Amy Harmon

Amy Harmon

Yazar
8.4/10
430 Kişi
·
929
Okunma
·
40
Beğeni
·
3082
Gösterim
Adı:
Amy Harmon
Unvan:
Amerikalı Gazeteci, Yazar
Doğum:
New York, ABD, 17 Eylül 1968
Amy Harmon, yazmanın yapmak istediği bir şey olduğunu erken yaşta fark etti ve büyürken zamanını şarkı sözü yazmakla hikaye yazmak arasında paylaştırdı. Buğday tarlalarının arasında, televizyonsuz büyümek ve eğlenmek için tek sahip olduğu şeylerin kitapları ve kardeşleri olması neyin bir hikaye olduğu konusunda güçlü bir duygu geliştirdi onda. Amy Harmon, muhteşem bir konuşmacı, bir ilkokul öğretmeni, bir ortaokul öğretmeni, evde eğitim veren bir anne ve Glayds Knight'ın yönettiği Grammy Ödüllü Saints Unified Voices Choir'ın bir üyesidir. 

Dört çocuğu ve güreşçi bir eşi vardır.
"Sadece kabullenmen gerek. Boktan durumla yüzleş. ... Durumundaki gerçeği kabul et. Ona teslim ol. Bokun içinde yuvarlan. Bütünleş onunla."
Fern hafitçe gülümsedi. "Bokla bütünleşmek mi?"
"Evet! Eğer yapılması gereken oysa."
"Buna nasıl tahammül edebiliyorsun Bailey? Bu kadar uzun süredir ölümle yüz yüze olmaya?"...
"Sanki en kötü şey ölümmüş gibi davranıyorsun."
"Değil mi?"...
"... Ölüm kolaydır. Zor olan yaşamaktır...."
"Yaşlı adam ne dedi?" diye sordum.
"Merak etmememi söyledi. 'Kadınlar ağlarlar. Eğer senin yüzünden ağlıyorsa seni hâlâ seviyor demektir.' dedi."
Ben hiç kimseyim. Ya sen kimsin?
Sen de mi hiç kimsesin? O zaman iki kişi olduk.
Aman ağzını sıkı tut.
Yoksa sürerler bizi buralardan.
- Emily Dickinson -

"Bu şiirin güzelliği herkesin kendinden bir şeyler bulmasında,
çünkü hepimiz hiç kimse gibi hissedebiliriz. Hepimiz kendimizi dışarıda kalmış, içeriye bakıyormuş gibi hissedebiliriz. Hepimiz dağılmış hissedebiliriz. Bizi biri yapan şey kim olduğumuzun farkında olmaktır bence, Blue.
Bir sanat eseri olmayabilirsin ama kesinlikle bir esersin."
... hepimiz insanların düşünmeden hareket ettiği, bilinçsiz yaşadığı ve anlamadan yargıladığı bir dünyadan ne kadar etkileniyorsak o da o kadar etkileniyordu.
"... Bence nereden geldiğinden çok nereye gittiğine odaklanmalısın. Seni öfkelendiren şeyden ziyade seni mükemmelleştiren şeye odaklanmalısın."
Bayan Echohawk, inandığımız şeyler dünyamızı gerçek anlamda etkiler. İnandığımız şeyler seçimlerimizi, davranışlarımızı ve ardından yaşamlarımızı etkiler... İster doğru ister yanlış olsun, tarih insanların inandıkları şeylere göre yazılır.
376 syf.
·Beğendi·10/10
Tersyüz öyle iyi yazılmış ki hayran kalacaksınız. Fedakar, temiz kalpli insanlar, dostluk, arkadaşlık, sevgi, aşk, hüzün... Her şey bu kitapta. Benim hayatıma bir anlam daha kattı. Bu kitabı hiç bir zaman kelimelerle tam olarak ifade edemedim. O yüzden hep sadece okuyun dedim. Lütfen sadece okuyun ve görün.
376 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
'Güzellik içten geliyor' mesajıyla, size derinden dokunacak karakterlerle ve size birçok yaşam dersi verecek bir hikaye çizgisiyle güzel bir kitap...

