Kitap yazma ve onu yayınlama süreçleri, daha nicelerini içeren bir kitap.
Herkes bir anda okudu ve aşırı uç görüşler çıktı bazıları yerlere vururken bazıları ise göklere çıkardı. Ben ise gerçekten bu kadar uç şeyleri barındırıyor mu diye okumak istedim. Aslında o delice olay akışlarının yaşandığı diğer romanlar gibi değil. Daha çok karakterimiz June ve onun içinden ve dünyasından bir roman yazım sürecinin sancıları. İlham eksikliği ( sanırım yazarlar için en büyük işkencelerden biri, yazar değilim), kendini yetersiz hissetme ve her ne olursa olsun kitabı çıkardıktan sonra da işlerin bitmemesi.
Çünkü biliyorsunuz ki yalnızca iş bununla bitmiyor. Edebiyat ürünü koymak, onun halkın bir nebzede oyuncağı hâline getirmektir. Eleştiriler, küfürler, ödüller ve yaftalamalar. Kuang ise bunları öyle anlatıyor ki içinizden, her gelişen bir olaya bir katılıyor bir de saçma buluyorsunuz.
Benim kitabı okurken kendimde en çok şaşırdığım şey bazen June karakterine hak veriyor bazen de iyice delirdi diyorsunuz. Çünkü öyle ki June masum değil fakat diğer kimse de masum değil. Öyle ki telif, intihal bir sürü şeyler yaşanıyor. Yine de onunla aynı pencereden bakmamızı sağlıyor.
Diğer bir konu ise kitap yazarken ırkınızla ilgili şaibeler. Bu belkide sorun değil günlük düzende. Fakat kendinizin ait olmadığı bir ırkla ilgili bir kitap çıkarmak istediğinizde herkes bir anda bunun tamamen planlı bir kazanç kapısı ve dikkat çekme yöntemi olduğunu söylüyor.
Diğer yandan bir ülkenin acıları ve toplumların bilinçli bir şekilde ezilmesi ve hor görülmesiyle ilgili bir ürün çıkardığınızda da onların acılarından faydalanma ve yaralarını kanatmakla da suçlanabiliyorsunuz.
Kısaca öyle basit bir kurgu değil. Sanki bir hiciv. Ama ben gerçekten beğendiğimi söylemeliyim. Kuang'ın çok zekice bir şekilde