Bebek, ciğerine hava dolduğu anda ağlamaya başlar. Anlar ki, dünyadadır artık...
Yaşı ne olursa olsun, insan her anladığında bir kez daha ağlar. Ağladıktan hemen sonra en güzel suretinde bürünür. Yıkanır çünkü. Temizlenmektir ağlamak. Yıkandıkça başladığı yere, masumiyetine döner. Yıkandıkça, ağladıkça, yer açılır yeni iç savaşlara.
Hilal Özcan Aydın, İclal Aydın'ın kız kardeşi ve bir psikolog. Kitabı okurken anlarsınız zaten :) Ama her şeyden önce şunu bilmenizi isterim ki aşk üzerine yazılmış düşündürücü ve bir o kadar da harika bir kitabı araştırıyorsunuz şu an. Ece, Selda, Kenan ve Ceyda... Hepsinin ayrı ayrı hikayesi yer alıyor bu kitapta ve hepsi ayrı ayrı yollardan geçerek erişmişler şimdiki benliklerine. Kitabımızın baş kahramanları Ece ve Kenan. Kenan birkaç yıl önce kendinden yaşça büyük bir iş kadınıyla ilişkisi olan üniversite öğrencisi. Ece ise ablası, eniştesi, babası ve annesini kazada kaybetmesiyle birlikte iki yeğeninin teyzeliğinden anneliğine atanmış ve akabinde nişanlısı tarafından terk edilmiş bir akademisyen. Anladığınız üzere kitap bize öğretmen öğrenci aşkını anlatıyor ama nasıl bir aşk; ilk görüşte, açık açık ama bir o kadar da gizli. Kitap, Ece sayesinde çok naif ve bambaşka bir boyutta yansıtıyor aşkı bize. Bir günde bitirdim ve beni gerçekten çok düşündürdü. Çok yoğun ve karşılıklı olan ama açık açık söylenmeyen ve hiç yaşanmayan bir aşkın hikayesi. Kitaptan bi pasaj paylaşarak düşündürme sebebini aktarayım "Günlerle tüketmeyeceğim seni, aylarla ya da yıllarla. Sonsuzlukla besleyip çoğaltacağım. Bunu böyle bil. İyi ki tanımışım seni. Yoksa masalların yaşanabilir olduğunu asla öğrenemezdim. Seni sonsuz kere sevmeyi tercih ettiğim için senden sözde gidişim. Özde yaşayacağım sevgini, suretin olmasa da önemli değil."
İyi okumalar diliyorum
... Günlerle tüketmeyeceğim seni, aylarla ya da yıllarla... Sonsuzlukla besleyip çoğaltacağım. Bunu böyle bil. İyi ki tanımışım seni. Yoksa masalların yaşanabilir olduğunu asla öğrenemezdim. Seni sonsuz kere sevmeyi tercih ettiğim için, senden sözde gidişim. Özde yaşayacağım sevgini, suretin olmasa da önemli değil...
Ama işte zaman geçiyor, insanın kendine ve yaşadıklarına bakışı değişiyor, acılar biraz da böyle külleniyordu. Ve hayat her şeye rağmen güzeldi gerçekten. Doğruydu bu söz. Ama insanın kendisi zamanla değişmedikçe geçmişi ve geleceği de değişmiyorsa, hayat her şeyden önce, insanın kendine ve zamana rağmen mi güzeldi?