m

ne yaparsam yapayım, anladığın kadarım
Sık sık, cuma namazına gidip cemaatle oturan hükümdarların resimlerine rastlardım. Hükümdar süzülmüş gözlerinin arasından büyük bir küçümsemeyle, hakka ermiş gibi bakarak otururdu. Halkını aldattığı gibi, Allah'ını da aldatmaya çalıştığını görürdüm. Çevresinde, söylenen her şeye hayranlıkla kafa sallayan, kısık sesle dua eden, ellerini önlerinde kavuşturan, çevrelerinde olup biteni açıkgöz, kuşkulu, sinsi, saldırmaya hazır, aşağılık bir saldırganlık dolu gözlerle seyreden yüksek görevliler olurdu.
Sayfa 38·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bütün bu hükümdarların erkek olduğunu keşfettim. Ortak yanları hırslı ve çarpık bir kişilik, paraya, cinselliğe ve sınırsız güce karşı doymak bilmez bir iştahtı. Dünyaya kötülük tohumlarını eken, halklarını talan eden erkeklerdi bunlar; kalın sesli, ikna yeteneğine sahip, tatlı sözler seçip söyleyen, zehirli oklar atan erkeklerdi. Gerçek yüzleri, ancak ölümlerinden sonra ortaya çıkıyordu. Böylece tarihin aptalca bir inatçılıkla kendini tekrarladığını keşfettim.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Bir gece Vafeya, "Hiç âşık oldun mu Firdevs?" diye sordu. "Hayır Vafeya, hiç âşık olmadım," yanıtını verdim. Bana şaşkınlıkla baktı ve "Ne tuhaf!" dedi. "Neden tuhaf buldun?" diye sordum. "Bakışlarında âşık olduğunu söyleyen bir şey var." "İnsanın bakışlarında aşkı ele veren ne olabilir ki?" Başını sallayıp, "Bilmiyorum," dedi. "Fakat özellikle senin, aşksız yaşayamayacak biri olduğunu hissediyorum." "Ama ben aşksız yaşıyorum." "O halde yaşamın bir yalan; ya da hiç yaşamıyorsun."
Sayfa 36·Kitabı okudu
Kadın amcamın ayaklarım hiç yıkamadı, amcam da ona hiç vurmadı, bağırıp çağırmadı. Amcam ona karşı aşın derecede kibardı; ama bu, erkeklerin kadınlara gösterdiği o gerçek saygıdan yoksun, tuhaf kibarlıktı. Kansına karşı duygularının aşktan çok korku olduğunu, karısının ondan daha yüksek bir toplumsal sınıftan geldiğini sezerdim. Yengemin babası ya da akrabalarından biri bizi ziyarete geldiğinde, amcam et ya da tavuk alır, ev kahkahalarından çınlardı. Kendi halası, üstünden düşen köylü giysileri, elbisesinin uzun kollarının arasından görünen çatlak elleriyle çıkageldiğinde, suratını asıp bir köşeye çekilir, ağzını bıçak açmazdı.
Sayfa 34·Kitabı okudu
Kız çocuklarından biri öldüğü zaman babam her zamanki gibi yemeğini yer, anneme ayaklarını yıkatır, sonra yatmaya giderdi. Ölen çocuk erkekse babam annemi dövdükten sonra yemeğini yiyip gene yatağa yollanırdı.
Sayfa 30·Kitabı okudu