"... Fakat dizdiği merhemler, yuvarladığı haplar ve şuruplarının ünü sancağın hayli ötelerine kadar yayılmıştı. Besni, Malatya hatta Sivas'tan gelen kervan sürücüleri bile ona devasız dertler için siparişler verirler, devayı alıp giderlerdi. Özel bir zambakyağı merhemi vardı. Kısır karıları kuluçka makinesine çevirirdi. Terkibini eski bir Hind kitabından bulduğu söylenen bel gücü hapının, iki kat olmuş kocaları bile ahırlamış aygırlar gibi eşindirdiği anlatılırdı. İnce ağrıya tutulup kesik öksürünce ağzından kan gelenlere bir kınakına şurubu dizerdi ki, iki şişesini bitirenler, yeri göğü yeseler doymazdı. Birkaç ay içinde de bağ kütüklerine yapışıp kuzukulağı gibi sökecek duruma gelirdi."