10/10
·480 syf.··
2026 103. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 00:00
Far from the Madding Crowd was more than a love story for me. It is about love, pride and how our choices. I enjoyed the life book and Bathsheba. Also seeing how her relationships changed over time. I loved the countryside setting and the quiet atmosphere of the book. The story moves slowly but it fits the mood I believe. As some characters frustrated me this also made them feel more real. Compared to Pride and Prejudice, which I enjoyed more, Hardy's novel felt more serious. It lacks Austen's lively conversations, but both books are those days' NETFLIX dramas. Not every chapter worked for me, but the book left me a calm and beautiful sense of life. The life I really admire to have.
Far from the Madding CrowdThomas Hardy · Penguin Classics · 20034,397 okunma
7/10
·274 syf.··
2026 17. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 19:02
Son zamanlarda farkında olmadan hep benzer temalı kitapların içinde buldum kendimi; sanki görünmez bir el beni hep aynı sulara çekiyormuş gibi. Penelope Lively’nin Ay Kırıkları da bu serinin üzerine geldi ama iyi ki de geldi. Kitabın Türkçe baskısının kapağı gerçekten korkunç yani normalde gerçekten elim gitmezdi bu kitabı almaya. Ama işte o rüküş kaplamanın altında öyle bir deha yatıyor ki, kapağa küsüp içeriği ıskalamak büyük kayıp olur. Romanın asıl meselesi, tam da benim en sevdiğim o can alıcı noktada düğümleniyor. Hakikat dediğimiz şeyin tek bir yüzü yok. Lively öyle bir teknik kurmuş ki; aynı sahneyi bazen farklı karakterlerin gözünden izliyoruz. Bu anlatım bize gerçeğin mutlak bir doğru olmadığını, her hatıranın aslında zihnimizde kendi ellerimizle yarattığımız bir kurgu olduğunu kanıtlıyor. Claudia Hampton’ın ölüm döşeğinde bir "dünya tarihi" yazmaya kalkışması aslında çok ironik. Lively, bireysel belleğin o devasa tarihle nasıl çarpıştığını gösterirken, hepimizin kendi hayatımızı birer hikaye anlatıcısı gibi kurguladığımızı yüzümüze vuruyor. Birinin büyük bir aşk veya zafer olarak hatırladığı an, bir diğerinin perspektifinde bambaşka bir kırgınlığa ya da sıradanlığa dönüşebiliyor. O "Moon Tiger" tütsüsünün dumanı gibi, anılar da zihnimizde süzülürken sürekli şekil değiştiriyor. Lively bizi parçalanmış bir aynanın karşısına oturtuyor; her parçada farklı bir yansıma var ve hiçbiri diğeriyle tam olarak örtüşmüyor. Sonunda anlıyoruz ki tarih; sadece savaşlardan veya önemli tarihlerden ibaret değil, her birimizin kendi zihninde her gün yeniden inşa ettiği o çok sesli, parçalı ve büyüleyici bir illüzyon. Hayat sadece hatırlandığı an bir anlam kazanıyorsa, Ay Kırıkları bu anlamın ne kadar kırılgan ve öznel olduğunun en zarif kanıtı.
Ay KırıklarıPenelope Lively · Everest Yayınları · 2012107 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
6/10
·274 syf.··
2026 17. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 13:14
Ay Kırıkları, beğenerek okuduğum bir kitap olmadı. Bir türlü kitabın içine, kendi dünyasına girmeyi başaramadım. Ayrıca kitaptaki yazım yanlışları çok fazlaydı. Son okumadan geçmeden baskıya verilmiş sanırım.
2026 Okuma Raporları
Ay KırıklarıPenelope Lively · Everest Yayınları · 2012107 okunma
7/10
·336 syf.··
2026 120. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 16:43
While the concept behind The Museum of Ordinary People was undeniably charming, the narrative itself felt somewhat underwhelming. As a reader who appreciates complex character arcs, I found the plot to be quite cliché; it followed a predictable trajectory that made the conclusion easy to foresee long before the final pages. At times, the story felt unnecessarily protracted, spanning many chapters without offering much substantial development or "story." However, the saving grace of the novel was the central idea of the museum itself. The notion of a sanctuary for the mundane objects left behind by "ordinary" people—items that would otherwise be discarded or forgotten—is a beautiful, poetic concept. It reminds me of the tactile memory we find in pottery or the vintage trinkets in a thrift shop. While the storytelling didn't quite live up to the brilliance of its premise, the museum remains a hauntingly lovely metaphor for how we honor those we have lost.
The Museum of Ordinary PeopleMike Gayle · Grand Central · 202310 okunma
AMAT SÖZLÜK
Puan vermedi·239 syf.··
2026 7. kitabı
AMAT SÖZLÜK USKUNCA: Denizcilik terminolojisinde topun namlu içini temizlemek veya ateşlemek için kullanılan, ucu bezli uzun çubuk. KAVELA: İki tahta parçayı birbirine tutturmaya yarayan, sert ağaçtan yapılan silindirik çivi veya zıvana. YATAĞAN: Ucu aşağıya doğru eğri, tek ağızı keskin,genellikle 60-80 cm uzunluğunda özel bir Türk kılıcı veya pala türü. FOGA: Toplara ateş verme komutu. KARİNA: Teknelerin su altında kalan dış kısmını ifade eder. ( Latince "Sevilen" anlamına da gelir.) BÖRK: Genellikle keçe,deri veya hayvan postundan yapılan, Türk tarihinde savaşçıların, soyluların ve yeniçerilerin kullandığı geleneksel bir başlık. REDİNGOT: Genellikle dize kadar uzanan, beli oturan, arka kısmı yırtmaçlı ve çift sıra düğmeli resmi erkek ceket türü. PORSUN: Gemilerin güverte işlerinden, halat,demir,filika ve güverte donanımlarının bakım,tutum ve işletilmasinden sorumlu kişi.
1000Kitap
Amatİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 20256,9bin okunma
Puan vermedi·274 syf.··
2026 10. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 20:37
Roman, hayatının sonuna yaklaşmış bir kadın olan Claudia Hampton’ın geçmişini anlatmasıyla başlar. Claudia, kendi hayatını yazmak ister… ama klasik bir otobiyografi gibi değil. Onun hikâyesi parçalıdır. Anılar, zaman çizgisine göre değil… duygulara göre ilerler. Geçmiş, şimdi ve hatıralar sürekli iç içe geçer. Özellikle II. Dünya Savaşı döneminde yaşadıkları, aşkı, kayıpları ve seçimleri… okuyucuya sadece bir hayat değil, bir zihin sunar. Bu kitap aslında bir kadının hayatından çok daha fazlası. Tarihin nasıl yazıldığını Hafızanın nasıl bizi yanılttığını Ve gerçeğin aslında ne kadar kişisel olduğunu sorgulatıyor Okurken şunu fark ediyorsunuz: Herkes kendi hikâyesinin yazarıdır… ama ne kadar doğru yazar, işte orası belirsiz.
Ay KırıklarıPenelope Lively · Everest Yayınları · 2012107 okunma