“Taçlı’nın şefkat ve sevgi dolu tebessümü bana ölmeyi emrediyor olsaydı o anda ölebilirdim. Yalnızca bu gülümseme uğruna birkaç ömrüm olsaydı, hepsini feda edebilirdim. O gülümsemede öyle derin bir anlam vardı ki, binlerce tercüman onun gizlediği sırrı açıklamaya güç yetiremezdi. Birbirimize bu derece yakın olduğumuz başka bir an olmamıştı çünkü… O gülümsemeden sonra sanırım benim kimsem o, onun kimsesi ben oluverdim. Ölüm şimdilik tek gerçeğimizdi bizim.”