7/10
·158 syf.··
2026 20. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 21:27
Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar bana göre yalnızca bir deneme kitabı değil; Ursula Le Guin’in dünyaya bıraktığı düşünsel izlerin haritası. Kadınlık, dil, güç, edebiyat, mitoloji ve insan olmanın yükü üzerine konuşurken hiçbir zaman parmağını sallayan bir öğretmene dönüşmüyor. Daha çok arka kapakta söylendiği gibi: “Le Guin uzay gemisindeki bilge kocakarıdır. Varoluş kadar kadim bir lisanla konuşan ejderha, gücünü yalnızca zorunluluk karşısında kullanan büyücü…” Onu okurken insan, cevaplardan çok soruların peşine düşüyor. Çünkü Le Guin’in derdi dünyayı açıklamak değil; dünyayı yeniden görmeyi öğretmek. Benim tarzımla söylersem; bu kitap, gürültüyle hükmedenlerin çağında sessizliğin bilgeliğini hatırlatıyor. Le Guin her sayfada şunu fısıldıyor gibi: Güç dediğimiz şey gerçekten başkalarına hükmetmek mi, yoksa kendine hükmedebilmek mi? Ejderhalarından büyücülerine, kadınlarından rüyalarına kadar anlattığı her şey aslında insanın kendi içindeki karanlık ve aydınlıkla yaptığı pazarlık. Kitabı bitirdiğimde aklımda tek bir düşünce kaldı: Belki de olgunluk, dünyayı değiştirmekten önce ona başka bir gözle bakabilme cesaretidir. Le Guin o gözü açan nadir yazarlardan biri.
Kadınlar Rüyalar EjderhalarUrsula K. Le Guin · Metis Yayıncılık · 20221,272 okunma
Puan vermedi·92 syf.··
2026 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 22:08
Edebiyat ve bilim kurgu arasında köprü görevi gören bu Jules Verne Ay'ın Çevresinde, üç cesur uzay yolcusunun devasa bir dökme demir merminin içine girerek Ay'a doğru fırlatılmasından sonra uzayın derinliklerinde ve Ay'ın çekim alanında yaşadığı maceraları anlatıyor.
Ay'ın ÇevresindeJules Verne · Arkadaş Yayınları · 2020393 okunma
Reklam
Yarım kalan bir başyapıtın tamamlanışı
Puan vermedi·416 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 20:32
Yoğun , dertli, zamansız ve bir o kadar da şaşırtıcı bir kitap. Bir tarafta bozkırda yaşam mücadelesi veren köylüler, diğer tarafta Sovyetler Birliği ve Amerika nın birleşip kurduğu bir uzay programı, uzaylılarla yapılması planlanan diplomatik temaslar. Ana kahramanın insancıl dertleri o kadar iyi verilmiş ki hepsini okurken hissetmek mümkün. Hayırsız evlat, rejim baskısı , karşılıksız aşk, çaresizlik , yok edilmeye çalışılan kimlikler, başına deve derisi sarılıp güneşte bırakılan ve hafızası kaybettirilerek köleleştirilen mankurtlar .... Romanın en ilginç bölümü kitaptan çıkarılmış. Sovyetler Birliğinde o bölümün yayınlanmasına izin verilmemiş ve daha sonra ayrı bir roman olarak yayınlanmış. (Cengizhan a Küsen Bulut) Bu iki kitap birlikte okunduğunda anlamlı oluyor. Gün Olur Asra Bedel kitabını okumuş olmak için ikisini birlikte okumak gerekli diyor kitabın çevirmeni. Cengizhan a Küsen Bulut kitabını tek okuyan kişi için havada kalan bir metin olabilir. Birlikte okunduğunda insan dehsete düşüyor. Yeni doğmuş bir kadının bebeğinden ayrılıp sırf koyulan kurala uymadı diye öldürülmesi, tutuklu bir öğretmenin çaresizliği, hükümdar olmak için aslında yeri geldiğinde merhametsiz olmak gerektiği ama günün sonunda adaletsizliğin karşısında doğanın bile yanınızda olmadığı gerçeği ... İnanılmaz etkileyici bir roman daha... Okumayı düşünen herkese keyifli okumalar...