Kesinlikle en sevdiğim karakter Bailey oldu. Çok güzel ve akıllı bir çocuk. Hikayesi yürek parçalayıcıydı. Gücünü, dürüstlüğünü ve çok hasta olmasına rağmen hayatını sonuna kadar yaşama kararlılığını sevdim. O küçük, zayıf beden çok büyük bir ruha sahipti. Fern ile olan bağlantısını da çok sevdim ve yakınlıklarına bayıldım...

Acı, sevinç, üzüntü, zafer...

Hissetmeyi seviyorum ve bu kitap da bana bunu verdi...
344 syf.
·3 günde·Beğendi
Benim için çok zorlayıcı bir yorum oldu çünkü bütün kitabı baştan yazmak üzereydim Çok merak ederek aldığım ve iyi ki okumuşum dediğim bir kitap oldu. Amy Harmon'un daha önce Teryüz kitabını okumuştum ve üstünden bu kadar zaman geçmesine rağmen hala aklımda. Sonsuz + Bir de uzun seneler aklımda kalacak bundan eminim...

Spoiler İçerir

Bonnie Rae Shelby, milyonların sevgilisi onca kalabalığın içinde yalnız bir süperstar. İnsan onun yerinde olmak için her şeyi yapar dediğinizi duyar gibiyim. Ama Bonnie bu hayattan bıkmış ve tek istediği ölmek. Bir konserinden sonra kulisinden herkesi dışarı çıkarır ve yalnız kalmak ister. Duyguları alt üst olmuş bir durumdadır. Onu melek gibi gösteren sapsarı saçlarını keser. Bir anda her şeyi geride bırakıp, bu saçmalıklardan kurtulmak ister ve kimseye görünmeden kaçar. Kendini bir köprünün üstünde aşağıya atlamak üzereyken bulur.
Finn Clyde bir süre önce hapisten çıkmış eski bir mahkumdur. Şehirden ayrılmak üzereyken köprünün üstünde korkuluklara tutunmuş bir çocuk görür ve atlamak üzere olduğunu düşünür. Başta bu işe bulaşmak istemese de vicdanı onu rahat bırakmaz ve çocuğun yanına gider. Aslında onun bir çocuk değil, kız olduğunu fark eder. Onu ikna edip aşağıya indirmek isterken yanlış bir şey söyler ve kızın atmasını tetikler. Son anda Clyde kızı yakalar ve çeker. Clyde, Bonnie ondan gitmesini isteyince oradan uzaklaşır. Bonnie ise bu saatten sonra ne yapacağını bilemez. Ortadan kaybolduğu anlaşılınca herkes onu aramaya başlayacaktır. O yüzden Clyde'ın arabası olup olmadığını merak eder ve peşine takılır. Sisin içerisinde nereye gittiğini bulmak kolay değildir ama Clyde'ı sanki onun gelmesini bekler gibi arabasının üstüne oturmuş vaziyette bulur. Clyde, Bonnie yi eve ya da istediği yere bırakabileceğini söyler ama Bonnie bunu istemez ve Clyde ile yolculukları böyle başlar.
Kaçak bir süper star ve eski bir mahkum medyanın kan kokusu almış köpek balığı gibi saldıracağı bir hikâye...
Arkada torunundan çok parayı düşünen bir büyükanne.
Peki Bonnie sadece şımarık bir süperstar olduğu için kapris mi yapıyor yoksa daha büyük sorunları mi var ? Yemin ederim kitabın son elli sayfasında hem hemen bitirmek istedim, hem de hiç bitmesin istedim. Yarım gün kitap elimde kaldım öyle Ama sonunda bitirdim ve kocaman bir OH be dedim sanki arabanın arka koltuğunda bende onlarla birlikte bir yolculuğa çıkmış gibi hissettim.
TAM BİR DUYGU ŞÖLENİYDİ BENİM İÇİN...
HERKESE ŞİDDETLE TAVSİYE EDİYORUM.
KEYİFLİ OKUMALAR.
376 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Başlarda bu kitap beni pek sarmaz falan diyerek başladım. Ancak daha sonra elimden bırakamadım. Herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Bu kitap bana insanların sadece dış görünüşüne bakarak yargılamamayı öğretti. Açıkçası bakış açımı değiştiren bir kitap oldu diyebilirim. Fern ile çok fazla ortak noktamız vardı. Sürekli "Bu kız aynı ben yaa.." derken buldum kendimi.
İşin komik yani sanırım bende de biraz ÇKS (çirkin kız sendromu) var.
376 syf.
·8 günde·7/10
İlk başta bu kitabın bana hiç uygun olmadığını düşünmüştüm. Hatta ilk 80 sayfadan sonra kitaba ara verdim. Ve başka bir kitabı okuyup bitirdim.

