Onu ilk gördüğüm günü hatırlıyorum. Hep bu koltukta otururdu. Aylar böyle sürüp gitti. Her gün gelen isimsiz gülleri hep o gönderirmiş. Artık ona iyice alışmıştım. Sahneye çıkar çıkmaz gözlerim onu arardı. Sonra birgün gül gelmedi, o da gelmedi. Ertesi gün ve daha ertesi gün gene yoktu. Sonraki gün güller geldi ama o gelmedi. Ona öylesine alışmıştım ki dayanamadım soruşturdum. Aylarca gelip giden sessiz ve sıcak bakışlı adamım kimdi? İki gun sonra öğrendim hastanedeymiş. sırtından üç kurşunla vurmuşlar. Kimliğini öğrenince şaşırdım, meğer bizim sessiz ve sıcak bakışlı adamımız İstanbul'un gayrı meşru bütün işlerini çeviren büyük Fırat'mış. Hastaneye ziyaretine gittim. Sevinçten gözleri doldu. Günler sonra uslu bir çocuk çekingenliğiyle oyuna geldi. Kendisini aradığım için çok mutlu olmuş, teşekkür etti. Ben onun hayatında devamlı kanayan kırmızı bir gülmüşüm.Konuşurken utanıyor, yüzü kızarıyordu. Hiç güldüğünü görmedim. Sanki yüzünde geçmişin bütün kederlerini taşıyordu. Günler geçtikçe onsuz edememeye başladım. O benim için vazgeçilmez, uzağında yaşanılmaz bir hale geliyordu. Bir gün beni anasına götürdü. Anası çok sevdi beni. Boynuma sarılıp ağladı. "Yavrum bu deli herife sahip çık, onu kurtarırsan sen kurtarırsın" dedi.Her an ölümün eşiğinde bir adamdı. Belinde silahı, her an vuruşmaya hazır, ölüme hazır yaşıyordu. Yaşadığı hayat onu her an benden alıp götürebilirdi. Onu kurtarmak, onu yaşatmak zorundaydım. Benim hüzünlü ve kederli sevgilim ölmemeliydi. Su testisi su yolunda kırılmamalıydı. Kollarının sıcağında bir ömrü beraber bitirmeliydim.Kırları, tahta masalı kahveleri severdi. Ömrü hapislerde geçmiş, insanların hep kötü yanlarını görmüş. Bazen ona çocuk masalları anlatırdım. Gözlerini benden ayırmaz, sessiz, uslu, saatlerce dinlerdi. Bir gün bana "Senin
Aşk
#likyaşiirineithafen
"zaman değişir, beden toprağa karışır, yıldızlar binlerce kez doğar ve söner; ama ruh aynı kalır.Hep hatırlar,hep hatırlatır,hep sever.Çünkü sevgi, insanın en kadim yolculuğudur... Ruhlar birbirini tanır; yüzyıllar geçse de birbirine geri döner.Likya dağlarının rüzgârı, yıldızların şarkısı, toprağın derinlikleri sırrı fısıldar: “Sevgi zamanın ötesindedir.” Ve bir gün...eninde sonunda dönüp buluşuruz. Çünkü ruh, unutmayı bilmez..."#17/06/2026
Duygu ve Düşünce
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Senin kelimelerin susarsa, ben senin adına fısıldarım. Sen kendini unutursan, ben seni hatırlarım. Ve sen kendini sevmeye cesaret edemezsen, ben seni hep seveceğim.
Şiir
Hayat üç gün; Dün, bugün, yarın… Dün ibret içindir, yarın umut; bugün aşk.. Üç günlük dünyada kulun nasibi ise bugünü Allah için aşkla yaşayabilmektir. ___ /Güven Taşdemir
Duygu ve Düşünce
Neyim olursan ol, sakın hayal kırıklığım olma Lavinia. +Neden? -Orası çok kalabalık tanıyamam seni.. > Özdemir Asaf
Duygu ve Düşünce
Geç kalmış bir sabah yoktur. Yeter ki kalbin, cenneti cennet kılan aşkın sonsuzluğuna inansın. Hayata yeniden başlamak böyle bir aşk ve o aşka imanla tutunmak yeterlidir. Çünkü her yeni gün; geçmişin gölgelerini geride bırakabileceğin, ruhunu arındırabileceğin ve kaderin önüne serdiği bembeyaz bir sayfadır. Unutma; gece ne kadar uzun sürerse sürsün, güneş her sabah yeniden doğar. İçindeki aşk da ancak sen izin verdiğinde uyanır; ışığıyla önce kalbini, sonra bütün dünyanı aydınlatır. ___ /Güven Taşdemir