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202656bin okunma
Eee Birader, Sonra?
8/10
·868 syf.··
2025 15. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2025 00:00
Birinci kitabımızda; sıradan bir hayat süren İngiliz Arthur Dent, bir gün evinin yıkılacağını öğrenir. Aynı gün Dünya da galaktik bir otoyol inşaatı için yok edilir :D Arthur son anda yakın arkadaşı Ford tarafından kurtarılır. Ford aslında uzaylıdır ve galaksiyi gezen bir gezgindir. İkili uzay gemilerine otostop çekerek galakside yolculuğa çıkar. Derin Düşünce bilgisayarı, (spoiler alert) Dünya'nın aslında dev bir biyolojik bilgisayar olduğu gerçeği gibi absürt şeylerle karşılaşırlar. Bürokrasi, insanın anlam arayışı ve evrenin büyüklüğü yanında insanın acizliği gibi konularla dalga geçer. Bence serinin okuması en zevkli kitaplarından biriydi. Hayatınızda hiç bilimkurgu-komedi okumadıysanız girmeniz zor çıkmanız daha zor olacak muhtemelen bir iştahla ikinci kitaba başlayacaksınız. İkinci kitabımızda ise maceralar devam eder. Zamanda yolculuk teması işlenir. Bence zamanda yolculuk temasını en absürt, en eğlenceli ve en okunaklı işleyen kitaplardan birisi. Burada da kitabımız zaman yolculuğundan yola çıkarak zamanın anlamsızlığıyla, özgür iradeyle ve kaderle dalga geçer. Bu kitabı da bir iştahla bitirebileceğinizi düşünüyorum. Üçüncü kitap.. Maalesef serinin karanlıklaşmaya başladığı kitap. Douglas Adams'ın bu kitapla birlikte depresyona girip seriyi 180 derece döndürdüğü söylenir. Yine mizah ağırlıklıdır ama daha alaycı ve karamsar temalar girmeye başlıyor. Kitabın içeriğinden pek bahsedemeyeceğim fazla spoiler olur fakat savaş teması üzerinden ilerleniyor. Bu kitap, savaşın anlamsızlığı ve yabancı düşmanlığı gibi konuları ele alıyor. Dördüncü kitabımız bence serinin çok daha sakin, melankolik ve en kişisel kitabı. Karakterimiz bir şekilde yok olmuş Dünya'ya geri döner ve gezegenin yeniden var olduğunu keşfeder. Birkaç gizemli olay araştırılır.
1000Kitap
Otostopçunun Galaksi Rehberi (5 Kitap Bir Arada)Douglas Adams · Alfa Yayıncılık · 20214,514 okunma
Size bir kitap ve bir yazarla geldim!
