İnsanların da, bitkiler gibi, hatırlanabilecekleri iki isimleri vardı. Doğa bir kriptogram, bilimsel yöntemse bir anahtardı; doğa bir labirent, bu yöntem de Ariadne'nin ipiydi. Ya da dünya Tanrı'nın eliyle yazılmış bir alfabeydi ve çözmesi için o, Carl Linnaeus, çağrılmıştı.
Hayat buydu işte, söylenmeye değmez ya da bir kez söylendikten sonra bir daha söylenmesi gerekmez sözlerle doluydu, söylediğimiz her söz, söylenmeyi kendi özünden ötürü değil, ağızdan çıkmasının yaratacağı sonuçlardan ötürü daha çok hak eden başka bir sözün yerini alıyordu.