Kahve yansımalar, simsiyah irisler, yorgun bakan gözlerdi benim sonum. Sonumdu fakat ölümlü bir son değil, yarım kalmışlık hiç değildi. Öyle bir son ki, yanında ölüm de seçilmez yarım kalmışlık da. Güzel bir son; cenneti gittiği yere götürecek kadar güzel, bir dinsizi tanrıya inandıracak kadar güzel bir son.
Su gibi dökülüyorum,
Bütün kemiklerim oynaklarından çıkıyor;
Yüreğim balmumu gibi içimde eriyor.
Gücüm çömlek parçası gibi kurudu,
Dilim damağıma yapışıyor;
Beni ölüm toprağına yatırdın.
Mezmurlar, 22:14-15