Sokrates'in idamından bahsederken görmüştük, Atina'da adalet de doğrudandı. "Hakim Bey, itiraz ediyorum." diye bağıran avukatlar yoktu mesela. Zaten bağırabileceğiniz bir hakim de yoktu. Davalı ve davacı tek başlarına çıkar, piyango ile seçilen yüzlerce kişilik jüri önünde üç saat boyunca konuşur, ardından oylama yapılır ve gün batmadan hüküm verilirdi.
Adaleti bir hitabet ve popülarite yarışmasına dönüştürmenin zararları bariz olmasına rağmen, bu alanda ilerledik mi geriledik mi, emin değilim. Zira biz adaleti profesyonelleştirdik. Tıpkı ABD'nin profesyonel ordusuyla sürekli savaşta olması ama halkın bunu hissetmemesi gibi, biz de adaleti hissetmiyor, onu yaşamıyor, sadece uzaklarda bir yerlerde tecelli ettiğini umuyoruz.
Eskinin iktidarları her fırsatta kaba kuvvet kullanırlardı. Artık bu tür müdahalelerin geri teptiği anlaşıldı ve daha zekice bir engelleme yöntemi keşfedildi: Herkesi susturmaktansa, herkesi sürekli konuşturmak. Kalem kılıçtan, safsata da sansürün siyah bandından daha kuvvetlidir.