Ahmet Avşar, bir alıntı ekledi.
8 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

- Herkes geçer diyor. Geçer mi Efendim ?
- Herkes ne bilir acımı Olric ?
Her gün biraz daha acır sonra, biraz daha ve biraz daha. Ama en sonunda ne olur biliyor musun Olric? Geçmez evet geçmez. Geçti sanırsın ama, geçmez... Örneğin, alışverişe çıkarsın bir mağazaya girersin. Öyle bir şarkı çalmaya başlar ki hatırlatır, dağıtır. Geçmez...
Geçer sanırsın ama geçmez. Daha az akla gelmeye başlar, alışıyorum galiba dersin. Arkadaşlardan biri görmüştür onu biriyle bir yerde bir şeyler içerken.. Boğazın kurur, yutkunamazsın ama geçmez... Geçer sanırsın ama geçmez. Telefonun ekranında duvar kağıdı değildir artık, kendinden bile sakladığın bir fotoğrafını görürsün aklındaki galeride. Gözüne çarpar, hatırlatır. Vurur, geçmez. Rehberden adını silmişsindir, numara aklından geçip gitmez. Oturduğu semtin otobüsü önünden geçer sen durakta gözlerin dolmuş beklerken. Defalarca doğru durakta inme telaşı yaşadığın o toplu taşıma faaliyeti gözden yaş taşırma hareketine döner. Binmezsin, ama geçmez. Yine Geçti sanırsın Olric,unuttum dersin.. ama geçmez Olric... Adına bir filmde rastlarsın, alelade bir radyo programının canlı bağlantı kısmında istek bir şarkı üzerine.."Sezen Aksu - Vazgeçtim" talep olunmuştur. Çalınır, geçilmez. Acır, geçme. Birilerini öpüşürken gördüğünde gözünüze çarpan ani bir düşünce ile sarsılır dudağın bir başka dudağa geçme eylemi ve ardından gelen. O da birini öpüyor mudur acaba sorusu ve muhtemeldir öpmesi.. canın acır için kanar, geçmez... Başka birini basmak istersin kanayan yarana. Saçı onun gibidir, gözleri onunkiler gibi kocaman. Sesi onunki gibi ince. Bakarsın, gördüğün o değildir..
Hayal kırılır, parçalar esner. Dağılır, ama geçmez. Acır ama, geçmez Olric.

Tutunamayanlar, Oğuz AtayTutunamayanlar, Oğuz Atay
Yağmur Şire, bir alıntı ekledi.
 14 dk. · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Yaşamında bir amaç bul ve ona göre yaşa, derler. Ama bazen, ancak yaşayıp bitirdikten sonra yaşamın bir amacı olduğunu fark edersin, bu da genellikle hiç aklında olmayan bir amaçtır. Şimdi, artık görevimi tamamlandığımdan, kendimi hedefsiz, başıboş hissediyorum.

Ve Dağlar Yankılandı, Khaled Hosseini (Sayfa 156 - undefined)Ve Dağlar Yankılandı, Khaled Hosseini (Sayfa 156 - undefined)
Elfida, bir alıntı ekledi.
25 dk. · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

''Kız seninle oynamış ''diyor neden sonra,
''Çok kötü oynamış hem de''
''Yanılıyorsun'' diyorum. ''Beni sevmişti.''
''Hala onu savunuyorsun,'' diyor düş kırıkları içinde ...

Sis ve Gece, Ahmet ÜmitSis ve Gece, Ahmet Ümit
Zifiri, bir alıntı ekledi.
29 dk.

Bakara - 284
Göklerde ve yerde ne varsa hepsinin mülkiyeti Allah'a aittir. İçinizdekini açığa vursanız da gizleseniz de Allah sizi ondan hesaba çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder; Allah her şeye kadirdir.