8/10
·88 syf.··
2026 47. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 09:46
Bilimkurgunun erken dönem isimlerinden biri olan Maurice Renard (1875-1939), Fransız edebiyatında “olağanüstü-bilimsel roman” fikrinin öncülerinden kabul edilir. Bilimi sadece teknolojik keşifler için değil; insan doğasını, korkularımızı ve bilinmeyene duyduğumuz merakı sorgulamak için kullanan bir yazardır. Renard’ın bilimkurguya katkısı, fantastik ile bilimi kesin çizgilerle ayırmamasında yatar. Onun hikâyelerinde deneyler, bilinmeyen varlıklar ve bilimsel fikirler çoğu zaman gotik bir atmosferle birleşir. Bu yönüyle Edgar Allan Poe’nun tekinsizliği ile H. G. Wells’in bilimsel hayal gücü arasında bir yerde durmaktadır. Fihrist Kitap’ın yayımladığı Görünmez Olmak İsteyen Adam, Renard’ın üç hikâyesini bir araya getiriyor: -> Görünmez Olmak İsteyen Adam: H. G. Wells’in Görünmez Adam fikrine cevap niteliğinde. Renard, “gerçekten görünmez olan biri nasıl görebilir?” gibi bilimsel bir açmaz üzerinden Wells’in eserini sorguluyor. -> Perili Köşk: Hayalet anlatısı gibi başlayan ama bilimsel açıklamalarla ilerleyen, fantastik ve bilimkurgunun sınırlarını bulanıklaştıran bir öykü. (Poe - Usher Evi'nin Çöküşü ile çapraz okunmalı bence) -> Marslılar: Kısa ama etkili bir bilimkurgu fikriyle, uzay ve bilinmeyen yaşam temasını işleyen bir metin. (En sevdiğim öykü oldu) Onu okurken akla gelen isimler arasında H. G. Wells, Edgar Allan Poe, Jules Verne ve daha sonra gelen Philip K. Dick gibi yazarlar var. Wells gibi bilimin sınırlarını kurcalıyor, Poe gibi tekinsiz bir hava yaratıyor; ama Renard’ın farkı, bilimsel fikri çoğu zaman “acaba mümkün mü?” sorusundan çok “insan bununla karşılaşırsa ne olur?” noktasına taşıması. **Bilimkurgunun emekleme döneminde, türün sadece uzay gemilerinden ibaret olmadığını gösteren; bilim, korku ve hayal gücünü aynı potada eriten
Fantastik Bilim Kurgu
Görünmez Olmak İsteyen AdamMaurice Renard · Fihrist Kitap · 202126 okunma
8/10
·236 syf.··
2026 68. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 20:38
Stanislaw Lem'in meşhur bilim kurgu romanı. Solaris'in içeriği din, psikoloji, felsefe gibi birçok alanla ilişkili. Bu ilişkinin nedeni de romanın merkezinde bulunan, insanın anlama arayışı. Uzak galaksilerden iç dünyaya kadar her yeri anlama arzusu insana hükmediyor ve solaris bu arzunun üzerine kurulu. Prometheus isimli uzay gemisinden solaris isimli çift yıldızlı bir sisteme ait gezegene gelen Kelvin'in yaşadıklarını merkeze alıyor roman. Burada prometheus adı boşuna seçilmemiş. İnsanlar için ateş metaforuyla bilgi çalan bir titan olan prometheus ile solaris'teki gizemli ve tüm gezegenin yüzeyini kapsayan plazmik varlığı öğrenme arzusundaki bilim insanları arasında benzerlik var. Üstelik prometheus kelimesinin etimolojik anlamının 'önceden öğrenmek' olması, bu kanaati güçlendiriyor. Romanın merkezinde anlama çabası olduğunu söylemiştim. Aydınlanmacı kültürde dış dünya akla uygundur ve anlaşılır. Hegel'in dediği gibi: "Gerçek olan akla uygundur; akla uygun olan gerçektir." Lakin solaris romanı, gerçeğin bu kadar kolay bir şekilde anlaşılamayacağını, bir yerden sonra anlama yetisinin kifayetsiz kalabileceğini anlatıyor. Anlamaya çalıştığımız bir başka bilinçli varlığı kendi zihinsel kategorilerimizde anlamaya çalışıyoruz ama bu bir yerden sonra iflas ediyor. Bunun da ötesinde, romanda, galaksileri ele geçiren insanın iç dünyasıyla yaşadığı sorunlardan bahsediliyor. Anlama etkinliğinin sınırları olacağını döne döne anlatıyor solaris. Tarkovsky bir kez daha; insanlık durumunu, onun özünü (eğer varsa) ve sınırlarını, insanın belirli eşikleri (bilim ya da bilinç eşiklerini) geçmesi gerekip gerekmediğini sorgulamak için karakterlerin, kişiliklerin ve psikolojilerin büyüleyici ve karmaşık bir incelemesini sunuyor. Zira insan, bir dirençsizlik, dikbaşlılık ve hatta
SolarisStanislaw Lem · İletişim Yayınevi · 20181,592 okunma
Reklam
Reklam