Bir kez daha uğradığımız
Cinayet yerine benziyor
Unutmak istediğimiz ne varsa
Meğer ne çok biriktirmişim
Unutmam gereken şeyleri
Duruşunu, şehlâ sesini meselâ
Yatağımda kalan sıcaklığını
Yastıkta başının bıraktığı çukuru
En çok da bir yolculuğa çıkarken
Dönüp dönüp sarılışını
Zaman bir su gibi hâreleniyor yine
Rivâyetdi ne zaman sâhi oldu
Bildim ama bilemeyip düştüm
Yollara ıslığımdaki gül kokusuyla
Çünkü gül mağrur bir yalnızlık
Yahut dalgın bir keder olarak
Yakışırdı senin şehlâ sesine
bilmem ki, nasılım bakışlarında
hasta mı, yalnız mı, karanlık mıyım
bin yıllık değil de, bir anlık mıyım
aramızda tarih, vedâ tepesi
aynı yoğunlukta sevmiyor dünya
şairim, limanı yaralı gemilerin
onlar gemiye kaptan
beklesin vatan