Kuran Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, Hayreddin Karaman (Sayfa 450)Kuran Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, Hayreddin Karaman (Sayfa 450)
Gonca Çiftçioğulları, Alpagut Budun'u inceledi.
40 dk. · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

Bu kitap, gruplarda paylaşıldıkça açıkçası ismi çok ilgimi çekmişti. Acaba nedir bu Alpagat Budun diye düşünmüştüm. Ve merakımı da bu güzel kitabı okuyunca gidermiş oldum. Yanılıyor muyum bilemem ama kitabın yazarının gerçek bir polis olduğunu düşünüyorum. Sanki yine gerçek bir dava dosyası ele alınmış gibi geldi. Eğer böyle değilse bravo demek lazim o derece gerçekçi bir kurgu ve gerçek bir polis gözüyle yazilmis hissi verdi bana. Resmen kitabı bir solukta okudum. Dava nasil sonuçlanacak, işin ucu kime dokunacak baya bir merak ettim açıkçası. Yazarin ilk kitabi oldugunu saniyorum. Anlatim konusunda acemilik göze carpsa da neden bilmem ama o doğal anlatim tarzi benim hosuma gitti, cok samimi buldum ifadelerini. Şahsına munhasir bir anlatim tarzi vardi.
Kisaca kurgusuna deginecek olursam, Hakan istanbul Emniyeti Cinayet Büro'da çalışan rütbesiz bir polis memurudur. İşini titizlikle ve severek yapmaktadir fakat bunun yaninda biraz psikolojik sorunlari da olan biridir. Bu sorun da işi konusundaki takintisindan kaynaklanmaktadir. Bir ortakla calismayi sevmedigi icin yanina verilen ortaklari yedi sülalesine kadar arastiran bir yapisi vardir. Bu takıntısı cinayet davalarinda çok işine yaramakta ve ele aldığı bütün davaları sonuçlandirmaktadir. Bu özelliği yüzünden Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafindan çözülemeyen bir cinayet soruşturmasını yürütmesi icin görevlendirme yoluyla Kastamonu'ya gonderilir ve asıl hikaye bundan sonra başlar. Daha fazla spolier vermeyecegim çünkü Hakan'in agzindan bu sirlarla dolu davayi onunla birlikte çözmeye calismaktan daha çok keyif alacaksiniz. Farkli bir anlatim ve farklı bir kurgu okumak isteyenleye tavsiye ederim.

Celicia, İlk Aşk'ı inceledi.
51 dk. · Kitabı okuyor · Beğendi · 10/10 puan

Bir çok denemeden sonra olan ilk aşk.
Bence o kadar kızın adının da aynı olması biraz tuhaf bir o kadar da komik.
Başta dine yönelik şeyler yazdığı için pek sevmemiştim ve bir o kadar da sapık cümle ama aslında o kadar da rahatsız etmediğini fark ettim ve okumaktan kendimi alamadım.
Tavsiye ederim herkese

Aslıı, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

15
Yalnızlık kaybettikçe kazanır her zaman.
Bazen de büyüler verir bize en olmaz düşlerden,
düşler verir kıpırtılardan,
düşler seslerden
ve görüntülerden.
Öyle elsiz ayaksız dalarız ki ona,
kapılarımız kapısıdır bir yerden sonra,
pencerelerimiz penceresi;
ve kalakalınışızdır kapılarımızdan
kapılarının ardında.
Üstelik, orada herkes vardır;
ölüler oradadır, diriler.
Çünkü her şey yalnızlık kadar eskidir,
yalnızlık kadar uzak;
ve her şey uzaklığı kadar güzel.

Yalnızlıklar, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 64 - kültür yayinlari)Yalnızlıklar, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 64 - kültür yayinlari)

Bırak Bırak
Bırak o kordonu dedin, bıraktım ve çıktım dünyaya
İlk zorluğu buyurdun, memeyi bırak dedin, uzun emdimdi eminim.

Köyü bırakıyoruz dediydi baban biraktı hepimizi şehire
Saçını bırak, dedi annen berberde her sabah zor olur
Her gün taraması, başlarken ilkokula.
Ne berberi unuttun ne o günü.
O gün bugün saçın bir anlamı yok sende, arada zülüf filan
desen de şiirde.

