Uzel

10/10
·64 syf.·
2019 7. kitabı
Tübitak Yayınları'nın ilk olarak 1999 yılında yayımladığı kitaba bugün kütüphanede rastlayıp bir solukta okudum. Kuşe kağıda basılmış, büyük boy, resimli, her yaştan okurun keyifle okuyacağı bu eser, evrim hakkında özlü bir derleme sunuyor.
EvrimLinda Gamlin · Tübitak Yayınları · 201325 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·179 syf.·
2019 6. kitabı
Kitabı ilk olarak 5 yıl önce elden geçirmiştim. Geçenlerde kütüphanede ödünç alacak kitap bakınırken görünce sayfalarını karıştırdım ve baştan sona yeni bir okuma yapmamın iyi olacağına karar verdim. Kısa sürede de ilgiyle okudum. Yazar gayet akıcı bir dille meseleyi ortaya koyuyor. Tüketimin, sürekli bir şeyler satın almanın, bozulan ya da yıpranan bir eşyayı onarmak yerine, atıp yenisini alma eğiliminin gezegeni devasa bir çöp torbasına dönüştürmenin yanı sıra, toplum yapısına olumsuz etkilerini açıklıyor ve insanlığı derhal tutum değiştirmeye davet ediyor.
Ne Kadarı Yeterli?Alan Durning · Tübitak Yayınları · 199881 okunma
8.Bölüm * Tüketim toplumundaki genel görüş, tüketimin insan ve çevre üzerindeki etkilerini göz önünde bulundurmaksızın, kendimizi meşgul etmek için bir ulusal politika sorunu olarak tüketmeye devam etmemiz gerektiği yolundadır. Bu tavır çok ciddi boyuttadır. Yayınlanan haber programları, tatil sezonunda alışveriş bölgelerinin yer aldığı sahneleri sanki ulusal öneme sahip sahnelermiş gibi ele almakta ve alışveriş yapanların para harcamaya ne kadar gönüllü olduklarını anlatmaktadırlar. ABD, 1990'ların ortalarında ekonomik durgunlukla yüzyüze geldiğinde, Başkan'dan başlayıp daha aşağıdaki kişilere kadar herkes, sadık Amerikalılardan para harcamalarını rica etmeye başlamıştır. Range Rover firması, büyük ABD dergilerinde "Bir şeyler satın alın. Elbette bizim tercihimiz, bir Range Rover almanız olacaktır. Fakat eğer bu mümkün değilse, bir mikrodalga fırın alın. Bir av köpeği. Tiyatro biletleri. Bir futbol topu. Herhangi bir şey." diye yalvaran tam sayfa ilanlar vermiştir. Bu tür ricaların ardında yatan mantık çok doğru görünmektedir; eğer kimse bir şey satın almazsa, kimse bir şey satmaz ve kimse bir şey satmazsa, kimse çalışmaz. Böylece, tüketici ekonomisinde, bir başka deyişle gayri safı milli hasılanın üçte ikisinin tüketici harcamalarından oluştuğu bir ekonomide, borsadaki servetlerden ulusal ekonomi politikalarına kadar her şey "tüketicinin güveni" ve "satın alma planları" anketlerine dayanmaktadır. Eğer bu "tüket ya da kaybet" görüşü doğruysa, bireysel olarak ya da toplu halde tüketimimizi kasıtlı olarak azaltmak, kendi kendine zarar veren bir davranış biçimi olacaktır; örneğin, araba kullanımını yarıya indirmemiz, benzin istasyonu çalışanlarının ve bunun yanı sıra araba teknisyenlerinin, otomotiv işçilerinin, tekerlek fabrikası işçilerinin, otomobil sigortası
5.Bölüm * Uzun vadede çevrenin korunması, et tüketimine kesin sınırlamalar getirilmesini gerektirecektir. Tüketici sınıfı, dünyanın kaynaklarıyla uyumlu bir beslenme düzeni için hububatla beslenen hayvanlardan elde edilen ürünlerin yarısını ya da daha fazlasını tüketmekten vazgeçmek zorunda kalabilir. * Ambalajların çoğu tamamen göz boyamaya yöneliktir. Bir hafta dayanan domatesler ve yeşil biberler, bir yüzyıl boyunca dayanan polistiren ve plastik kaplarda satılmaktadır. * Özellikle Coca – Cola, işletme gelirlerinin % 80'ini ABD'nin dışından sağlayan dünya çapında bir şirkettir. Bir ticaret dergisi olan Adweek, bu markanın başarısından öylesine etkilenmiştir ki bu ürünün dünya çapında pazarlamadaki uzmanlığını iki sayfalık bir bölümde Hitler'in, Lenin'in, Napoleon'un ve bir kola şişesinin resmini yayınlayarak övmüştür. Manşette ise, "İçlerinden yalnızca birisi tüm dünyayı ele geçiren bir sefer yaptı." yazısı yer almaktadır. Şirket, ürünleri için sınırsız pazar görmektedir. Coca – Cola genel müdürü Donald R. Keough şöyle demektedir: "Endonezya'yı -Ekvator üzerinde 180 milyon nüfuslu, 18 yaş ortalamasına sahip ve alkolün Müslümanlık dinince yasak olduğu bir ülkeyi- düşündüğümde, cennetin neye benzediğini bildiğimi hissediyorum." * Depozitolu alkolsüz içecek şişeleri, çevrecilerin son yıllarda akıllara durgunluk verici bir zafer elde ettiği Avrupa'da bir geri dönüş süreci geçirmektedir. On yıldan uzun bir zaman önce Danimarka'daki gruplar ambalajsız tüketime son noktayı koyup, kullanılıp atılabilen bira ve alkolsüz içecek kaplarının kullanımına ulusal bir yasak koydurmayı başarmışlardır. Gerçekten de, ülkedeki her bir içecek kabı yeniden doldurulmaktadır. Finlandiya, Almanya, Hollanda ve Norveç de yiyecek ve içecek ambalajlarının yeniden kullanılmasını ve geri