Gülüşünü ve umudunu yitirmeyen,hiçbir zaman kaybetmez ... Öyleyse gülümse :))
Gelememeyi sen anlat, Gidememeyi ben anlatayım. Gözüm değil gönlüm kaldı, Beklemek değil özlemek yordu. Hani derler ya; Aşk arafta bir yoldu, Giden gitti dönen yoktu. Ve ekler Nazım Hikmet Mektubun sonuna ; Herkese selam sana hasret… Nazım Hikmet Ran open.spotify.com/track/4hseGUXSI...
Reklam
Bireyselleşmenin arttığı dünyada sosyal medya insanların 'beni görün' demesinin sessiz çığlıklarını barındırıyor. Varlığımı kendimin bile kabul etmem için fark edilmem lazım. Bakın çocuğum oldu, bakın kas yaptım, bakın ne yiyorum, bakın nereye gidiyorum,.. Farklı olmak ve farkında olunmak uğruna anları kaçırıyoruz. Belki ertesi gün vefat edecek arkadaşımızla son anlarımızı, paylaşacak en güzel fotoğrafı çekmekle kaybediyoruz. Çocuğun ilk adımlarını atarken ki heyecanında gözlerinin içine bakarak birlikte kutlamayı gözden kaçırıyoruz. Anı sevdiklerimizle dolu dolu paylaşmak zihnimizde güzel kareler yer etmek yerine sosyal medyamıza bir sekme daha ekleme derdindeyiz. Elbette hayatımızın bir parçası olan sosyal medya tamamen çıkartılamaz ama dozunda kullanmayı öğrenmemiz gerek. ....
Mavinin en güzel tonuydu senin gözlerin.
Mavinin en güzel tonuydu senin gözlerin. Ne gökyüzü anlatabiliyordu onları, ne de deniz. Çünkü senin gözlerinde sadece bir renk yoktu. Huzur vardı. Sessizlik vardı. İnsan kendini kaybettiğinde yeniden bulabileceği bir liman vardı. Ben her maviye baktığımda biraz seni gördüm. Her gün batımında, her dalga sesinde, her sonsuz ufukta. Gözlerin geldi aklıma. Belki bu yüzden maviyi hiç sıradan bir renk olarak göremedim. Çünkü sen, maviye anlam katan insandın. Sonra zaman geçti. Mesafeler girdi aramıza. Mevsimler değişti. Ama ne gökyüzünün rengi değişti, ne de hatıran.
Bana aklıma kaç kez geldiğini sorsaydın,bir kez derdim. Çünkü geldin ve hiç gitmedin. Mahmud Derviş
Bugünde sado ve merte yakıyorum
abi okadar işsizim ki altı üstü istanbuldaki sado ve mert için üzülüyorum
Reklam
Reklam