İyiki de yarım bırakmamışım. Bu kitap o kadar duru bir dille yazılmış ki. Anlamakta zorluk çekmiyorsunuz. Konu çok güzel işlenmiş. İlk sayfalarda dişimizi sıkmamız gerekiyor sadece...

Hiçbir şey düşünmeden alın okuyun bence.
376 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Tersyüz şu ana kadar okuduğum en şahane kitaplar arasında. Çok keşfedilmemiş olmasına o kadar üzülüyorum ki... Çünkü Tersyüz, çoğu aşk romanından farklı olarak, okurlara gerçek sevgiyi gösteriyor. Bu incelemeyi yaparken kitaptaki olaylara hiç bir şekilde girmeyeceğim çünkü sizlere en ufak bir ipucu bile vermek istemiyorum.

Tersyüz, içinde çok güzel olaylar bulunduran, içinizi hem ısıtacak hem de soğutacak türden bir kitap. Sonu ağlatan kitaplardan. Son cümlesini asla unutamayacağınız kitaplardan... Okurlarına gerçek sevgiyi gösterebilecek, sevmek için gözlerimize ihtiyacımız olmadığını, gerçek sevgiyi içimizde hissedebileceğimizi tekrar tekrar hatırlatacak, dış görünüşün bizim aynamız değil, sadece seslerin bizi delirtmemesi için baktığımız renkler olduğunu en etkileyici biçimde anlatacak bir roman.

Bunların yanında gerçek dostluk ve arkadaşlıkları içinde bulunduruyor ve içinde harika bir kitap sevgisi var.
Benden kitap tavsiyesi isteyen herkese mutlaka öneririm ve sizlere de büyük bir şiddetle tavsiye ederim, lütfen yarım bırakmadan okuyun, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Keyifli okumalar :)
376 syf.
Kitabı alalı nerdeyse aylar oldu, ama rafa koyup bi türlü okuma fırsatım olmadı, bu kitaptan sonra aldığım kitapları okumama rağmen, bir türlü öncelik sırayı bu kitaba vermedim ama okuduktan sonra ne kadar büyük bir hata yaptığımı anladım. Yazarın anlatımı kitabın konusu herşey çok güzeldi. Aylarca rafı beklememesi gereken bir kitap bence. Ben çok beğendim.
376 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Tersyüz'ü ilk kez seneler önce, ilk çıktığı zamanlarda okumuştum. O zamanlar kitabı o kadar çok sevmiştim ki, çevremdeki tüm arkadaşlarıma da okutmuştum. Kitabı böylesine sevince, bu okuma serüveninin bir kereyle sınırlı kalmayacağını da tahmin etmiştim. Zira sevdiğim kitapları tekrar tekrar okumayı çok severim ve Tersyüz benim en sevdiğim kitaplardan biri.

Bu kitap, benim için o kadar anlamlı bir kitap ki ne yazsam da bana hisettirdiklerini anlatsam bilmiyorum. Güzel-çirkin kavramına bu kadar doğru yaklaşması, sevginin, dostluğun, yaşamın ve ölümün bu kadar anlamlı anlatılması o kadar güzel ki... Fern'in, Ambrose'nin ve Bailey'in bu kadar harika karakterler olması, kitabın bitmek bilmeyen başka güzelliklerinden biri tabi. Hem konusu, hem karakterleri güzel olan, aynı zamanda bu kadar etkileyici olan bir kitabı sevmemek mümkün mü?

Bana çok fazla şey kattığına inandığım Tersyüz'ü, seneler önce nasıl severek okuduysam şimdi de aynı hislerle okudum. Sanıyorum bu son okumam da olmayacak. Zira, defalarca okusam da asla bıkmayacağım kadar özel bir kitap benim için.
376 syf.
·2 günde
Modern "Güzel ve Çirkin". 

