8/10
·488 syf.··
2026 26. kitabı
Merhabalar sevgili kitap severler nasılsınız? Bugün sizlere @serkan_karaismailoglu ’nun kaleminden çıkan serinin ikinci kitabı #arachoidmater ile geldim. İlk kitap #piamater ’de başlayan hikâye, bu kez daha karanlık ve daha derin bir noktaya taşınıyor. Hikâyenin merkezinde Tesla’nın yaralı hâliyle Galen’in içsel çatışmalarını tetiklemesi, İlias’ın işlediği cinayet sonrası kaçak duruma düşüp intikam yemini etmesi, Pia’nın annesi Vera ve ağabeyi Alef’i kaybetmenin acısıyla sarsılması, Meryam’ın oğlunun ışığıyla hayata tutunmaya çalışması ve Coccyx’in Deep Web’in karanlık sokaklarında Galen’e karşı siber saldırılar planlaması var. Tüm bunların perde arkasında ise Noah, homo neon toplumunun atası olarak geleceği şekillendirmek isteyen bir güç olarak karşımıza çıkıyor. Roman boyunca herkesin kendi savaşı var: Tesla’nın yaraları, Galen’in gururu, İlias’ın intikamı, Pia’nın kayıpları, Meryam’ın anneliği… Hepsi bir ağın iplikleri gibi birbirine bağlanıyor. Ve bu ağ, bazen koruyan bazen de tuzağa düşüren bir zihnin metaforu hâline geliyor. Okurken hem bilimsel bir arka planı hem de duygusal yoğunluğu bir arada buluyorsunuz. Arachnoid Mater, seriyi takip edenler için kesinlikle devam edilmesi gereken bir kitap.
Arachnoid MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 202011bin okunma
Puan vermedi·258 syf.··
2026 127. kitabı
Bugün sizlere duygu yüklü bir kitapla geldim. @diksiyonvedrama ’ın kaleme aldığı “Vaat”, saklanan sırların, tutulmayan sözlerin ve kaçınılmaz kader bağlarının gölgesinde şekillenen, çok sesli ve derinlikli bir insan panoraması sunuyor. Roman, okuyucuyu ilk andan itibaren Canan’ın zorlu aile yaşantısıyla örülü hüzünlü atmosferine çekerken, aslında her birimizin hayatından tanıdık bir parça bulacağı yalnızlığı paylaşıyor. Karakterlerin kendi suskunluklarıyla sınandığı bu evrende yazar; aşkı, emeği, inancı ve vicdanı dar sokaklardan sınıflara, kalabalık meydanlardan loş tiyatro sahnelerine kadar hayatın aktığı her yere ustalıkla taşıyor. Kitabın en çarpıcı yönlerinden biri, her bölümde farklı bir karakteri merkeze alarak ilerleyen akıcı kurgusu oluyor. Canan’ın eşinin ölümüyle doruğa ulaşan o boğaz düğümleyen gerçekçi duygu yoğunluğu, asgari ücretle hayata tutunmaya çalışan mühendis İpek karakterinin yüzümüze çarptığı toplumsal gerçeklikle birleşiyor; Makbule’nin etkileyici manifestosu ve karakterler arasındaki ince kavuşma bağları ise yazarın kurgu yeteneğini tamamen görünür kılıyor. Romanın ruhunu derinleştiren ve beni de etkileyen yerlerden biri ise tiyatro sahnesinin büyüleyici metaforu. Halim Hoca’nın vefatının ardından buruk bir şekilde toplanan Mustafakemalpaşa tiyatro ekibi, onun vasiyeti olan Keşanlı Ali Destanı’nı sahnelemek için bir araya geldiğinde, tiyatronun o iyileştirici ve birleştirici gücü tüm çıplaklığıyla hissediliyor. Yönetmen Yaşar’ın “perde kapanmaz ve kapanmayacak” diyerek ekibi ayağa kaldırma çabası, hayatın üzerimize yüklediği beklenmedik rollere karşı açılmış bir savaş niteliğinde. Seyirci giriş kapısında bekleyen İmam Efendi’nin heyecanına ve tedirginliğine rağmen sırf hocanın anısına Keşanlı Ali rolünü üstlenmek istemesi, eserin vicdan ve
VaatEmre Veral · Arete Yayınları · 20261 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Keşke” Özlem ya da pişmanlık ifadesi Bir Köy Enstitüleri Romanı