İlkokul öğretmenin sol elini beğenmedi, bırak dedi,
Solak ne öretmenim diyemeden bıraktın kalemi sağ eline.
Çocuklar travmatik oluyorlarmış boşanınca babayla anne
O ne ki, bizimkiler kaç evi başımıza yıktılar her mahallede.

Bir arkadaşın nurcan; sana göre, yaşına göre
Onu esmerliğiyle sevdiydin geceyi de,
ilk ayrılığındı, işte bak, bırak dedi sana,
bıraktın oyun arasında, anlamadın bile.

Feneri yak gidelim mavilim, sonra... ne bileyim, onca hırgür.
Anlamadım neler bıraktım ilkgençlik yıllarında ralarda ralarda.
Okulu bırak diyen bir şeytan da olmuştu arada, saymalı onu da.

Sonra büyü dedin, büyüdük.
Uza dedin uzadık. Boylu boyunca.
Elimi büktüğün yetmedi belimi büktün,
bırak dedin basketi, bıraktım.
Beş olması gereken yerde dört omur varmış
Niye eksik ben ne bileyim, sen taktın?
Al bak sana şiir dedin,
Onu beşinci omur diye taktım.

İlk aşkımdı, nasıldı dersen, ilk fasıldı, asıldı,
bu şiirin başındaki süt gibiydi, bırakması.
Onu bırak dedin ya. Ah ne zordu. Bir vapur iskelesinde,
turnikenin öbür yanında.
Gözümü açtığımda elektroşok veriyorlardı eksiğimin
yerine.

Gençlik işte onu bırak bunu bırak, serseri misin, bırak
Diye diye, bıraktıklarını dizemezsin,
Vesselam lale sümbül bağın
bırak bırak, bitmiyordu bu hayat.
Kısa kestim bu bölümdeki yılları, uzun bıraktırmıştın çünkü.

Kompile mistik ol dedi biri, kimdi, bir ara unuttum kendimi
Oysa hayattı bu, buradaydı, ben buradaydım, yoktu yeri
Basitti yaşamak. Yaşarsın ve kemiklerini bırakırsın geri.

Hayattı, hayatımızdı, olgun bir meyveye benziyor gibiydik ileri geri
Baktım bırak dedi babanın elini, babam sana gitti,
ondan kalan boşlukla da epey büyüdüm, inanmazsın işte!
İşte o meşenin altı, on yıldır yok, işte burada yokluğunun yeri.

Onca yıldan
Onca bıraktıklarımdan sonra
Ben şimdi sana
Bırak beni, bırak beni dersem
Ve sen

Beni bırakırsan var ya
Beni bırakırsan var ya!
-Birhan Keskin -

Nazım Hikmet Ran
Bugün pazar.
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün
Bu kadar benden uzak
Bu kadar mavi
Bu kadar geniş olduğuna şaşarak
Kımıldamadan durdum.
Sonra saygıyla toprağa oturdum,
Dayadım sırtımı duvara.
Bu anda ne düşmek dalgalara,
Bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
Toprak, güneş ve ben...
Bahtiyarım...

Abdullah KÜÇÜK, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

-Bundan sonra çiçek getirmeni istemiyorum. Sana özellikle çiçek verirlerse başka. Söz mü?
-Söz. Ama bardak ne olacak? Hep boş mu kalacak?
-Bu bardak bir daha boş kalmayacak. Ona baktığımda, içinde hep yeryüzünün en güzel çiçeğini göreceğim ve bu çiçeği bana en iyi öğrencim verdi diye düşüneceğim. Tamam mı?
Şimdi gülüyordu. Elimi bıraktı ve tatlılıkla:
-Şimdi gidebilirsin altın yürekli çocuk, dedi.

Şeker Portakalı, José Mauro De VasconcelosŞeker Portakalı, José Mauro De Vasconcelos