Ambrose Young ve Fern Taylor'un yaşadığı eşsiz aşkı anlatan, aynı zamanda Fern'in kuzeni sayesinde sizi çok farklı duygulara sürükleyen kitabımız, verdiğiniz paranın her kuruşuna değecek bir kitap.

"Solmayan ve aşınmayan gerçek güzelliği keşfetmek, zaman alır. Sıkıntılı bir süreçtir bu. Olağanüstü bir tahammül gerektirir. Yavaş yavaş akarak sarkıtları oluşturan damladır, dünyanın dağlarını yaratan sarsıntısıdır, kayaları parçalayan, sert kenarları yumuşatan damlaların sürekli çarpışıdır. Ve rüzgârı şiddetinden, hiddetinden ve öfkesinden güzel bir şeyler çıkar ortaya; başka türlü asla var olmayacak bir şeyler..."

"Bu yüzden acıya katlanırız. Bir amaç olduğuna inanırız. Göremediğimiz şeyler için umudumuz vardır. Her kayıkta bir ders, sevgide güç ve içimizde bedenlerimizin sınırlamayacağı, henüz ortaya çıkmamış, muhteşem güzellik olduğuna inanırız."
- Hannah Lake Kasabası pederi, Fern'in babası Joshua Taylor - Bailey Sheen cenaze töreninden.

Fernie Taylor; dişleri telli, hiçbir şekilde kendini beğenmeyen, kızıl saçlı, kahverengi gözlü hafif çilli ana karakterimiz. Küçüklüğünden beri hem en yakın arkadaşı olan hemde kuzeni olan Bailey Sheen 'le çok yakından ilgilenmektedir. Duchenne Kas Distrofisi adında ciddi bir rahatsızlığı vardır. Fern, tam bir aşk romanı tutkunu ve kitap yazarı. Ambrose Young'a 1994'ten (on yaşından itibaren) kalpten bağlı ve ona olan aşkı kesinlikle gerçek.

Ambrose Young; kelimenin tam anlamıyla ve -tekrar- Bailey'in deyimiyle bir Herkül. Fakat düşünceleri, hisleri diğer yaşıtlarından çok daha farklı. Ambrose lisede olmasına rağmen yapılı vücudu ve eşsiz yüzü ile herkesin âşık olduğu ana karakterimiz. Güzel Rita'nın aslında mektuplardaki o saf aşık olmadığını öğrenince sinirden deliye dönüyor. Ve asıl yazanın Rita kadar güzel olmayan Fern olduğunu öğrenince kabul edemese içten içe ondan hoşlanıyor.
Kitap zaten genel anlamıyla güzellik-çirkinlik, kusurlu-kusursuz ikilemi üzerine kurulmuş. Arkadaşlarıyla orduya yazılıp savaşa gidene kadar hayatı çok güzel ilerler. Aile yönünden şanssız olsa da, bu genç yaşında güreşerek sayısız şampiyonluk kazanmış bir sporcudur.

Rita Marsden; Fern'in en yakın arkadaşı. İyi bir kız fakat yanlış seçimler yapıyor ve bu seçimleri kurgunun seyrini ciddi şekilde değiştiriyor. Aşırı güzel bir kız ve Fern'in özgüvensizliğinin bir sebebi de yakın arkadaşının bu kadar güzel olması. Bir ara Rita ve Ambrose'un bir beraberlikleri oluyor ve Rita, Ambrose'un kalbini kazanmak için Fern'e aşk mektuplar yazdırıyor. Bu mektuplardan aşırı etkilenen Ambrose, sonradan mektupları yazan kişinin Fern olduğunu öğreniyor. 

Bailey Sheen; Fern'in kuzeni. Babası Hannah Lake Lisesi Güreş Antrenörü Mike Sheen'dir. Bailey 'in çok ciddi Duchenne Kas Distrofisi hastalığı var ve bu hastalık onu gün geçtikçe öldürüyor. On bir yaşından sonra tekerlekli sandalyeye mahkum fakat inanılmaz bir enerjisi var. Ya en sevdiğim karakter sanırım Bailey benim. Kendisiyle dalga geçmesi, umuda ihtiyacı olduğu halde başkalarına umut aşılaması, insanlar pes ettiğinde onları yüreklendirmesi o kadar güzeldi ki... Bunları okumak ise ayrıca güzeldi tabii ki...

