Yerli En İyi Distopya Mıdır Peki?
10/10
·496 syf.·
2026 26. kitabı
Bu kitaba başlarken beklentim gerçekten çok yüksekti. İlk iki kitap çıtayı zaten fazlasıyla yükseltmişti ve açıkçası üçüncü kitabın bu beklentiyi karşılayıp karşılayamayacağını merak ediyordum. Fakat kitabı bitirdiğimde şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki beklentilerimin tamamını karşıladı, hatta birçok noktada onları aştı. Her şeyden önce Övgü'nün kalemindeki gelişim inanılmaz belirgindi. İlk iki kitapta da anlatımı oldukça güçlüydü fakat üçüncü kitapta adeta şov yapmış. Betimlemeler, diyaloglar, karakterlerin duygu aktarımı, aksiyon sahneleri... Her şey çok daha oturmuş ve çok daha etkileyiciydi. Sayfaları çevirdikçe bunu hissetmemek mümkün değildi. Bu kitapta olaylar, ilk iki kitabın ardından karakterlerin ulaştığı Gizliman etrafında şekilleniyor. Dışarıdan bakıldığında güvenli ve ihtişamlı görünen bu başkentin ardında ise yıllardır biriken öfke, sırlar ve çökmeye yüz tutmuş bir düzen yatıyor. Eski ittifaklar sarsılırken yeni dostluklar kuruluyor ve yaklaşan savaşın ayak sesleri her geçen sayfada biraz daha hissediliyor. Karakterler artık yalnızca hayatta kalmaya çalışmıyor; hangi tarafı seçeceklerine, ne uğruna savaşacaklarına ve neyi feda edebileceklerine karar vermek zorunda kalıyorlar. Kitabı gerçekten soluksuz okudum. Uzun zamandır beni bu kadar içine çeken bir distopya okumamıştım. Fakat bu kitabı benim gözümde özel yapan şey yalnızca aksiyonu değildi. Asıl etkileyici olan, satır aralarına ustalıkla yerleştirilmiş alt metinlerdi. Kitabı okurken yalnızca fantastik bir dünyanın içinde dolaşmıyorsunuz. Aynı zamanda günümüz dünyasına, güç kavramına, sınıf ayrımlarına ve özellikle kapitalist düzene yapılmış çok güçlü göndermeler görüyorsunuz. İsimler değişiyor; Giz oluyor, Kayalı oluyor, Gezgin oluyor... Ama sistem değişmiyor. Gücü elinde bulunduranlar, sırf
Hainin Mührü 3Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 202668 okunma
​Katili Bulmak Yetmiyor, Yazar Aklınızla Oynuyor!
8/10
·344 syf.··
2026 21. kitabı
Çok fazla psikolojik gerilim okuyan biri olarak yazarın bıraktığı ipuçlarını takip edip katili erkenden tahmin ettim ve açıkçası yanılmadım da. Türün müdavimleri için bu yönüyle biraz tahmin edilebilir bir kitap olduğunu söyleyebilirim. ​Ancak kitabın asıl başarısı tam olarak bu noktada devreye giriyor: Katili doğru tahmin etmiş olmama rağmen, okumaya devam ettikçe yazar beni o kadar ustaca manipüle etti ki sürekli kendi tahminimden şüphe duymaya başladım. Kitabın o tekinsiz kasaba havası ve kasvetli atmosferi insanı sürekli bir belirsizliğe sürüklüyor. Alice Feeney katilin kim olduğundan ziyade, yarattığı o muazzam şüphe psikolojisiyle okuyucuyu kendi aklından bile şüphe eder hale getiriyor. ​"Ben zaten katili buldum" dediğiniz anda bile sayfaları "Acaba yanlış mı biliyorum, yoksa başka bir oyun mu var?" sorusuyla çeviriyorsunuz. Katili bilseniz bile son ana kadar sizi o güvensizlik hissiyle sayfaların başında tutabilen, acayip akıcı bir psikolojik gerilim. Türü çok okuyanları bile şüphe krizine sokabildiği için kesinlikle şans verilmesi gereken bir roman.
Ne Yaptığını BiliyorumAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20227bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“Neşeli olmak nezaket gereğidir.”
10/10
·112 syf.··
2026 30. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 17:10
Yazar, 40 yıllık hayat arkadaşının ölümünün ardından yaşadığı yas sürecini kaleme alıyor ve bunu yine kendine has nüktedanlığı ile yapıyor. Bu yas süreci oldukça gerçekçi yazılmış. (zaten gerçek) Çok süslü cümleler yok ama hayatın çok içinden farkındalıkların ifadeleri var. Birini kaybettikten sonra hayatımızda oluşan boşluklar, giden kişinin bıraktığı eşyalar, yarım kalan işleri ve her şeye rağmen hayatın devam etmesi ve yası yaşayan kişinin de devam etmek zorunda olması… Fournier bunları yaşarken anılara başvuruyor, günlük hayatından bahsediyor ve kitabı da eşine değil, ikisinin hayatına ithaf ettiğini söylüyor. Bahçedeki bir çiçek, cüzdanda kalan son para, indirim habercisi mesajlar, yazlıktaki insanlar ve güzel anları ölümsüzleştiren bazı fotoğraflar yazara eşinin kaybını gösteriyor. Ve sık sık onun kendisinden önce öldüğüne, neden onu bırakıp gittiğine dair kırgınlıklar yaşıyor. Biz okura da böyle garip bir his bırakıyor.
DulJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20256,7bin okunma
Silber-Rüya Labirenti
2/10
·432 syf.··
2026 23. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 06:24
Belki serinin son kitabı diğerlerinden çok daha iyi veya daha iyi olur diye umutlanmıştım fakat tekrardan bir hayal kırıklığı oldu. Kitabın konusundan, yapılan yorumlardan, insanların ne kadar çok beğendiğini gördükten sonra alıp okuduğum bir seri oldu lakin çok vasat bir seri ile karşı karşıya geldim. Merak edip alıp okumak isteyen varsa almasın derim, bu kitap serisine bu denli para verip hayal kırıklığına uğramak sizi mutsuz etmeyecekse o zaman bir şans verebilirsiniz elbette. Kitaptaki konular sürekli ve sürekli birbirini tekrar ediyordu. Sayfaları çevirirken, ya artık yeni bir şeyler olsun ya da bir an önce bitsin diyerek neredeyse iki hafta boyunca elimde sürüklendi durdu. Bu kitap serisinin hitap edebileceği kitle; 13-16 yaş aralığına sahip, kitap okumaya yeni başlayan kişiler için uygun olabilir fakat on sekiz yaşın üzerinde ve uzun süredir kitap okuyan ve kitaplara hâli hazırda hâkim olan birisiyseniz büyük ihtimalle aldığınıza pişman olacaksınızdır. Silber - Rüya Labirenti Kerstin Gier
1000Kitap
Silber - Rüya LabirentiKerstin Gier · Pegasus Yayınları · 20161,109 okunma
9/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 00:00
Merhabalar Bugün sizlere, “Sakkara’nın Kumları” ile kalemine hayran kaldığım Glenn Meade’in “Romanov Komplosu” kitabının yorumunu getirdim. Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu, elinize alıp bir günde okuyup bitirebileceğiniz bir roman değil. İçerisinde çok sayıda karakter, farklı cephelerde ilerleyen olaylar ve tarihsel detaylar bulunuyor. Bu yüzden kitabı zamana yayarak, sindire sindire okumanızı tavsiye ederim. Ayrıca Romanov ailesinin hikâyesine ve Rus Devrimi dönemine dair küçük bir araştırma yapmak, kitabın atmosferine daha kolay girmenizi sağlayacaktır. Kitap günümüzde başlayan bir gizemle açılıyor ve ardından bizi geçmişe doğru uzun bir yolculuğa çıkarıyor. Bu yolculuk boyunca yazar, sanki elimize bir yapbozun parçalarını tek tek veriyor. İlk başta birbirinden bağımsız görünen olaylar, karakterler ve sırlar ilerleyen sayfalarda yavaş yavaş anlam kazanmaya başlıyor. Hikâye finalde yeniden günümüze döndüğünde ise tüm parçalar yerli yerine oturuyor ve o büyük resmi nihayet görebiliyorsunuz. Açıkçası bazı gelişmeleri tahmin ettiğimi düşünsem de yazar, finalde ters köşe yapmayı başardı. Hikâye günümüzde, Rusya’nın Yekaterinburg kentinde başlıyor. Ormanın derinliklerinde yürütülen bir arkeolojik kazıda, adli patolog Dr. Laura Pavlov ve ekibi Rus Devrimi’nin Kızıl Terör dönemine ait olduğu düşünülen kalıntılara ulaşıyor. Ancak buluntular arasındaki en dikkat çekici bulgu, sürekli don sayesinde kusursuz şekilde korunmuş bir kadın cesedi oluyor. Kadının elinde sıkıca tuttuğu bir zincir ve ucunda bir madalyon bulunuyor. Madalyonun ön yüzünde Romanov ailesine ait bir mühür yer alırken, arka tarafında birine ithafen yazıldığı düşünülen bir yazı yer alıyor. Ne var ki yılların ve pasın etkisiyle bu yazı artık okunamaz hâle geliyor. Dr. Laura Pavlov, madalyonun sırrını
Roman-Polisiye-Tarih-Edebiyat
Romanov KomplosuGlenn Meade · Sia Kitap · 2025872 okunma
7/10
·672 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
Kitap gayet güzeldi ama gereksiz uzatılmıştı. 400. Sayfaya kadar baya sıkılarak okudum bazı aksiyonlar olmasa bırakırdım büyük ihtimalle ama son 200 sayfa iyiydi herşeyin hızlanıp açığa kavuştuğu ve savaşlarla geçen sayfalardı. Önceki kitap ta da olduğu gibi yazar savaş sahnelerine biraz haksızlık etti maalesef ama yinede iyiydi.
Küller ve Yıldızların Lanetlediği KralCarissa Broadbent · Martı Yayınları · 2025273 okunma