Birinci Neden: Hızın, Geçişlerin ve Süzme Faaliyetinin Artışı
"NE İSTEDİĞİNİZİ ANLAMADIM," deyip duruyordu Boston'daki Target mağazasında çalışan adam. "Elimizdeki en ucuz telefonlar bunlar. İnternetleri feci yavaş. İstediğiniz bu değil mi?" Hayır, dedim. İnternete hiç bağlanamayan bir telefon istiyorum ben. Şaşkın şaşkın kutunun arkasını inceledi. "Bu çok yavaştır. E-posta alabilirsiniz muhtemelen, ama-" E-posta da internet de istemiyorum, dedim. Üç aylığına uzaklara gideceğim, tamamen çevrimdışı olabilmek için.
Arkadaşım Imtiaz'ın yıllardır internete bağlanamayan eski dizüstü bilgisayarını yanıma almıştım. İlk Uzay Yolu dizisinin setinden çıkıp gelmiş gibiydi, boşa çıkmış bir gelecek hayalinin kalıntısıydı sanki. Yıllardır yazmayı planladığım romanı yazmak için kullanmaya karar vermiştim bu bilgisayarı. Şimdi de, numarasını vereceğim altı kişi tarafından acil durumlarda aranabilmek için bir telefona ihtiyacım vardı. Herhangi bir internet seçeneği olmaması gerekiyordu; böylece sabahın üçünde uyanıp da zayıf düşmüş irademle çevrimiçi olmak istersem elimden bir şey gelmeyecekti.
İnsanlara ne yapmayı planladığımı anlattığımda üç farklı tepkiyle karşılaştım. İlki Target mağazasındaki adamın tepkisine benziyordu: Söylediğim şeyi akılları almıyor gibiydi. İnternet kullanımını azaltacağım diyormuşum gibi düşündüler. Tamamen çevrimdışı olmak onlara o kadar tuhaf geldi ki tekrar tekrar açıklamam gerekti. "İnternete hiç giremeyen bir telefon istiyorsunuz, öyle mi?" demişti adam. "Niye ki?"
Zaman ve uzay bağlamında siz her ne kadar tutarlı bir kişiliğe sahip olduğunuzu düşünseniz de bunun doğru olma ihtimali oldukça düşüktür. Kendi başınıza çalışırken olduğunuz kişi bir grupta olduğunuz kişiden, romantik bir durumdaki haliniz (olduğunuz kişi) öğretici bir durumdaki halinizden (kişiden), yakın arkadaşlarınızın yanındaki haliniz tanımadığınız bir kalabalıktaki halinizden veya seyahatteki haliniz evdeki halinizden farklıdır.
“Gözleri simsiyah, dibi yok, ardında uzay başlıyor sanki. Bildiğim tüm anlamları aynı anda söylüyor. Duymak istediklerimi, duymak istemediklerimi, bildiklerimi, unuttuklarımı sıralıyor. Bakışında annem, anneannem, eski sevgililerim, doğmamış çocuklarım, torunlarım var. Öyle zamansız, öyle herkese ve her şeye dönüşerek bakıyor ki, içimdeki tüm sıfatlar birbirine karışıyor.”
Ali Yıdız, baskıya hazırladığı A'mâk-ı Hayal'in Azamet Sahası (Saha-i Azamet) bölümünün sonuna şöyle bir şerh düşmüş: "A'mâk-ı Hayâl'i, bu bölümünden dolayı, Türk edebiyatında yazılmış ilk bilimkurgu eseri olarak nitelendirmek mümkündür." Yıldız, Ahmed Hilmi'nin eserini Jules Verne ve H. G.
Wellsin eserleriyle karşılaştırarak "A'mâk-ı Hayâl deki uzay yolculuğu, Batı edebiyatındakilerden sadece mahiyeti itibariyle değil, unsurları ve gayesi bakımından da farklı ve daha üstündür." hükmünü verir.