11 Eylül 2001 zamanlarında liseden mezun olunca, Ambrose ve en yakın arkadaşları Paul, Jesse, Bean ve Grant orduya yazılıp Irak'a gidiyorlar.

Ve sadece Ambrose sağ olarak dönüyor.

Connor Lorenzo "Beans" O'toole
8 Mayıs 1984 - 2 Temmuz 2004
Oğlum, Canım Benim

Paul Austin Kimball
29 Haziran 1984 - 2 Temmuz 2004
Sevgili Dost, Kardeş ve Evlat

Grant Craig Nielson
1 Kasım 1983 - 2Temmuz 2004
Her Zaman Kalbimizdesin

Jesse Brooks Jordan
24 Ekim 1983 - 2 Temmuz 2004
Baba, Oğul, Asker, Dost

"Zafer, sadece savaş alanında kazanılır."
- Hannah Lake Lisesi Güreş Antrenörü Mike Sheen

"Biz soyulduk. Bailey 'in ışığı, Paulie 'nın tatlılığı, Grant'in dürüstlüğü, Jesse 'in tutkusu, Beans'in yaşam sergisi bizden çalındı. Biz soyulduk. Ama gülümsemeye karar verdik. Tıpkı Bailey 'in yapıp hırsızdan bir şey çaldığı gibi."
- AMBROSE Young - Bailey Sheen cenaze töreninden.

Ama Ambrose'un gözünde bu pek sağ dönmek değil, hem sağ gözü ve sağ kulağı işlevsiz kalırken, hem de manevi ciddi hasarları var. Bunun çözümüyse biricik Fern'de. Ve Bailey, bu buhrandan kurtulmasına en çok yardım eden kişi.

Ve gelelim en büyük yarama.

Buruk bir mutlu sonla tamamlamış kurguyu yazar. Gerçekten beğendiğim, hayatın içinden temalarla işlenmiş bir fenaydı.

Ambrose ve arkadaşları bambaşka bir olaydı zaten. Savaşın iyisi yok. Savaştan sonra yetim kalan çocuklar, evladını kaybeden aileler var. Ne amaçla olursa olsun savaşın herkesten götürdüğü şeyler var.

Kitap değeri çok fazla bilinmeyen bir hit değerinde. Bencil yanım bundan sayılı kişinin faydalanmasına seviniyor fakat çok daha fazla kişi okusun isterdim bu emeğin karşısında.
386 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bu muhteşem Kitabın tüylerimi diken diken eden ve en çok duygulandığım 221. sayfasında Wilson'ın, Bob Dylan- Make You Feel My Love şarkısını çalması. Çünkü sözleri o kadar muhteşem ki şarkının, bir insanın tüm hislerini bu şarkıyla her gün anlatması. Sanki şarkı onlar için yazılmıştı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Amy Harmon
Unvan:
Amerikalı Gazeteci, Yazar
Doğum:
New York, ABD, 17 Eylül 1968
Amy Harmon, yazmanın yapmak istediği bir şey olduğunu erken yaşta fark etti ve büyürken zamanını şarkı sözü yazmakla hikaye yazmak arasında paylaştırdı. Buğday tarlalarının arasında, televizyonsuz büyümek ve eğlenmek için tek sahip olduğu şeylerin kitapları ve kardeşleri olması neyin bir hikaye olduğu konusunda güçlü bir duygu geliştirdi onda. Amy Harmon, muhteşem bir konuşmacı, bir ilkokul öğretmeni, bir ortaokul öğretmeni, evde eğitim veren bir anne ve Glayds Knight'ın yönettiği Grammy Ödüllü Saints Unified Voices Choir'ın bir üyesidir. 

Dört çocuğu ve güreşçi bir eşi vardır.

Yazar istatistikleri

  • 40 okur beğendi.
  • 929 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 459 okur okuyacak.
  • 19 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları