Yeni bir dünyaya gitmek istiyorsan, uzay aracına ihtiyacın yok. Bakış açını değiştirmen yeterli.
mevsimidir nedense ölmeye heveslenir insan bir avuç yıldız tozu gibi savrulmaya rayından çıkmıştır yaşamak bir eskimişlik duygusu nereye baksan gücü yetmez kimsenin kimseyi kurtarmaya
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yalnızlığı Denemek
gecenin ortasında ne işin var yıldızlara dokunma yanarsın bak birazdan ay da batacak karanlık bulaşmasın ellerine tersin döner yolunu bulamazsın içi dışı uzay tozu yansımalar sahi mi yalan mı anlayamazsın bir rüya gemisi iskele sancak dokunup geçiyor hayallerine ağlayasın gelir ağlayamazsın sevmek insanın yüreği kadar küçükse büyüğünü taşıyamazsın yalnızlığı da dene oldu olacak nasıl yankılanır derinden derine iyi midir kötü mü çıkaramazsın insanı ancak kendisi tamamlar içinde başka dışında başkasın eksiğin fazlana elbet bulaşacak öbürü sığacak bunun derisine yoksa sabaha sağ çıkamazsın
Sayfa 19·Kitabı okudu
Bunca zulmün ardından doğacak güneş. Bunca karanlığın ardından gelecek o yıldızlar. Çünkü yıldızlar gecenin karanlığında parlar. Gündüz isteseniz de göremezsiniz. Her yıldız bu dönem içinde yaşadığımız sahte cennetli, zifiri karanlığın kandilidir, mumudur, güneşidir, sıcaklığıdır.
Alıntı
Sizinle yıldızlar arasındaki boşluk aslında zamandı
Astronomi aslında tarihti. Çünkü uzay, zamandı. Joan'un evrenle ilgili en sevdiği şey de buydu. Güney göğünde parlayan kırmızı yıldız Antares'e baktığında, otuz katrilyon kilometre ötedeki bir noktaya bakıyordu. Ama aynı zamanda beş yüz elli yıl öncesine bakıyordu. Antares o kadar uzaktaydı ki ışığının Dünya'ya ulaşması beş yüz elli yıl sürüyordu. Beş yüz elli ışık yılı uzaklık. Yani gökyüzüne her baktığında, sadece uzağı değil, geçmişi de görüyordu. Ne kadar uzağı görürseniz o kadar geçmişe bakabiliyordunuz. Sizinle yıldızlar arasındaki boşluk aslında zamandı. Yine de çoğu yıldız o kadar uzun süredir orada parlamaya devam ediyordu ki gelmiş geçmiş bütün nesiller onları görmüştü. Gökyüzüne bakıp Akrep takımyıldızının ortasındaki o kırmızımsı hale Antares'i gördüğünüzde aslında MÖ 1100'lerde Babillilerin de tarihe kaydettiği yıldıza bakıyordunuz. Gece göğüne bakmak insanlık tarihi boyunca aynı yıldızlara bakan, aynı göğü paylaşan sayısız insana eşlik etmek demekti. Zamanın akışına tanıklık etmekti.
Sayfa 47·Kitabı okuyor
Alıntı
uzay bükülüyor sonra kütle geliyor? ya da aslinda es zamanlilar
Hüsran tatminden önce gelir, onun önkoşuludur. Kavrayamamak kavramayı önceler,
Sayfa 39·Kitabı okuyor