Hiçbir şey anlamıyorum, anlamak da istemiyorum. Olaylarda kalmak istiyorum. Anlamamaya karar vereli çok oluyor. Anlamak istersen olaydan sıyrılman gerekir, oysa ben sadece olayda kalmak istiyorum.
(4) Bilinçlilikten doğan bir itiraz: Bu sav, Profesör Jefferson'un 1949'daki Lister Nutku'nda gayet güzel ifade edilmiştir; oradan alıntı yapıyorum:
Bir makine, simgeleri gelişi güzel yerleştirerek değil ama düşüncelerinden ya da hissettiği duygulardan ötürü sone yazmadığı ya da konçerto bestelemediği müddetçe, makinenin beyne denk olduğunu kabul edemeyiz; yani yazmakla kalmamalı, bunu kendisinin yazdığının da farkında olmalı. Hiçbir mekanizma, başarılarından ötürü haz, vanaları eridiğinde keder duyamaz, övgü aldığında içi ısınmaz, hatalarıyla sefil duruma düşmez, cinsellikten büyülenmez, istediğini alamayınca öfkelenmez ya da kederlenmez (yapay bir sinyalden bahsetmiyorum, bu kolay bir tertibat olurdu).
Atom ve molekül birleşimleri dahil, basit aksamın örgütsüz pek çok birleşimi, enerji dolu "itiş kakışa" tepki olarak dengeli hale girer; bu denge halinde aksam, daha karmaşık yığınlar olarak düzenlenir.