramlarını getirdi. Ve bu noktadan itibaren sömürü başladı. Ataerk gücünü garanti edebilmek adına Hukuk, Din gibi olguları devreye soktu.
M.Ö. 3000 yıllarında Mısır krallığı, 1000-500 arası Asur, Babil, Pers 220 de Çin ve Roma imparoturlukları o dönemin büyük güçleriydi. Yahudiliğin ortaya çıkışı bu döneme rastlar. Çok Tanrılı dinlerden, tek tanrılı dinlere geçiş Hiyerarşinin oturmasında etkili oldu. Sömürü düzeni, savaşlar diğer dinleri doğurdu.Ve İnsan uzunca bir zaman Din hakimiyetinde Tanrı ile korkutularak sömürülmeye devam edildi.
Sapiensi DİN-İmparatorluklar- Ticaret birleştirerek küresel dünyaya götüedü. !500-1600 yılları bilimsel devrimin başlangıcıdır.Macellan, Kolomb, kaptan cook, Vasco de gama gibi kaşifler yepyeni keşifler yaptılar. Kopernik le başlayan evreni anlama serüveni Kepler kanunları ile devam etti ve !687 de Newton modern tarhin en önemli kitabını yazdı.'' Doğal felsefenin matematiksel ilkeleri'' Bir taraftan da büyük filozoflar metafiziki olguları tartışıyor. Dinin altını eşeliyorlardı.1800 yıllarda endüstriyel devrim başladı.Avrupa'nın ekonomik ve bilimsel anlamda güçlenmesi daha cahil ve güçsüz halkın sömürgelere dönüşmesi demekti.
!900 lü yıllar Einstein,Darwin, Freud gibi bilim adamlarının o ana kadar öğrendiğimiz ne varsa sorgulamamıza neden olan kuramlarıyla sarsıldı. Ve 1945 de modern çağın en acımasız olaylarından biri yaşandı.Atom bombası Hiroşima da denendi.
Bu süreçte ilahi dinler ideolojilere dönüştü. Sapiensin anlam arayışı çağdaş dinler Nazizm, Komünizm ,Kapitalizm ve liberal hümanizm le devam etti.Bu ideolojiler Avrupa da şiddetli bir kasırga estirdiler......

Arzu Beyaz, bir alıntı ekledi.
18 May 13:25

" Armstrong; uzaydan ayrılırken, araştırma yapılması için ay taşlarını toplar. Ne var ki, bu taş örneklerinin ağırlığı dünyaya dönüş yolunda büyük bir engeldir. Armstrong, yanına aldığı taşlara karşılık uzay aracının ağırlığını dengelemek için ayakkabılarını çıkarır ve ayda bırakır!
Ayda sadece Armstrong'un ayak izi değil, o izi bırakan 43,5 numara ayakkabıları da durmaktadır. Bu bilginin ışığı altında şunu söyleyebiliriz: Neil Armstrong bir Amerikalı olabilir ama evine, yani dünyaya dönerken bir Türk gibi davranmış ve ayakkabılarını kapıda çıkarmıştır."

Bir Çift Ayakkabı, Sunay Akın (İş Bankası Kültür Yayınları)Bir Çift Ayakkabı, Sunay Akın (İş Bankası Kültür Yayınları)
SEDA FIRAT BELLİ, Geometri'yi inceledi.
18 May 09:44 · Kitabı okudu

Geometri kitabı okurken duygulanabilir misiniz? Ben başardım. Herkesin kitaplığında mutlaka bulunmalı. Atatürk’ün geometri terimlerine bulduğu Türkçe karşılıklar ve geometri kuramları anlatılmış. “Boyut, uzay, yüzey, düzey, çap, yarıçap, kesek kesit, yay, çember, teğet, açı, açıortay, içters açı, dışters açı, taban, eğik, kırık, çekül, yatay, düşey, yöndeş, konum, üçgen, dörtgen, beşgen, köşegen, eşkenar, ikizkenar, paralelkener, yanal, yamuk, artı, eksi, çarp, bölü, eşit, toplam, oran, orantı, türev, alan, varsayı, gerekçe vb.” terimler bizzat Atatürk tarafından türetilmiş. Savaşın, karışıklığın, sorunların arasında Atatürk'ün bulduğu terimleri günümüzde hâlâ kullanıyor olmamız O'na bir kez daha hayran olmamı sağladı.