Teoman Duralı, modern dönemdeki "Kur'an bize yeter" sloganıyla filizlenen ve Peygamber'in postacı konumuna indirgenmeye çalışıldığı akımların varacağı felsefi sonu çok iyi görüyordu.
Peygamberi aradan çıkardığınız an, din rasyonel bir ideolojiye ya da kişisel bir ahlak felsefesine dönüşür.
Eğer vahyin ilk uygulayıcısı, şarihi (açıklayıcısı) ve yaşayan örneği olan Hz. Muhammed dışlanırsa, her birey kendi dininin kurucusu haline gelir. Ortada ortak bir ibadet dili, ortak bir yaşam ahlakı ve yaşayan bir sünnet kalmaz. Bu da teoride teizme veya bir tür felsefi "İslam" algısına kapı açsa da, dinin yaşayan özü olan "Müslümanlığı" imkansız kılar.
Özetle Duralı; Peygamberi dışlamanın, İslam'ı korumak değil, aksine onu hayattan koparıp sadece zihni bir egzersiz haline getirmek olduğunu savunur. Müslüman olmak, o soyut nizama bir insan rehberliğinde, onun adımlarını takip ederek bilfiil dahil olmaktır.