Entelektüel bağımsızlığın iki yönden saldırı altında olduğu bir çağdayız. Bir yandan teorik düşmanları olan totalitarizm apolojistleri, diğer yanda şimdiki faal düşmanları olan tekelcilik ve bürokrasinin saldırısı altında. İlkeli duruşunu korumak isteyen her yazar ve gazeteci doğrudan suçlamalarla değil toplumun genel yönelimiyle engellenir halde buluyor kendini.
Artık vatanla, ulusla hiçbir vicdan ve düşünce bağı kalmamış bir sürü delinin, devlet ve ulusun bağımsızlığının, onurunun koruyucusu konumunda bulundurulmasına nasıl göz yumulabilirdi?
...bağımsızlığı için ölümü göze alan ulus, insanlık onur ve yüceliğinin gereği olan bütün özveriyi yapmakla teselli bulur ve hiç kuşkusuz tutsaklık zincirini kendi eliyle boynuna geçiren miskin, onursuz bir ulusal göre dost ve düşman gözündeki yeri bambaşka olur.
Temel ilke, Türk ulusunun onurlu ve şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu ilke ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla sağlanabilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık dünyası karşısında uşak olmak konumundan daha yüksek bir muameleye layık olamaz.