Roboto

Hobbes doğal insanın ahlaksal yetileri olmadığını söylemekte haklıdır, ama erdemli olmayı bilmemesinin, onu kötü ve saldırgan yapacağı konusunda yanılmıştır. Rousseau'ya göre, doğal insanın iyiliğinin kaynağı, erdemli olmayı bilmesi değil, kötülüğü bilmemesidir; o iyidir çünkü saftır.
Sayfa 55
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Toplum-öncesi doğal durumda, algılanan ihtiyaçlar (ya da arzular) ile gerçek ihtiyaçlar arasında hiçbir fark yoktur. İnsanın henüz konuşma yeteneği bile olmadığından, aklını kullanma yeteneği de gelişmemiştir. Ne geçmişi hatırlar, ne geleceği planlar; günübirlik yaşar. Yalnızca bildiği şeyleri arzular; bildiği şeyler ise hemen ihtiyacı olan şeylerdir. Kendi ihtiyaç nesneleri dışındaki her şeye kayıtsızdır.
Sayfa 55
Rousseau, uygar insanın özelliklerini, doğal durumdaki insana atfetmesi nedeniyle Hobbes’u eleştirir. Uygar insanın siyasi otoritelerin çöktüğü bir durumda saldırganlaşması onun doğal olarak saldırgan olduğunu göstermez. Örneğin, William Golding’in sonra sinemaya da uyarlanan Sineklerin Tanrısı romanında, Hobbes’unkine benzer bir insan doğası anlayışı işlenir. Uygarlıktan uzaklaşan ve ıssız bir adaya düşen çocukların yaşamına çok geçmeden güç mücadelesi ve vahşet egemen olur. Bu durumu, toplumsal kurumlar dizginlemeseydi, insan doğasının ne denli yıkıcı olacağının kanıtı olarak değerlendirmek, günümüz karamsar insanları arasında epey yaygındır. Oysa aynı durumun bir başka açıklamasına göre, çocukların adada kurdukları vahşi düzen aslında o güne kadar boyun eğmek zorunda bırakıldıkları büyüklerin dünyasının ahlaki standartlarına ve aşırı disiplinle onları “iyi” olmaya zorlayan eğitim sistemine tepkidir. Baskının olduğu yerlerde tepkisel özgürlük mücadelelerinin olması şaşırtıcı değildir. Ama büyükler çubuğu bir tarafa bükmeye çalışırken, çocuklar tepkisel olarak öteki yana büker; özgürlüğü kuralsızlık zannedip, tüm sınırlardan ve ahlaksal ilkelerden kurtuluş olarak görürler. Çocukların davranışları, yıkmaya çalıştıkları uygarlığın normlarına tepkisel olduğu ölçüde, kendilerini “öteki” üzerinden tanımlamış olurlar ve gerçek özgürlüğe ulaşamazlar. Rousseau’ya göre çoğumuzun özgürlüğü negatif özgürlük ya da kuralsızlık olarak algılamasının temelinde benzer bir motivasyon bulunur.
Sayfa 53
Aslan doğasını anlamaya çalışan biri, hayvanat bahçesine mi yoksa vahşi doğaya mı gitmelidir? Sadece hayvanat bahçesindeki evcilleştirilmiş ve tutsak aslanları gözleyen biri, aslanın gerçek doğası hakkında ahkâm kesebilir mi? Benzer biçimde insan doğasını araştırmak isteyen birisi, tarih içinde yolculuk yapamayacağına göre, hayal gücünü kullanarak “Hiçbir toplumsal kurum olmasaydı, insan doğası eğitimle yontulmamış olsaydı, boyun eğmemiz gereken hiçbir otorite olmasaydı nasıl varlıklar olurduk?” sorusunu sorabilir.
Sayfa 51
Hobbes’un ve Locke’un toplumsal sözleşme kuramlarının, kapitalizmin doğum yeri İngiltere’de ortaya çıkması tesadüf değil; liberalizmin bu ilk kuramları, gelişmekte olan yeni politik ve iktisadi sistemi gerekçelendiren bir insan anlayışı ve “hayali kökenler” kurguluyor.
Sayfa 50