Epiktetos, Seneca'nn önerdiği uyku öncesi meditasyonunu bir adım ileri taşır: Gündelik işlerimizi yaparken aynı anda hem katılma hem de izleyici rollerini oynamamız gerektiğini öne sürer. Yani aklımızda, bizi izleyen ve stoaci pratiğimizle ilgili yorumlarda bulunan stoacı bir gözlemci yaratmamız gerekir. Benzer biçimde Marcus Aurelius da her yaptığımızı incelememizi, o şeyi yapma nedenlerimizi belirlememizi ve her ne yapıyorsak onunla varmak istediğimiz sonucun bizim için taşıdığı değeri düşünmemizi tavsiye eder.
Sıradan kişi zevki kucaklar ama bilge zincire koşar; sıradan biri zevkin en yüce iyi olduğunu düşünür ama bilge bunu iyi olarak dahi görmez; sıradan insan zevk elde etmek için her şeyi yapar ama bilge hiçbir şey yapmaz.
Sahip olduğu tek eşyası, üzerindeki peştemal olan birini düşünün. Bu kişi daha kötü durumda da olabilirdi: O peştemal da olmayabilirdi. Stoacılara göre bu bireyin bahsi geçen ihtimali düşünmesi kendi yararınadır. Diyelim ki peştamalını da yitirdi. Sağlığı elinde olduğu sürece durum hâlâ daha kötüye gidebilir (düşünmeye değer bir nokta). Peki, ya sağlığı da bozulmaya başlarsa? O zaman da hâlâ hayatta olduğuna şükredecek haldedir.