uzra

1801 yılında İngilizler, Fransızları Mısır'dan çıkarmayı başardı ; bu noktada İngilizler Osmanlı İmparatorluğunun bütünlüğünü korumaya kararlıydı, bu nedenle Mısır'da İngiliz idaresi kurmaya girişmeden, Mısır'ı Türklere geri verdiler.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·232 syf.·
2022 35. kitabı
“Sonsuzluğun Sonrası”na ilişkin yorumunda da belirttiğim gibi, çağdaş felsefenin koçbaşı olan Meıllassoux, bu eserinde de beyin yakmaya devam etmekten geri durmamış. Ağır felsefi terimlere ilave olarak, okuyucuda kulak dolgunluğunu oluşturmak amacıyla kendi terminolojisini de kullanması zaman, zaman yorucu olabiliyor. Yine de Sonsuzluğun Sonrası ile giriş yaptığı Spekülatif Materyalizmi “İlahi Yokluk” ile tam anlamıyla olgunlaştıracağına hiç kuşkum kalmadı artık. Neyse, kitaba dönelim... Doğal sabitlerin değişmezliğini öteleyerek Hume problemini, problem olmaktan çıkarabilir miyiz ? Hayalet İkilemini sadece Hristiyanlığa ait Tanrıcılık inancı temelinde Ateizm ile çarpıştırmak yeterli mi? Descartes’in Tanrısını bir tarafa bırakırsak, Dualizm ve ex nihilo ile realizm arasındaki çatışma alanından da kurtulmuş olmuyor muyuz? Tanrının mutlaklığı-yokluğu ikilemine, ilahi yokluğu da kapsayacak şekilde “henüz yok” olması argümanı, spekülatif materyalizm ile ne gibi çatışma noktaları doğuracak? Tanrının bu aşkınlıkta olması, materyalizm ve tanrıcılık arasındaki kutupların mesafesini daraltabilir mi? Mutlakın bilinememesi ve düşünülemeyeceği, 3’üncü argümanı zaten temelden çürütmüyor mu? ... Aklımda deli sorular... Bu soruların bir kısmına, heyecanla beklediğim “İlahi Yokluk’ta”cevap bulabileceğimi ümit ediyorum. Neticede, mükemmel ve dolu dolu bir eser. Hakikaten okumakta ve anlamakta bir hayli zorlandığımı itiraf etmem gerek. Okunur mu? Kesinlikle okunmalı. Lakin sakın bir kafa ve bol vakit ile sindire sindire...
Spekülatif MateryalizmQuentin Meillassoux · Pinhan Yayıncılık · 20229 okunma
Puan vermedi·170 syf.·
2022 34. kitabı
Artık kâniyim. Naturalistler ve Anti İndirgemeciler arasındaki bu yeşil vadi davasını Tosun Paşa bile çözemez. Aslında bu kavgada habire tekme yiyen İndirgemecilere üzülmüyor da değilim. Öğrendikçe açıklayabilen bir tarafın, öğrenilmemiş her şeyi açıklayabilen ile aynı ringde olmasındaki eşitsizlik ne kadar acı verici. Neyse, kitaba dönelim. Zihin ve Evren. Kitabın ilk yaprağını çevirmek üzere işaret parmağını hevesle tükrüklemek ve hemen ardından, Descartesin kabrine iki kova su taşıyıp ruhuna Fatiha okumaktan ibaret olduğunu farketmek, hafiften ümit kırıklığı yarattı bende. ... “Bilinç olgusu salt fen bilimlerinin kaynaklarına dayanan kapsamlı naturalizmin önündeki en büyük engeldir.” “Fenni gelişmelerdeki en büyük sebep, zihnin fiziksel dünyadan ayrı tutulması olmuştur.” ... Bak...bak...lafa bak ! Tekrarlanmış deney ve gözlem sonuçlarından başka hiç bir iddianın kuyruğundan tutmayan Naturalizmi, Teizm veya Dualizm ile aynı parkura koyarak sopalayanlar kervanına Nagel’i de ekledim arkadaş. Her bilinmeze bir cevabı olan Tanrıcılığın, emeksiz savunularında ve iddialarının temelinde hakikaten beton var mı diye bakmak için kullanılması gereken veritabanına bu kadar yüklenilmemeli bence. Fen bilimleri, hiç bir zaman tamama erdim iddasında olmadı ki. Ayrıca zihin-beden problemi neden Natüralizmin sorunu gibi pazarlanıyor anlamış değilim. Bilimsel Natüralizm kadar başınıza taş düşsün diye nida edesi geliyor insanın. Her natüralist yaklaşımın ve bilimsel tezin, tanrının yokluğunu ispat etmek amacında olduğu paranoyasından kurtulmalıyız artık. Ayrıca; Darvinci açıklamalara Dualizm ve Teizmi bulamaçlamayla, rakip alternatif kavramlar da
Zihin ve EvrenThomas Nagel · Jaguar Kitap · 201568 okunma