10/10
·500 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:54
1940 - 1980 arası yıllar! Bu yılların karanlığına rağmen aydınlık yarınlar için çabalayan “Köy Enstitüleri” Ve bu enstitülerin ışık saçan iki öğrencisi Fikret ve Sabia (nam-ı diğer Nedret Öğretmen) Bir taraftan onların yarım kalmış aşklarına tanıklık ederken bir taraftan da o dönemleri okumakla kalmayıp perde arkalarına kadar görüyorsunuz. “Sema Soykan” bizlere sadece aşk hikâyesi ve köy enstitülerini anlatmıyor. Görünenin ardındaki görünmeyeni anlatıyor. Belki de hepimizin kanayan yarasına, vicdanına, aklına, susmak zorunda kaldıklarımıza sesleniyor. Bizlere eğitimin önemini, güçlü kalabilmenin ilkesini aşılıyor. “Köy Enstitüleri” tarihsel bilgilerimizin çok dışında, eğitim - öğretimin çok ötesinde bir kurum. Burada sadece okumayı öğrenmiyorsunuz, buradan sadece öğretmen olarak da çıkmıyorsunuz. Biliyorum derken meğer ne çok şeyi bilmiyormuşum. “Keşke” ye başladığımda okula gidebilmek için ağlayan küçücük bir kız çocuğuydum. Bitirdiğimde ise vatanı, milleti, ilkeleri uğruna her şeyi yapabilecek güçlü bir cumhuriyet kadını Sema Soykan’a ise ayrı bir parantez açmadan cümlelerimi bitirmek istemiyorum. Edebi yönünün zenginliğini, kaleminin gücünü bir yana bırakıyorum. Vatan aşkına, cumhuriyet sevdasına, güçlü kimliğine değinmek istiyorum. Ve “ @semasoykan ” gibi yazarların, insanların çoğalmasını diliyorum.
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,021 okunma
Puan vermedi·303 syf.··
2026 510. kitabı
R.F. Kuang’ın Sarı Yüz adlı eseri, yayıncılık dünyasının perde arkasını, kültürel sahiplenme ve sosyal medyanın manipülatif gücünü keskin bir dille eleştiren modern bir gerilim romanıdır. Hikaye, edebi anlamda başarısız bir yazar olan June Hayward’ın, çok satan yazar arkadaşı Athena Liu'nun trajik bir kaza sonucu ölümü üzerine, onun tamamlanmamış taslağını çalması ve kendi eseriymiş gibi yayımlaması etrafında şekillenir. June, eseri yayımlarken kendi adını Juniper Song olarak değiştirir ve yazar fotoğrafında ırkını belirsiz kılacak şekilde düzenlemeler yaparak, aslında kendisine ait olmayan bir kültürel mirası sahiplenir. Roman, şu temel unsurları ustalıkla işler: Kültürel Sahiplenme: Bir yazarın, kendi geçmişiyle hiçbir bağı olmayan bir konuyu, sırf popülerlik uğruna kullanmasının etik sınırlarını sorgular. Sosyal Medya ve İptal Kültürü: June'un yükselişi ve sonrasında gelen linç süreci üzerinden, internet üzerindeki tepkilerin nasıl birer silaha dönüştüğünü ve dijital çağda gerçeğin nasıl kolayca çarpıtılabileceğini gösterir. Güvenilmez Anlatıcı: Okuyucuyu, bencil ve manipülatif bir karakter olan June'un zihnine hapseder; June’un kendi eylemlerini nasıl rasyonalize ettiğini görmek, okur için rahatsız edici bir deneyime dönüşür. Sarı Yüz, edebi sahtekarlığın sınırlarını zorlayan, yayıncılık sektöründeki çeşitlilik arayışının nasıl istismar edilebileceğini ve bir başarının ardındaki yalanların, vicdan ve toplum baskısıyla nasıl bir çöküşe dönüşebileceğini anlatan oldukça güncel ve sarsıcı bir başyapıttır.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,4bin okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2026 71. kitabı
