“Gümüşten ve kusursuzum. Önyargısızım. Ne görsem yutarım anında. Neysem oyum, aşk ya da nefretle buğulanmadım. Zalim değilim, dürüstüm sadece Küçük bir tanrının gözüyüm- dört köşeli- Çoğu zaman, derin derin karşı duvarı düşünürüm. Pembe, benekli duvarı. O kadar çok baktım ki ona, Kalbimin bir parçası sayıyorum onu. Ama oynaşıyor. Yüzler ve karanlık bizi hiç duramadan ayırıyor. Bir gölüm şimdi. Bir kadın eğiliyor üstüme, Araştırıyor beni, gerçekte kendisini anlamak için Sonra dönüyor o yalancılara, mumlara ya da aya Sırtını görüyorum ve yansıtıyorum sadakatle Gözyaşları ve ellerinin titremesiyle ödüllendiriyor beni Onun için önemliyim. Gelir, gider, bakar. Onun yüzüdür karanlığın yerini alan her sabah Genç bir kızı boğdu içimde ve içimde yaşlı bir kadın Korkunç bir balık gibi Yönleniyor ona doğru
Artık sevdiği kadını özlemek ve akşamları ona hikâyeler vermek için, sabahın kör vakitlerinde, şehrin bir yerlerine giden adamın hikâyesine devam edebilir miydim? Edemezmişim gibi geliyordu. Bilmiyordum.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Tarihe gömüyorum acıyı ve ölümü Yenilgiyi zafer şarkılarına Çünkü sen geldin; kumrular geldi İçim içime sığmıyor Umurumda mı sanki ayrılık trenleri Ateşten gemiler, çöl çiçekleri Ay tutulması, rasathaneler Umurumda mı sanki Sen geldin; çöllere yağmurlar geldi Kokusunu unuttu dünyanın çiçekleri
Şiir
Ya sahip olmadiğinizi ve yokluğunu duyduğunuzu seviyorsunuzdur (eros), ya olani, yaptiğiniz, zevk duyduğunuzu yoksun olmadiğinizi seviyorsunuzdur
İlaçlar, tedaviler… Enerjiniz okumaya yetiyor mu?
O bitkin, perişan hâlimle, parça parça, yavaş, çok yavaş, Füsus’u okumaya devam ediyorum. İki paragrafta bir başımı koyup dinleniyorum; bazen günde bir paragraf okuyorum, başka hiçbir şeyle meşgul değilim. Füsus’ta okuduğum şeyler iç dünyamda huzur, sükûn ve o güne kadar hiç bilmediğim bir ümit kapısı açıyor. Hazreti İbni Arabî hep Rahman sıfatıyla kâinatı, âlemi, melekleri tasvir ediyor; müşfik bir dünya, muhabbet dolu, aşk dolu; doğrudan doğruya kalbime hitap ediyor…
Sayfa 110 - Timaş Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap
Bana "hoşgelmedin" dedi! Kentin karanlığa karışan dış kesimlerinden. Sarıydı, öylesine sakınımlı ve güzel, görümünün cama yansısında anlamı gördüm -eş- hatırlamadım onu, çünkü yürüttüğüm o, doğmadan, önceden beri. Ürkünç başıboşluğu yayılıyor sonsuz yüzeye, her doku alabildiğince içeriyor yumuşaklığını kaygan tınısından. Böyle bilmek her an korkunç geliyor, sürem o, yaşam payım. Sevgiyi arttırmak istiyorum, güvenle katlamak -benim değil hiçbir şey, kağıt, kalem, aşk- nereden geliyor bu dirim, bu nasıl açılması çiçeklerin, kendiliğinden eşzamanlılığı öyle yalın ve güç şahlanması coşkumun -ve kapanması ve yitişi bir böcek gibi kısır ve buyurgan kanatları altında, zor sevi hep. Ağlatısal her şey nasıl da katılım bolluğu ekliyor cesedime. Güleç bir ölüye el vermek?
Sayfa 23
Alıntı