Mitolojik bir kitap olmanın da ötesinde, insanın yaradılmış olmasından ileri gelen edilgenliğini tanrısal karakterin kusursuzluğuna yedirmeyi başarmış bir destan.
Akıcı..
Aşk, nefret, hırs, korku... Her ne kadar insan olmanın temel nitelikleri gibi görünse de tanrısal karakterlerin üzerinde sırıtmayan bir kombin olarak işlenmiş.
Sürgün tanrı Kirke. ! Mitolojide “kötü” yaftasından nasibini almış gariban kadın.
Aslında ailesi tarafından dışlanmış, çocuğu için hayat mücadelesi veren, cadılık ve büyücülük maharetiyle erkeklerden ve onlardan gelecek zararlardan kaçınmaya çalışan bir karakter.
Her ne kadar kaçmaya çalışsa da, oğlunun sevdiği adamı ve öz babasını öldürmesini/ölümüne sebep olmasını engelleyemeyen kehanet mağduru bir tanrı...
Aslına bakarsanız bir hikayeden ziyade mitolojinin “kötü” karakterine, feminen anlatım tarzı ile kadınsı bir arkalama çabası mevcut. Ataerkil bir varoluş tabanından tümevaran insan medeniyetinin, bu cinsel eşitsizliği mitolojik tanrılara kadar götürmesi acınası...
Helios’un kızı Kirke’nin hikayesi...
Bir kadının yerlerde sürünüp ağlamadığı hikaye de pekala gerçek bir hikaye olabilir.
Bu arada, Madeline Mıller’i de hoş görmek lazım. Hatırlıyorum da, Yeşilçam filmlerindeki Sezercik bile hep “Allah Baba” sından dilerdi.