Kitabı bitirdiğimde zihnimde kalan ilk şey, bunun yalnızca bir mafya romantizmi olmadığıydı. Bu, yasın insanı nasıl dönüştürdüğünü, intikamın insanı hangi karanlık koridorlara sürüklediğini ve bazen en büyük savaşın kalbin içinde verildiğini anlatıyor Harzemsah Kutsal Alazgir, kız kardeşi kadar yakın hissettiği arkadaşının ölümünün ardından doğruluğuna inandığı bir amaç uğruna Rusya'ya gidiyor. Elinde yalnızca öfkesi ve güvendiği insanların anlattıkları var. Ancak olaylar ilerledikçe, gerçek sandığı şeylerin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya çıkıyor. . Çünkü bazen insan, haklı olduğuna inanarak çıktığı yolda kimin suçlu, kimin masum olduğunu ayırt edemez hâle gelebiliyor. Araz Vladimirov ise asla normal bir karakter değildi. Gücü elinde tutan, korku salan, acımasız kararlar verebilen bir adam olmasına rağmen tek boyutlu yazılmamıştı. Onu sevmemek için çok nedeniniz varmış gibi görünürken, zamanla kendi sınırlarını, sadakat anlayışını ve sevdiklerine karşı gösterdiği beklenmedik yönleride var. Bir noktadan sonra "Bunu yapmış olabilir ama bunu asla yapmaz," diye düşünmeye başladim. İşte tam da o anda hikâye elinizdeki bütün kartları yeniden dağıtıldi. Kutsal ve Araz arasındaki birbirlerine duydukları öfke, güvensizlik ve bitmek bilmeyen sorgulamalar, yavaş yavaş yerini geri çekilemeyen bir çekime bırakıyor. Kutsal'ın perde arkasında çevirdiği işleri fark eden Araz'ın sessizliği, ihaneti affetmeyeceğini söyleyen bir adamın kalbiyle verdiği mücadele... Özellikle finale doğru yaşananlar... Çünkü bazı kırgınlıklar bağırarak değil, sessizce can yakıyor. Ve o final... Kutsal'ın kavuştuğunu sandığı aile bağları, açığa çıkan gerçekler ve yarım kalan hesaplar. İkinci kitabi cok merak ediyorum. Acilen çıksa super olur
Harzemşah 1: Moroz YasasıAsena Nişikli · Pukka Yayınları · 202626 okunma
10/10
·614 syf.··
2026 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 19:31
Anna Tsintsadze ~ Litih'in Gözyaşları 2 merhabalaar bugün okurken canımdan can giden bir kitapla geldim •Spoiler içermektedir. Bu kitapta, birinci kitaptaki merak ettiğimiz her şeyin perde arkasını öğreniyoruz hemde detaylı bir şekilde. Aklımızda soru işareti kalmıyor. İlk kitabı çok sevip bazı detayların özellikle anlatılmasını onları okumayı istiyordum ve bu kitapta o anları fazlasıyla okuduk. Sanırım seride favori kitabım bu kitap olacak Birinci kitapta Uygar'ı anlamıyordum, hatta pek sevmiyordum ama bu kitapta Uygar'ı anladım, Meira'dan nefret ettim. (Hala aklım yaptıklarını almıyor) Sürekli bu kadar şeyi nasıl yaptığını sorguladım. Örgütün başına geçmesi, oyun olarak atın üstüne binip insanları... Sonra Uygar onu buluyor ve düzeltiyor sanki? Özellikle son sayfalarda buna inanmak istiyorum çünkü çok değişti. Uygar'ı ise bu kitapta sevdim. Aynı zamanda birisinin aşkı takıntıya dönüşürse ne kadar ileri gidebileceğini, uğrunda neleri feda edebileceğini göz ardı edebileceğini gördüm. Meira bu son bölümlerde beni kendisine inandırmayı başardı ama hatta Mertle barışmaya bile çalıştı. Onların sahnelerini okumayı çok sevdiğimi farkettim. Serinin devamında onların daha çok sahnesini okumayı çok isterim Kitabın sonunda felaket bitti. Travma bıraktı resmen bende akıma geldikçe sonunu açıp okuyorum. O kadar yaraladı ki beni lütfen üçüncü kitap gelsin devamında neler olduğunu çok merak ediyorum
Lilith'in Gözyaşları IIAnna Tsintsadze · Lapis Kitap · 2025231 okunma