“They were monsters!" Rin shrieked. "They were not human!"
"Have you ever considered" he said slowly "that was exactly what they thought of us?”
Yazdığım ikinci kitap yorumuna hoş geldiniz. Bu kitaba Kralkatili Güncesi’nin baş karakteri Kvothe’ye duyduğumuz özlem nedeniyle arkadaşım Elif ile birlikte okuma kararı alarak başladık. Kitap hakkındaki düşüncelerime geçmeden önce, bu kitabın Kralkatili Güncesi serisi ile hiç alakası olmadığını, bizim gibi Kvothe’ye özlem duyanların bizim düştüğümüz hataya düşmemesini söylemek istiyorum. Ve Elif sayesinde hayranı olduğum Kralkatili Güncesi serisinin yayınlanmış ilk iki kitabı, Rüzgarın Adı ve Bilge Adamın Korkusu kitaplarını da şiddetle okumanızı tavsiye ediyor, Haşhaş Savaşı yorumuma geçiyorum. Keyifli okumalar!
Asya tarihinde yaşanan olaylardan esinlenerek yazılmış bir fantazi seri üçlemesi. İlk kitap Haşhaş Savaşı’nda baş karakterimiz Fang Ruenin (Rin) ile fantastik bir dünyaya giriyoruz. Bir savaş yetimi olan Rin, kendisini devlet politikası nedeniyle evlatlık edinen ve kendisine hiç de iyi davranmayan bir aileyle yaşıyor. Hayatından hiç de memnun olmayan Rin, kaçış yolunu en seçkin askeri akademi olan Sinegard’da eğitim almakta buluyor. Tabi, buraya girmek öyle kolay değil. Ulusal çapta gerçekleştirilen Keju sınavlarına çok sıkı çalışarak vilayetindeki en yüksek puanı alanlardan biri olması gerek. Bu akademide dövüş, strateji, tarih, silahlanma, dilbilim, tıp, ve benim en çok ilgimi çeken, irfan dersleri bulunuyor. Rin 1 yıl boyunca sıkı çalışmanın sonunda bu akademiye seçilmeyi hak kazanıyor. Ve böylece tüm hayatını değiştireceği, yepyeni insanlarla tanışacağı, kendi kökenlerini keşfedeceği ve yeni bir benliğiyle tanışacağı bir yolculuğa yelken açıyor.
İlk başlarda oldukça zevk alarak okuduğum, sonlara doğru artık