İçini başından ayağına kadar sevinç doldurdu; yaşama sevinci, kendisi olma sevinci.
...
Çünkü artık biliyordu; dünyada sevincin binlerce, binlerce biçimi vardı, ama temelde hepsi bir tanesinde birleşiyordu, sevebilme sevincinde.
Hepsi bir ve aynıydı.
Artık en büyük, en güçlü ya da en akıllı olmak değildi istediği.
Tüm bunları geride bırakmıştı.
İyi ya da kötü, güzel ya da çirkin, akıllı ya da aptal, olduğu haliyle, tüm yanlışlarıyla, hatta doğrudan onların yüzünden sevilmeyi özlüyordu.